BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa, her şeye rağmen parlıyor

Avrupa, her şeye rağmen parlıyor

Avrupa Birliği’nin, henüz “çözülememiş” pek çok meselesi olsa da, halen dünyanın en etkili, en güçlü ve en prestijli birlikteliği olduğu su götürmez bir gerçek.



Türkiye’nin AB’ye aday ülke olarak kabul edilmesinin ardından, bir grup gazeteci ve akademisyenle gittiğimiz Brüksel’de, çeşitli konularda bilgilendirildik. Bu kapsamda, brifinglerden edindiğim izlenimleri sizlere aktarmak istedim. AB ile beklentiler arasında en gerçekçi görüneni; dünyanın en önemli ve siyasi ekonomik gücünü oluşturmak için, 2010 yılından itibaren, en az 30 yıllık bir süre boyunca, 30’a yakın ülkenin, ortak para birimi olan tek bir federal birlik etrafında toplanmaları. Avrupa ülkeleri, 2002 Temmuz’undan itibaren, zorunlu olarak, ortak para birimi euroya geçecekler. Euronun gerçek anlamı, AB’nin dünya sahnesine yeni bir süper güç olarak çıkması olarak gösteriliyor. Ancak bu, iki kutuplu bir dünyaya dönüş değil, aynı sistem içinde farklı ekonomik çıkarlara göre oluşacak ticari rekabet. Euro, dolara çok ciddi bir rakip olarak geliyor. Üstelik temsil ettiği ekonomik güç ve nüfuz bakımından daha ağır basan euro, doların dünya rezervinin yüzde 61’i ve uluslararası ticaret aracının yüzde 48’i olma niteliğini de geniş ölçüde sarsabilecek. 21. yüzyıl, ihtiyar Avrupa’nın bebeği euro ile genç ABD’nin yorgun savaşçısı doların kıyasıya mücadelesine sahne olacak. NÜFUS PROBLEMİ Avrupa’nın nüfusunda bir gerileme yaşanıyor. Doğum oranının düşük olması, yaşlıların sayısının hızla artmasına sebep oluyor. Artan işgücü açığının kapatılması da yabancıların gelişine bağlı. Nüfusun büyümesi, yabancıların gelmesiyle desteklenmezse, gelecekte, bugünkünden en az dört kat fazla yabancı gerekiyor. Kıtadaki bütün ülkelerin ekonomik ve siyasi birliğini oluşturacak Avrupa Birliği’nin kurulması en büyük hedef. Euro tedavüle çıktıktan sonra, Avrupa’daki kurumların yeniden düzenlemesinin ardından, AB, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu aday ülkeleri bünyesine katacak. Sıranın daha sonra Rusya’ya gelmesi bekleniyor. Türkiye’nin AB’ye katılması, birliğin bir Hıristiyan kulübü olmadığını, Avrupa’daki bütün Müslümanların, özellikle de Fransız vatandaşı milyonlarca Müslümanın batıda bir geleceğinin olmasını sağlayacak. AB, demokrasinin tam yerleşmediği aday ülkeleri, bir çırpıda üyeliğe kabul etmeyecek. Birliğin sağladığı bütün haklardan yararlanma izni verilmesi için uzun geçiş dönemleri gerekecek. 35 üyeli “güç” birliği Avrupa Birliği’nin 35 üyeye ulaşabileceği belirtiliyor. Avrupa, yürütme gücü, ortak para birimi, ortak savunma ve dış siyasete sahip birliğin sorunlarıyla tamamıyla uğraşacak bir altyapı oluşturma çabasında. Bütünleşmiş çokuluslu bir toplumun denendiği, Avrupalı’nın tek bir devletin değil birçok devletin vatandaşı olacağı yeni bir döneme gidiliyor. Artık pek çok Avrupalı’nın doğduğu, yaşadığı ve çalıştığı devletler farklı olabilecek. En geç 2002 yılından itibaren euro neredeyse tüm üye ülkeleri kapsayan bir para birimi haline gelecek. 2004 yılından itibaren, Avrupa Parlamentosu’na seçilen 622 milletvekili, artık ulusal parlamentoların çok üstünde haklara ve yetkilere sahip olacak. Üçüncü önemli gelişme ise birlik artık faaliyetlerini Frankfurt’ta sürdürecek. AB Merkez Bankası, her geçen gün ülkelerin para politikalarında etkili bir kuruluş haline gelecek. Dördüncüsü ise AB Komisyonu’nun alacağı kararların öneminin daha da artması. AB, Lüksemburg’da bir üst mahkeme oluşturacak. Türkiye, tam üyelik halinde, AB’ye en fazla parlamenter veren gönderen 5 ana ülkeden biri olacak. Federal evlilik AB’nin bütünleşme seyri, Federal Avrupa Birliği’ne doğru gidildiğinin işaretlerini veriyor. Avrupa Konseyi, ortak devlet başkanlığına dönüşecek. Avrupa Komisyonu (Başkanı parlamentonun seçtiği ve ona karşı sorumlu olan), birliğin hükümetine dönüşecek. Yasama gücü, muhtemelen iki kurum arasında paylaşılacak. Avrupa Konseyi’nde, oy hakkı farklı ülkelerin nüfusuna göre orantılı olup, veto için en az iki büyük ve bir de küçük ülkenin desteği zorunlu olacak. Kararlar mümkün olduğunca ulusal parlamentolar tarafından alınacak. Ulusal vergilerin transferiyle, birliğin bütçesi, bölgesel ve toplumsal siyasi kararları üstlenebilecek. Savunma, Avrupa Konseyi adına, bütün kıtada barış ve insan haklarını koruyabilecek araçlara sahip olacak. Hızla yaşlanıyorlar 2025 yılında, Avrupa nüfusunun üçte biri, 60 yaşından büyük olacak. Bu durumda, sadece çalışanlara kamu harcamalarını ve herkes için yapılan sağlık masraflarını ödetmek mümkün olmayacak. Bu gerilemenin sebepleri arasında öncelikle kültürel sebepler var. Tarıma dayalı bir uygarlık olan Avrupa, gelecekteki göçebeleri karşılamak için genel anlamda ABD’den daha kötü bir konumda olacak. AB, ekonomik gücün; sadece toprak, maden, fabrika veya diploma sahiplerinin elinde olmamasını kabullenmekte ABD’den daha fazla zorlanacak. Avrupa şirketlerinin, ürünlerinin, fikirlerinin, edebiyatının, müziğinin, sinemasının yerini, büyük dünya piyasası içinde başka yerlerden gelen nesneler hizmet sektörleri, sesler, görüntüler, sözcükler alacak.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102657
    % -0.63
  • 5.4598
    % -0.17
  • 6.2134
    % 0.06
  • 7.1829
    % 0.41
  • 230.417
    % 0.72
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT