BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bâtılı değil, hakkı taklit etmelidir

Bâtılı değil, hakkı taklit etmelidir

Allahü teâlâ, merhametinin çokluğundan, bütün insanların dünyâda rahat, huzûr içinde yaşamalarını ve öldükten sonra da, nimetler, lezzetler içinde sonsuz kalmalarını istiyor. Bu saâdete kavuşabilmeleri için îmân etmelerini, Müslümân olmalarını, Peygamberi Muhammed aleyhisselâmın ve Onun Eshâbının yolunda birleşmelerini, yardımlaşmalarını emrediyor. Peygamber efendimiz;



Allahü teâlâ, merhametinin çokluğundan, bütün insanların dünyâda rahat, huzûr içinde yaşamalarını ve öldükten sonra da, nimetler, lezzetler içinde sonsuz kalmalarını istiyor. Bu saâdete kavuşabilmeleri için îmân etmelerini, Müslümân olmalarını, Peygamberi Muhammed aleyhisselâmın ve Onun Eshâbının yolunda birleşmelerini, yardımlaşmalarını emrediyor. Peygamber efendimiz; (Karanlık gecelerde, yıldızlar yol gösterdikleri gibi, Eshâbım da, saâdet yolunu göstermektedirler. Herhangisinin sözlerine tâbi olursanız, saâdete kavuşursunuz) buyurdu. BOZUK FIRKALAR MEYDANA GELDİ!.. Eshâb-ı kirâm, İslâmiyyeti Resûlullah efendimizden öğrendiler ve öğrendiklerini, kendi düşüncelerini karıştırmadan gittikleri yerlere yaydılar. İslâm âlimleri de, Eshâb-ı kirâmdan işittiklerini kitâplara yazdılar. Bu âlimlere Ehl-i sünnet âlimleri denir. Sonradan gelen âlimlerden bâzıları, eski Yunan filozoflarından, İslâmiyyeti yıkmak isteyenlerin yalanlarından ve kendi zamânlarındaki fen bilgilerinden, kafalarında hâsıl olan düşüncelerini ekleyerek, yeni din bilgileri ortaya çıkardılar. İslâm âlimi olarak konuşup, İslâmiyyeti içeriden yıkmaya çalıştılar. Bunlardan, mânâları açık olan âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfleri değiştirenlerin imânı gitti, küfre girdiler. Mânâları açık olmayanlara yanlış mânâ verenler de, Bid’at sahibi oldu. Böylece Müslümân ismini taşıyan birçok bozuk bid’at fırkası meydâna geldi. Din düşmanları da, bundan istifâde ederek, küfür ve bid’at fırkaları meydâna çıkararak, hakîkî Müslümânlığı yok etmeye çalıştılar. Bugün de, bu çalışmalar değişik isimlerle sürdürülmekte ve Müslümanları birbirine düşman etmektedirler. Ehl-i sünnet itikadındaki Müslümânların birbirlerini sevmeleri, zarar vermemeleri, yardımlaşmaları, güler yüz, tatlı dil ve yazılar ile birbirlerini îkâz etmeleri, uyarmaları lâzımdır. Birbirlerine ve bütün insanlara iyilik etmeleri, İslâmın güzel ahlâkına uymaları, fitne çıkarmaktan çok sakınmaları, kimsenin, malına, canına, ırzına saldırmamaları lâzımdır. Zaten hakiki Müslümân böyle olur. Müslümanların bütün sözleri, yazıları, hareketleri, yapıcı, birleştirici olmalıdır. Ne yazık ki, din düşmanı, insanlık düşmanı olanlar, menfâatlerini, zevklerini ön plânda tutanlar, kendilerini Müslümân, hattâ din adamı göstererek, Müslümânları bölmeye, birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Dinde reform yapacağız diyerek, İslâm dînini bozmaya kalkışıyorlar. Bunun yanı sıra câhillik ve tembellik gibi iki büyük düşman da, akla ve dîne uymaya, hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden ayırmaya mâni olmaktadır. Osmanlılardan sonra Mısır’da din işleri, ehliyetsiz ellerde kaldı. Asırlardan beri İslâm âlimi yetiştiren Câmi’ul-ezher Medresesi idâre meclisine, Abduh adında bir mason getirildi ve Mısır’daki Müslümânların itikatlarını bozdular. Abduh’un üstâdı olan mason Cemâleddîn-i Efgânî de, İstanbul’a getirilerek, İslâmiyyet içeriden yıkılmak istendi. Mason Abduh’un yetiştirmesi olan Reşîd Rızâ’nın “Muhâverât” isimli kitâbı, ülkemizde de, “Mezâhibin telfîkı ve İslâmın bir noktaya cem’i” ismi ile yayınlandı. Hakîkî din adamları, bu kitâbın zararlı olduğunu görerek yayılmasını önlemişler ise de sonradan yayınlanmıştır. ZARARLI KİTAPLARI OKUMAMALI!.. Şimdi de, gençlerin bu ve benzeri zararlı kitâpları okuyarak, İslâm âlimlerinin, dört mezheb imâmlarının büyüklüklerinden şüpheye düşmelerinden korkulmaktadır. Dört mezhebden birini taklit etmenin hak, mezhebsizliğin ise, bâtılı taklit etmek olduğu, Ehl-i sünnet âlimleri tarafından bildirilmiştir. Netice olarak, gayr-ı müslimler, analarını, babalarını, kendi din adamlarını taklit ettikleri için İslâm dînini kabul etmiyorlar. Mezhebsizler de, ana-babalarını, mezhebsiz hocalarını taklit ettikleri için, dört mezhebden birine tâbi olamıyorlar. Ehl-i sünnet ise, Eshâb-ı kirâmdan ve mezheb imâmlarından gelen bilgilerden edindikleri doğru îmânlarından dolayı, dört mezhebden birine sarılıyorlar, onları taklit ederek yollarında gidiyorlar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 97931
    % 0.86
  • 5.7038
    % -0.51
  • 6.419
    % -0.55
  • 7.1289
    % -0.34
  • 259.504
    % -0.11
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT