BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AŞI KADAR ETKİLİ TEDBİRLER

AŞI KADAR ETKİLİ TEDBİRLER

Domuz gribi kâbusu aldı başını gidiyor. Virüsten basit tedbirlerle korunabiliriz. Mesela, ellerinizi sık sık sabunlu su ile yıkayın. Şüpheli kişilerle temas etmeyin. Riskli yerlerde maske takın. Düzenli beslenin. Bol sebze, meyve ve balık tüketin. Yeterli uyku ve istirahatle vücudunuzu dinlendirin.



AiLE DOKTORU Hazırlayan: Uzm. Dr. S. Hilmi ÖZKIRIŞ İç Hastalıkları Uzmanı Domuz gribi kâbusu aldı başını gidiyor. Virüsten basit tedbirlerle korunabiliriz. Mesela, ellerinizi sık sık sabunlu su ile yıkayın. Şüpheli kişilerle temas etmeyin. Riskli yerlerde maske takın. Düzenli beslenin. Bol sebze, meyve ve balık tüketin. Yeterli uyku ve istirahatle vücudunuzu dinlendirin. Kıymetli okuyucularımız, domuz gribi (influenza A H1N1 virüsü) ile ilgili sayısız e-mail, telefon ve mektup almaktayız. Herkesin kafası karışmış, zihinler bulanık, bilgi kirliliği almış başını gidiyor. Diğer yandan “aşı tartışması” da hararetli bir şekilde sürmekte. Tüm bu yaşanılanlardan sonra sıradan bir vatandaş olarak “Ne yapmamız gerekir?” Bugün bu sorunun cevabını vermeye çalışacağım... İsterseniz medyadaki aşı tartışmalarından başlayalım. Bilim adamları bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Kimisi ‘aşı şart’, kimisi bizi ‘kobay’ yapıyorlar diyor. Tartışmalar âdeta siyasi bir şov şeklinde 80 milyonun gözü önünde cereyan etmekte. KORKU TACİRİ PROFESÖRLER! Profesör unvanı ile birlikte resmî sıfat da taşıyan bazı kişilerin, halkımızı korku, panik, telaş ve endişeye sevk edici tarzda, hatta insanları paranoyaya sokucu bir üslup, yüksek ses tonu ile karşı fikir sahiplerini de itham ve tehdit eder şeklindeki konuşmaları son derecede vahim bir tablo sergilemektedir. Eğer hekimler ve yetkililer olarak birinci önceliğimiz olan halkımızın sağlığını düşünüyorsak, Sağlık Bakanlığı’mızın yaptığı gibi yazılı ve görüntülü medyadaki spot ilanlarla koruyucu tedbirler konusunda aydınlatıcı bilgiler vermek gerekir. Sanki herkes domuz gribi olmuş gibi panik havası ve paranoyası oluşturarak faydadan çok zararlı olabilmektedir. Hastalıklara karşı aşılama amaç değil araçtır. Asıl amaç, kişileri hastalıklara karşı immün (savunma) sistemini kuvvetlendirerek dirençli ve savaşa hazır hale getirmektir. YÜKSEK MORAL KORUR Şurası çok iyi bilinmelidir ki; enfeksiyon hastalıklarında vücut direncinin yüksek olması, hastalığa yakalanmama, yakalanılsa bile kolaylıkla atlatılabilme açısından çok büyük önem arz etmektedir. Kişi ne kadar yüksek moral ve yaşama sevincine sahipse, hastalıklara karşı o kadar dirençli olmaktadır. Zaten pasif savunma metodu olan aşılama da, hastalıklara karşı vücudun immün sistemini uyanık ve zinde tutma amacı taşımaktadır. Fakat kişilerin psikolojilerini bozmak, korku ve panik hali; savunma sistemini zayıflatarak hatta çökerterek, hastalıklara açık hale getirmektedir. Halkımızı bilgilendirme; sakin, tedbirli olma yönünde sıcak ve yumuşak üslupla yapılırsa, çok daha faydalı ve verimli olunacağı kanaatindeyim. DİKKAT! RUH HASTASI OLABİLİRİZ Medyada yanlış üslupla yapılan kafa karıştırıcı tartışmalar, halkımızın ruh sağlığını tehdit etmekte, oluşan panik ve korku havası psikosomatik rahatsızlıkların yanında enfeksiyon hastalıklarına da davetiye çıkarmaktadır. HİJYEN ALIŞKANLIĞI EDİNDİK Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin dört bir yanında başlatılan temizlik seferberliği sayesinde tüm okullar, toplu taşıma araçları ve yaşama alanları pırıl pırıl yapıldı. Alacağınız bu 10 tedbir en az AŞI KADAR etkili! Domuz gribi aşısı kafamızı karıştıradursun, siz siz olun tedbiri elden bırakmayın. Aşağıdakileri uyguladığımızda kendimizi korumuş oluruz 1. KURAL: Yaşadığınız bütün mekanları 30 dakikada bir 3-5 dk havalandırın 2. KURAL: Her işlemden sonra ellerinizi bol sabunlu su ile oğuşturarak yıkayın 3. KURAL: Hastalandığınızda hijyenik ve iyi havalandırılmış ayrı bir odada istirahat edin 4. KURAL: Şüpheli kişilerle temastan sakının, temas kurmadan uzaktan selamlaşın 5. KURAL: Riskli yerlerde maske takın, hapşırdığınızda tekli kağıt mendil kullanın 6. KURAL: Bol bol sebze, meyve, yeşillik ve balık tüketin 7. KURAL: Poğaça, yağlı börek, fast-food, kola ve gazlı, cips tarzı gıdaları bırakın 8. KURAL: Yeterli uyku ve istirahatle vücudunuzu dinlendirin ve dirençli kılın 9. KURAL: Moral ve psikolojinizi daima yüksek tutun 10. KURAL: Yüksek ateş, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, ishal, kusma, koyu iltihaplı balgam, çocuklarda tepkisizlik, huysuzluk, deri döküntüsü, morarma ve iştahsızlıkta acilen doktora gidin! KORKTUĞUMUZ BAŞIMIZA GELDİ Aylar önce “Domuz gribi çok uzağımızda değil” diye manşet attığımızda, bazı kesimlerden eleştiri almıştık. Ama bir turizm ülkesi olan Türkiye’nin bu salgından nasibini almaması imkansızdı ve maalesef korkulan da yavaş yavaş oluyor. Ancak “Eyvah, yandık, bittik” demenin de bir manası yoktur. Yeter ki tedbirli olalım... Aşı konusunda bakanlığı takip edin Bilim, statik değil dinamik bir bulgular ve değerler bütünüdür. Her geçen gün değişkenlik gösterir. Bugün için doğru kabul edilen bilginin, bunlar ışığında kullanılan ilaçların yarın oluşan yeni bulgu ve tecrübelerle yanlış, faydasız hatta zararlı bile olduğu, yıllar geçtikçe anlaşılabilmekte ve yeni bilgiler sonucunda da kullanılan ilaçlar terk edilebilmektedir. Bu sebeple, her yeni ilaç ve aşı konusunda kitleler, objektif ve ön yargısız bilgi ve tecrübelerle aydınlatılmalı ama bu bilgi ve bulgular mutlak doğru kabul edilerek kitlelere baskı ve dayatmalarda bulunulmamalıdır. Ben de 22 yıllık hekimlik hayatım boyunca bu minval üzerine hareket ettim ve hekimlerin öngörülerine güvenmekte fayda var derim. Gerek normal grip ve gerekse de domuz gribine yol açan virüslerin mutasyon yoluyla genetik yapılarının sık olarak değişmesi, domuz gribi için üretilen aşılarının insanlar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin uzun vadede bilinmemesi sebebiyle haklı olarak, gerek hekim camiası ve gerekse de halkımız nezdinde, geçmiş olumsuz tecrübelerin de ışığında tereddütler uyandırmaktadır. Yoksa ABD ve Avrupa kullanıyor diye kendimizi boşuna yormayalım! SAĞLIK BAKANI DA ILIMLILAŞTI Zaten Sağlık Bakanımız Recep Akdağ da bu konuda son noktayı koydu: “Belli risk grupları, 24 yaşın üstünde önemli bir hastalığı olmayan gruplar için bilimsel kurullarımız şu anda aşılama gereğini işaret etmiyorlar!” Bu konuda temkinli olmakta fayda var, tartışmalar laboratuvar ve bilimsel platformlarda olmalı, medyada değil! OKUYUCUYA CEVAPLAR Stres, saç diplerinde egzamaya yol açıyor > Tuğba Coşkun >> Benim saç diplerimde egzama var, bitkisel yağların bir sakıncası var mı, hangi şampuanı kullanmalıyım? CEVAP: Değerli Tuğba, rahatsızlığın çoğunlukla cildi yağlı olanlar ile stresli kişilerde vücudun savunma sisteminin baskılanması sonucu oluşur. Kilolu isen mutlaka, ideal kilona in. Aşırı yağlı gıdalar, çikolata, kola ve kuru yemişten uzak dur. Zeytinyağlı sabunlar kullanarak günaşırı bol bol saçlı derini parmak uçları ile oğuşturarak saçlarını yıka. Bir de her şeyi kafana takıp, dünya için kendine dert yapıp yıpratma. Cildiye uzmanı meslektaşımıza da muayene olarak bitkisel yağlar ve şampuan konusunda tavsiyelerini al. Ellerim sürekli aşırı rliyor > Yunus TÜZEL >> Ellerim her zaman aşırı biçimde terliyor, ne yapmamı tavsiye edersiniz? CEVAP: Sevgili Yunus, ellerde terlemenin çok çeşitli sebepleri vardır. Önce dahiliye uzmanına muayene ol. Yapılacak tetkiklerle sebep bulunarak ona göre kesin ve kalıcı tedavin ayarlanır. Kansızlık, zehirli guatr denen hipertiroidi, şeker hastalığı, D vitamini eksikliği, şişmanlık gibi birçok sebepler de ekarte edildikten sonra herhangi bir şey bulunamazsa, psikolojik sebeplere bağlı olduğu değerlendirilerek ona göre tedavi yapılır. Ondan da bir netice alınamazsa, koltuk altındaki sempatik ganglionların çıkarılması (sempatektomi ameliyatı) ile kesin çözüme ulaşılır. Kızınca yüzümde sivilceler çıkıyor > A.K. >> 15 yaşında kızım, çok sinirli ve stresliyim. Yüzümde sivilceler çıkıyor, kaşlarım çok kaşınıyor, ne yapacağımı şaştım kaldım! CEVAP: Sevgili okuyucum, yüzünde ve kaşlarında ortaya çıkan döküntüler, stres ürtikeri adını verdiğimiz tabloyu akla getiriyor. Tam ergenlik dönemindesin, bu aralar beden ve ruh durumunda yoğun değişiklikler olur. Ayrıca bazı metabolik ve hormonal değişiklik ile kilolar da sebep olabilir. Öfkelendiğin ve sıkıldığın zamanlarda açık ve havadar alanlara çık, yüzünü bol suyla yıka, sebze, meyve ve balığı çok ye, sabırlı ol, sosyal ortamlarda bulun her şeyin yoluna girdiğini göreceksin. Kısa boyumla dalga geçiyorlar > Y.T. >> 13 yaşında erkeğim, boyum çok kısa, arkadaşlarım benle dalga geçiyorlar, bu durumdan kurtulmak için ne yapmalıyım? CEVAP: Sevgili kardeşim, kişinin boyu; anne-babadan aldığı genetik miras ile dengeli beslenmesi sonucu şekillenir. Basketbol ve voleybol gibi tüm vücudu geren sporlar ile her sabah 1 çorba kaşığı balık yağı içmekle daha da uzar. Daha yaşın çok küçük, çok merak edip endişeye düşme. Her sabah kahvaltıda çay yerine 2 bardak süt iç. Bol meyve ve sebze tüket. Kesinlikle koladan uzak dur! 17-18 yaşlarına geldiğinde göreceksin ki, o seninle dalga geçen arkadaşlarını da geçeceksin. 18 yaşındayım nefes alamıyorum! > Ahmet Fehim Utku >> 18 yaşındayım, sabahları gövdemin sağında acı hissediyorum, nefes almada zorlanıyorum ayrıca midem bulanıyor... CEVAP: Sevgili Ahmet, öncelikle dahiliye uzmanına muayene ol. Kan ve muayene bulgularına göre gerekirse de röntgen tetkikleri ile nefes darlığının sebebi bulunarak ona göre yapılacak tedavi ile hiçbir şikayetin kalmaz. Yemeklerden sonra bulantı ve nefeste zorluk, eforla birlikte değerlendirildiğinde, karaciğer yağlanması, bağırsak paraziti ve kansızlık olabilir. Kilolu isen de ideal kilona in. Bir de gerek görülürse, kalp kapakları ve adaleleri için kardiyoloji uzmanına da muayene olursun. Şişkinlik sebebi mide olmayabilir > Caner Sönmez >> 2 senedir reflü ilacı kullanıyorum, midem ağrıyor, şişkinlik var, ne yapayım? CEVAP: Caner Bey, proton pompası inhibitörü ve H2 antagonisti ilaçlardan almana rağmen, ağza ekşi su, göğüste yanma, boğazda gıcık, öksürük gibi şikayetlerin devam ediyorsa ameliyata aday reflün var demektir. Ağrı ve şişkinlik, İrritabl Bağırsak Sendromu ile safra kesesi taşı veya şişmanlarda rastladığımız karaciğer yağlanması, kolesterol ve şekerden de olabilir. Dahiliye uzmanının ayarlayacağı tedavi ile hiçbir şikayetin kalmayacak. Kilolu isen devamlı egzersiz ile ciddi perhiz yaparak ver. Geceleri gözümü uyku tutmuyor... > Kemal Bayar >> Akşamları yemek yedikten ve çay içtikten sonra bir türlü uyuyamıyorum... CEVAP: Saygıdeğer Kemal Bey, bunun birçok sebebi olabilir. Bunların başında ağır ve yağlı yemek yemek, kafeinden zengin kahve ve demli çay içmek, gün boyu karşılaşılan stres uyandıran olayları çok kurup düşünmek gelir. Boy ve kilonuzdan bahsetmemişsin. Kilolu iseniz tansiyon ve kolesterol yüksekliği de uyku düzenini etkileyebilir. Stres için üzerinize düşeni yaptıktan sonra gerisini Allah’a havale etmeniz kafidir. Kişinin bedenen ve ruhen rahat etmesinin temel şartı; beslenmesine dikkat ederek, devamlı egzersiz yaparak hayatını olumlu idame ettirmesidir. Ne mutlu size ki kolesterolünüz iyi > Ferda Kaya >> 55 yaşındayım, aspirin alınca ateşleniyorum, İyi Kolesterolüm 90, bazıları fazla diyor, beni aydınlatırsanız sevinirim. CEVAP: Saygıdeğer Ferda Hanım, iyi kolesterol yönünden son derece şanslısınız. Bu size, Allah’ın büyük bir lütfu! Türkiye’de genelde İyi Kolesterol seviyeleri düşüktür. Sizde damar sertliği gelişmez, kalp krizi ve felç uğramaz. Aspirin alınca ateşlenmen ise, koltuk altı ateş ölçümü ile böyle bir yükselme olup olmadığının tespiti lazımdır. Bazı kişilerde aspirin sonrası damar genişlemesi olur, bu da ciltte kızarmaya yol açtığından ateşlenme olarak algılanabilir. Dahiliye uzmanına muayene olabilirsin. HER DERDİNİZİ BANA YAZIN Bana sağlıkla ilgili her konuda soru iletebilirsiniz. Uzmanlık alanımın dışındaki konuları ise ilgili hekim arkadaşlarımızı da misafir ederek sizlere elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım... e-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Cad. No: 23 Yenibosna-İST.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT