BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > EVLİYA ÇELEBİ Habeş’i anlatıyor

EVLİYA ÇELEBİ Habeş’i anlatıyor

Bugün Eritre olarak bildiğimiz coğrafya, vaktiyle Habeş Eyaletimizin bir parçasıydı. Habeşistan, Osmanlı’nın Afrika kıt’asındaki 5 eyaletinden biriydi ve protokolde 6. sırada yer alıyordu. Eyalet hakkında en çarpıcı bilgileri Evliyâ Çelebî nakletmişti.



Kendisine “Seyyâh-ı âlem” diyen Evliyâ Çelebî (İstanbul 25 Mart 1611-İstanbul 1684), Türk edebiyatının en büyük yazarıdır. Bihakkın cihan seyyâhımızdır. 1673’te bugün Eritre dediğimiz Arap Birliği üyesi devleti gezmiştir. O tarihte, muazzam Habeş Eyaletimiz’in bir parçası (merkez sancağı=ili) idi. Bu sohbetimizin bundan sonraki bütünü, Çelebîmiz’in bu uzak Afrika eyaletimizi anlattığı 10. cildinden az sadeleştirilerek alınmıştır: “Musavvâ, Habeş eyaletinin merkezidir. Habeşistan’ın en büyük limanıdır. Habeş beylerbeyisi burada oturur ve yılda 1.200.000 akça has alır. Büyük eyaletlerdendir. Protokolde 6. eyaletimiz sayılır ve Suriye eyaleti 7. eyalettir (1 Mısır, 2 Budin=Macaristan, 3 Rûmeli=Balkanlar, 4 Anadolu, 5 Bağdad= Irak eyaletlerin protokol sırasıdır ve İstanbul protokol üstüdür). “Eyalette 110 kale var. Eyaletin büyük kısmını yerli muhtar (otonom) devletçikler oluşturur. Hazîne’ye bu eyaletten yılda 80 milyon akça vergi girer. Bazı yerli devletler vergilerini her yıl kendileri yollarlar. Beylerbeyi paşanın rütbesi vezîr’dir (=mareşal). Bazı yerli devletlere her yıl 100 ilâ 200 asker eşliğinde tahsildarlar gönderip vergi alır. Osmanlı askerine ve sancağına karşı gelen herhangi yerli topluluğu işitilmemiştir.” BİRKAÇ ANADOLU KADAR “Önce Özdemir Paşa, sonra oğlu Osman Paşa, bir yüzyıldan fazla bir zaman önce (Kaanûnî devrinde) 40.000 askerle bu ülkeleri dolaşmışlar, bu çok büyük tarihî olayı Doğu Afrika ülkeleri asla unutmamış, kuşaktan kuşağa nakletmiştir. Gerçekte eyalette bugün birkaç bin askerden fazlası yoktur. Ancak Cihan Pâdişahı’nın gene Sultan Süleyman’ın vaktiyle gönderdiği büyüklükte bir orduyu yollayabileceğine kimse şüphe etmez. Birkaç Anadolu büyüklüğündeki Habeş eyaletinin yönetilmesinin sırrı budur. Diğer bir sebep, Osmanlı yönetimi kabîleler arasındaki savaşlara izin vermez. Barış içinde canlı bir üretim ve ticaret hayatının işlemesine dikkat eder. Dış düşman yoktur. Olsa, güvencesi Osmanlı’dır. Halk memnundur.” “Beylerbeyi Paşa, arada küçük bir süvari birliği ile eyaletini dolaşır. Adalet eyler. Emri, en uzak dağlarda, cangıllar içindeki yörelerde bile derhal yerine getirilir.” “Musavvâ’nın iklimi, inanılmaz derecede ağır ve sıcaktır. Osmanlı askeri, bu iklime zor dayanır. İlmiye sınıfından görevliler ise dayanamaz, hasta olurlar. Onun için bir kadı’nın büyük korkusu, Habeş eyaletine atanmaktır. Beylerbeyi Paşa, İstanbul’dan gelirken, kadıyı ve diğer adalet memurlarını beraberinde getirir ve eskilerini İstanbul’a gönderir. Güneyden kuzeye Kızıldeniz aşılarak Mısır yoluyla Akdeniz’den İstanbul’a gidilir.” “Musavvâ, karaya bir top atımı adacık üzerinde kurulmuş limandır. Şehirde 1.600 kadar basit ev, Özdemir Paşa Camii, 6 mescit (cuma kılınmayan küçük cami), 100 kadar han ve mahzen (antrepo) vardır. ÖZDEMİR PAŞA BURADA YATIYOR Burada 5 yıl beylerbeyilik yapan, sonra Kaanûnî Sultan Süleyman’ın Afrika konusunda özel danışmanı olarak İstanbul’a giden Özdemir Paşa, 1560’ta İstanbul’da ölmüş, cenazesi fâtihi olduğu Habeş eyaletine getirilerek Musavvâ’ya gömülmüştür. Türbesini, camii yanında oğlu Osman Paşa yaptırmıştır ki, o da burada görev yaptıktan sonra Kafkasya’yı fethetmiş, sadrâzam olarak büyük şan ve şerefle İstanbul’da ölmüştür. Özdemir Paşa’nın, Abbâsî emîresi (prensesi) olan eşinden doğmuştur. Her iki baba-oğul paşa Mısır’ın Memlûk beyleri büyük soyluları olup Türkçe kadar Arapça bilirlerdi.” “On bir yıl kadar Habeş beylerbeyiliği yapan Mostarlı (Hersek) Mustafa Paşa da Özdemir Paşa türbesinde yatar. Uzak ülkelerden gelen Müslümanlar türbeyi mutlaka ziyaret ederler.” “Musavvâ canlı ticaret merkezidir. 100 kadar mağazada tropik Afrika ve Asya ülkelerinin her türlü malını bulmak mümkündür. Çok tüccar gemisi gelir gider. Kızıldeniz’e Hıristiyan’ın girmesi yasaktır. Gemilerin sahipleri Türk ve Arap’tır. SULARINDAN İNCİ AKAR “Musavvâ Kadısı, eyalet merkez kadısı olduğu için günde 300 ilâ 500 akça maaş, ayrıca yılda 500 altın ödenek alır. Habeş Eyaletinde 10 milyon nüfus yaşadığı söylenir. Eyaletin kuzeyinde Sudan başlar ki, orası, Mısır eyaletimiz toprağıdır.” “Musavvâ karşısında Dehlek Adaları denen minicik adalar sıralanır. Habeş eyaletinin Musavvâ merkez sancağının (ilinin) bir kazâ’sıdır (ilçe). Ayrı kadısı vardır. Özdemir Paşa fethidir. Bir cami, mescitler, 50’ye yakın tüccar mahzeni mevcuttur. 6 mil sonra Musavvâ’dır. Dehlek adalarının şöhreti, sularından inci çıkarılmasından gelir...” Büyük üstâdımız Evliyâ Çelebî’den apardığım satırlar sona erdi. Afrika’da Hind Okyanusu boyunca daha güneye de inmiştir. Afrika kıt’asında 5 eyaletimiz vardı: Cezâyir, Tunus, Trablus (Libya), Mısır ve Habeş. İlk üçü, bahriye eyaletleri idi, genel valileri amiraller arasından seçilirdi. Orta, Doğu, Batı Afrika’da pek çok, irili ufaklı yerli devleti de Osmanlı’ya tâbî idi ki en geniş ve sürekli olanı Bornû Müslüman Zenci krallığıdır. 1517’den 1914’e kadar Mısır, İstanbul hariç, eyaletler protokolünde daima 1. sırada idi. Zira Mısır Memlûk Sultanlığı gerçek bir imparatorluktu ve bütünüyle 1516-17’de başka bir Türk devleti olan Osmanlı’ya geçmişti.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102595
    % 1.49
  • 5.6822
    % -0.05
  • 6.3496
    % -0.44
  • 7.0798
    % -0.04
  • 260.062
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT