BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Haider ve AB’nin geleceği?

Haider ve AB’nin geleceği?

Avusturyalı faşist Joerg Haider olayı Avrupa Birliği’nin geleceğini tartışma konusu yaptı. Demokrasi, ırkçılık ikileminin getireceği tartışmalar AB’yi çatlatabilir.



Batı kamuoyu şimdi neredeyse koro halinde Avusturyalı faşist Joerg Haider olayını konuşuyor. Irkçı Özgürlük Partisi yüzde 27 oy’u alıp hükümete girmeye aday olunca Avrupa Birliği ayağa kalktı. Gerekçe, ırkçılığın Avrupa’nın yeni-çağdaş değerleriyle bağdaşmadığı. Peki ya seçimin demokrasideki yeri? Avrupalı bu soruyu şöyle cevaplıyor: “Seçim demokrasinin olmazsa olmaz koşulu, ancak demokrasinin kendini yok edecek virüslere karşı kendini koruması da bir başka olmazsa olmaz koşuldur. Irkçılık da bu virüslerden biridir. Küresel değerlerin korunması için demokrasi bazan yaptırımcı dahi olabilir.” Avusturya’da yakılan ırkçılık ateşi zaman içinde Almanya’yı, Fransa’yı ve diğer Avrupa’yı sarabilecektir. Avrupa Birliği ülkeleri her ne kadar bu ateşin söndürülmesi için seferber oldularsa da, uzmanlara göre bu akıbet kaçınılmaz gibi görünüyor. Aslında bu durum Avrupa Birliği’nin geleceğini de tehdit ediyor. Nitekim üye ülkelerin telaşı bunu doğrular niteliktedir. Avrupa; eğer geçtiğimiz yüzyılın başları ve ortalarında kabarık faturalar ödediği ırkçılık hastalığına yeniden duçar olursa, uygarlık beşiğinin yerinde yeller esebilir. Irkçılığın uç vermesi Avrupa’yı Orta Çağ’ın Engizisyon şartlarına götürmese de, kelimenin tam anlamı ile kaosa sokacaktır. Dolayısı ile bu ırkçı ateş mutlaka ama mutlaka söndürülmelidir. ERMENİLER’E VE KÜRTLER’E IRK DESTEĞİ Avrupa Birliği’nin geleceğine dair tereddütlerimizi bu şekilde özetle sunduktan sonra gelelim hadisenin bizi direkt alakadar eden çifte standart örneğine: Malumdur Ermeni soykırım iddiaları hadisesi ve Kürt konusu neredeyse bütün Avrupa’nın yıllardır ilgi odağındaki konular. Peki Avrupa bu konularla görünürde neden mi ilgileniyor? Ya da başka bir ifade ile ilgilerinin resmi gerekçesi ne midir? Etnik grupların varlığı ya da kimliğinin ırk menşeinden tanımlanması ve bunların farklılıklarının tanınması için. Avrupa bunu hep, daha fazla demokrasi ve insan hakları adına istiyor. Türkiye haklı olarak bu talepleri umursamayınca boy hedefi yapıldı. Şimdi sormak lazım: Bugün ırkçılığa karşı teyakkuza geçen ve demokrasi kavramına bile yeni tanımlar getirmeye çalışan Avrupa’nın dün Türkiye’ye karşı yaptığı Ermeni ve Kürt etnik kışkırtıcılığı bariz bir çifte standart örneği değil midir? Neredeyse tek devlet idealinde ilerleyen Avrupa’nın, Ermeni ve Kürt olayında takındığı etnik talep tavrı, onun sadece emperyalist kimliğini tescil etmiyor, aynı zamanda ilkesizliğini de gözler önüne seriyor. Sonuç mu? Irkçılık eken ırkçılık biçiyor. Tablo ortada. TANIM DEĞİŞECEK Tekrar başa dönüyoruz. Görünen, Haider olayının demokrasi tanımını değiştirecektir. Duverger’ın “halkın kendi kendini yönetim sanatı” olarak tanımladığı demokrasi kavramı, yeni bin yılda “halkın küresel değerler ışığında kendi kendini yönetmesi” şeklinde değişeceğe benziyor. Hadisenin Türkiye ile ilişkilendirilmesi bir de malum Fazilet Partisi zihniyeti çerçevesinde oluyor. Özellikle bazı çevreler bu zihniyetin yüzde kaç oy alırsa alsın iktidar olamayacağını Avusturya örneğiyle açıklıyor ve haklılık izafe ediyorlar. Evet Haider olayı yeni bir süreci ve de tartışmayı başlatmış oluyor. Saddam’a göre demokrasi nasıl olabiliyorsa, artık “evrensel yeni değerler” adıyla, gerektiğinde halkı da çok dikkate almayacak bir demokrasi biçimi galiba şekillenmeye başlıyor..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT