BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vakıf insana vefa

Vakıf insana vefa

İslamlaşmasından itibaren Türklerin de içinde olduğu İslam Medeniyeti, bir sivil medeniyettir. Sivil medeniyetin temel unsuru vakıf kurumu, vakıf ruhu, vakıf insandır. Bizim medeniyetimizde vakıf, Sevgili Peygamberimizden -aleyhisselam- bu yana gelmektedir.



İslamlaşmasından itibaren Türklerin de içinde olduğu İslam Medeniyeti, bir sivil medeniyettir. Sivil medeniyetin temel unsuru vakıf kurumu, vakıf ruhu, vakıf insandır. Bizim medeniyetimizde vakıf, Sevgili Peygamberimizden -aleyhisselam- bu yana gelmektedir. Ecdadı ekberimiz/ulu atalarımız, Allah’ın rızasını kazanmak, Peygamberin şefaatine kavuşmak som altın niyetiyle sayısız vakıf eserler bırakmasaydı bugün o övündüğümüz Bağdat, Şam, Endülüs, Mısır, Türkistan, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı medeniyeti olmayacaktı. Son üç çeyrekteki affedilmez hatalardan biri 1970’lere kadar 50 sene boyunca vakfın yasak edilmesidir. Eğer o yıllarda vakıf kurma izni kanunlaşmasaydı bugün vakıf üniversiteleri gibi daha birçok müessese olmayacaktı. Bu kanun, belki, Ezanı Muhammedî’nin hürriyetine kavuşmasından sonraki en kıymetli tasarruftur. Vakıf, mektep, medrese, aile. Bunların sonucu güzel insandır. Güzel insan, manken insan değildir. Güzel insan, güzel eser veren insandır... 1969 yılında kurulan Türkiye Milli Kültür Vakfı, 7-8 Kasım tarihlerinde 40. Kuruluş yıl dönümünü kutlayacak. Bu kutlamaya “40 Vakıf İnsana Vefa” adı verilmiş. İsim çok güzel. Birçoklarını ne yazık ki bugünkü nesillerin unuttuğu vakıf insanlar bu toplantıda anılacak. Vefa, İslam ahlâkının tefriki gayrı kabil bir cüz’ü iken sağ cenah, onları unuttu. Sol zaten hiç tanımıyor. Bu isimlerle ünsiyet kurmayan Türk solu, ancak eciş-bücüş sol olur. Sağ unuttu çünkü muhafazakâr kitle varlıkla imtihan oldu, gaflete kapıldı, rehavete düştü, imtihanı da kendini de kaybetti. Seneler boyu verdiği burslarıyla birçok genç yetiştiren Milli Kültür Vakfı’nın İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde anacağı isimlerden bazıları şunlar. Turgut Özal, Sabahattin Zaim, Yusuf Türel, Necip Fazıl, Ahmet Kabaklı, Mahir İz, Hekimoğlu İsmail, Şule Yüksel Şenler, Erol Güngör, Aydın Bolak, Süheyl Ünver, Fethi Gemuhluoğlu, Cemil Meriç, Tarık Buğra, Yücel Çakmaklı...diğer isimleri gidince görülür. Bizim onlara hatırlayabildiğimiz kadarıyla ilave edeceğimiz isimler de var. Abdülhakimi Arvasi, Hüseyin Hilmi Işık, Süleyman Hilmi Tunahan, Mehmet Zahid Kotku, Said Nursi, Mahmut Ustaosmanoğlu, Fethullah Gülen, Ömer Nasuhi Bilmen, Yahya Kemal, İbnül Emin Mahmut Kemal İnal, Tevfik İleri, Enver Ören, Ayhan Songar, Yalçın Özer, Ömer Öztürkmen, İsmet Miroğlu, S. Ahmet Arvasi, Arif Nihat Asya, Osman Yüksel Serdengeçti, Hamid Aytaç, Süheyl Ünver, Mustafa Düzgünman, Ali Fuat Başgil, Dilaver Cebeci, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Gürbüz Azak, Sezai Karakoç, Kadir Mısıroğlu, Mehmet Şevket Eygi, Yılmaz Öztuna, Yavuz Bülent Bakiler, Cengiz Dağcı, Cengiz Aytmatov, Bahtiyar Vahapzade, Adnan Oktar, Kemal Tahir, Halid Refiğ, Üstün İnanç, Dündar Taşer, Bahattin Özkişi, Mustafa Akad, Aliya İzzet Begoviç, Mustafa Cemiloğlu, Sadık Ahmed... Bizim medeniyetimizde vakıf insan vardı. Önce mefhum/kavram sonra kendisi yok oldu. Mektep insan vardı. Önce kelime/sonra o insanlar kayboldu. Çınarın kökünden yeni ulu çınarlar çıkması ve Osman Gazi’nin Şeyh Edebalı’nın tabiriyle bereketlenen rûyasının ikmali için vakıf insana vefa gerektir. Ki yenileri gelsin. Vefada birinci şart yeni nesillere tanıtmaktır. İnsanın kıymetli olması için ölmesi şart değildir. Bugün öz dokuyla uyuşan bir iktidar varsa onun ardında nice vakıf insanın göz nuru, alın teri, el emeği, maddi ve manevi fedakârlıkları vardır. Vakıf İnsanlar, adına ödüller konmalı, okula, üniversiteye, caddeye, meydana tesise adı verilmeli. Onların buna ihtiyacı yok. Cenabı Hak, zaten mükâfatını verir. Yeni nesillerin ise öğreneceği çok şey var.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT