BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SOMUNCU BABA ve Battal Gazi’nin yurdu

SOMUNCU BABA ve Battal Gazi’nin yurdu

Kervansaray, kümbet, kale ve camileriyle tarihî eser zengini olan Malatya; tabii güzellikleri ve yöresel tatlarıyla da dikkat çekiyor



MEMLEKETTEN HABER VAR -98- Behçet Fakihoğlu BAĞ VE BAHÇELİK... Bir düzlükte bulunan Battalgazi ilçesinde arazilerin çoğu sulanabiliyor. Etraf bağ ve bahçelik... İlçenin yakınında Karakaya Barajı bulunuyor. Kervansaray, kümbet, kale ve camileriyle tarihî eser zengini olan Malatya; tabii güzellikleri ve yöresel tatlarıyla da dikkat çekiyor Malatya bu mevsimde de kayısı rengine, sarıya bürünmüş. Sonbaharın bütün güzellikleri kayısı bahçelerinde görülüyor, kayısı bahçeleriyle donatılmış ova sapsarı... Şehir, 1838 yılında şimdi Battal Gazi denilen Eski Malatya’dan, şimdiki yerine taşınmış. Bakımlı, güzel bir şehir. Gittikçe bölgenin cazibe merkezi olan, Malatya dünyaya da açılmış. Turist kafileleri gelip gidiyor... Eski Malatya’yı, kahramanlıkları asırlardır dilden dile dolaşan efsane kahraman ‘Battal Gazi’yi daha iyi öğrenmek için, 10 kilometrelik mesafede bulunan Battalgazi ilçesine gidiyoruz. Battalgazi bir düzlükte. İlçenin doğusunda Fırat üzerinde kurulmuş Karakaya baraj gölü bulunmakta. Arazilerin çoğu sulanabiliyor. Etraf bağ ve bahçelik. KORUMAYA ALINMIŞ Eski Malatya tarihî eserlerle dolu; çoğu kısmı SİT alanı ilan edilmiş, korumaya alınmış. ‘Battal Gazi’, Malatya Serdarı Hüseyin Gazi’nin oğludur. Namı, kahramanlıkları asırlardır dilden dile dolaşan, destanlaşan ‘Battal Gazi’, Malatya’ya Serdar olur. İslamiyeti yaymak için hayatı savaşlarda geçer. Mertliğin, yiğitliğin sembolü olur. İsmi bile dosta güven, düşmana korku salar. 740 senesinde Müslümanlar ile Bizanslılar arasında, Afyonkarahisar civarında yapılan savaşta şehit düşen ‘Battal Gazi’, Seyitgazi ilçesindeki türbesinde medfundur. ‘Battal Gazi’den bir iz bulmak için sorup soruşturduk; annesinin evi olduğu söylenen, bahçeler arasındaki bir yıkıntı gösterildi. Battalgazi Belediye Başkanı’nın, bu hatırayı canlı tutmak için gerekeni yapacağını söyleyince rahatladık. CAMİLER, TÜRBELER... Battalgazi’de bulunan Ulucami’ye yöneliyoruz. Selçuklu Hükümdarı Alaattin Keykubat zamanında, 1224 yılında yapılmış cami, İran’daki Selçuklu camilerinin, Anadolu’daki anıtsal bir örneği. Mihrap önü kubbe yapısı ve çini süslemeleriyle muhteşem bir eser. Restorasyonu yapılmakta olan Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı şimdiden göz kamaştırıcı. Emir Ömer Türbesi, Sıddı Zeynep Kümbeti, Kanlı Kümbet, sur kalıntıları ve diğer tarihî eserleri ile birlikte tam bir açıkhava müzesi olan Battalgazi’de, Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ın gayretlerine şahit oluyoruz... MÜSTESNA BİR ŞEHİR Son olarak belediyenin sosyal tesislerinin çatısından bu tarihî ilçeye, bahçelerle kaplı sarı ovaya ve Karakaya Barajı’na bakıp ayrılıyoruz... Malatya’nın 6 kilometre kuzeydoğusunda Orduzu beldesinde bulunan Aslantepe Höyüğü, şehrin ilk yerleşim yeridir. 6 bin yıl önce burada bir şehir devletinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Yusuf Ziya Paşa, Çarşı, Yeni Cami gibi camileri, tarihi eserleri; Akçadağ, Arguvan, Arapgir, Battalgazi, Darende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pütürge, Yazıhan, Yeşilyurt gibi birbirinden güzel ilçeleri; baraj ve mesire yerleri ile Malatya, ülkemizin müstesna bir ilidir. ‘Beş temiz beldeden biri’ DARENDE Malatya’nın güzelliklerini, birikimlerini daha iyi öğrenmek için tarihî Darende ilçesini görmek gerek, 110 kilometrelik yolu katederek, 7 bin yıllık tarihi olan Darende’ye varıyoruz. Darende, dar bir vadide kurulmuş, ‘dar-ende’den geldiği söyleniyor. Geçmişte bir dönem “Tiryandafil” olarak da anılmış. Tiryandafil, “otuz yapraklı gül” demek, bu adla açılmış güzel bir oteli de bulunmakta... Darende, darbı mesel olmuş 5 temiz beldeden biri. Arapgirli Koca Ragıp Paşa, saraya damat ve sadrazam olmuş. Bazıları “Arapgir’den geldi, devlete erdi” diye küçümsemiş. O zamanlar yapılan sayımda, medrese, öğrenci, cami, kütüphane bakımından Divriği, Arapgir, Eğin, Darende ve Gürün’ün emsal yerlere üstünlüğü açıkça anlaşılmış. Paşa da bunun üzerine, “Darende’den, Gürün’den, Arapgir’den, Divriği’den, Eğin’den; olamazsın bu 5 beldenin birinden...” diyerek, küçümseyenleri utandırmış... Baştan başa tarih kokan, tabiatla tarihin ihtişamını birlikte sunan bu ilçe çok etkileyici. ‘SOMUNCU BABA’SIZ OLMAZ Önce, Darende’ye hakim bir tepede bulunan Hasan Gazi Türbesi ve Şehitlik Anıtı’na gidiyoruz. Anadolu’nun İslamlaşması sırasında şehit düşen, Seyyit Battal Gazi’nin amcası ve kayınpederi Hasan Gazi bu türbede yatıyor. Az ötede de çeşitli dönemlerdeki savaşlarda canlarını vatan, millet ve din için feda eden Darendeli 92 vatan evladının isimlerinin yazılı bulunduğu Şehitler Abidesi... Bu iki türbeyi yapan, Darende’nin her karışında imzası bulunan Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı’nı merak ediyor, merkezine gidiyoruz. Mütevelli Heyet Başkanı Hamit Hamidettin Ateş Beyefendi’nin hoş sohbetinde bulunuyor, çayını içiyor, vakfı daha çok tanıyoruz... Darende’nin çekim alanı, Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Camii ve Külliyesi’ne gidiyor, türbe ziyaretinde bulunuyoruz. Anadolu’nun manevi fatihlerinden, erenlerinden Somuncu Baba Hazretleri adına 14. yüzyılda yaptırıldığı belirtilen bu tarihî cami, o gün de ziyaretçilerle dolup taşıyordu. Kayaya dayanmış tarihî cami, önündeki balıklarla dolu havuzu, minaresi ve arkada görülen kayaların oluşturduğu bütünlük muhteşemdi. ‘BÜYÜK’ KANYONA AKIN Yanıbaşında bulunan Tohma Kanyonu’na yöneliyoruz. Tohma çayı her zamanki gibi berrak ve coşkuyla akıyordu. Etrafta dinlenme parkları, sonbaharın bütün güzelliklerini yapraklarında taşıyan, renkten renge bürünmüş çeşitli ağaçlar ve iki taraftan da gökyüzüne yükselen sarp kayalar... Birçok vatandaş bu baş döndürücü güzellikteki kanyonda dinleniyor, çoluk çocuğu ile piknik yapıyordu. Az ötede, bir merdivenle tırmanıyor, kaya içindeki iki kuyuya (Balıklı Kuyular) bakıyoruz. Kaya içinde 4.8 ve 6.5 metre derinlikte bulunan kuyulardan su çıkıyor, balık kaynıyordu. Kuyulardan çıkan su, kayadan oyma 120 metrelik yolla cami avlusundaki havuzla birleşiyor... Kuyuların az ilerisinde de Somuncu Baba Hazretlerinin kaya içindeki çilehanesi... TARİHÎ ESER ZENGİNİ Kanyonda dolaşıyor, “Has Bahçe” tabir edilen tesislerden geçiyor, Şifalı Kudret Havuzu’na gidiyoruz. Kanyonun içerisinde, kayalıklardan çıkan ve suyu yaz-kış 22 derece olan Kudret Havuzu çok ilgi görüyor, yüzenlerle doluydu. Kanyonda birçok lokanta, dinlenme yeri bulunmakta. Her taraf pırıl pırıl. Hepsinde de aynı imza; Es-Seyyid Osman Hulusi Vakfı... Darende’nin tarihî sokaklarında geziyoruz. Dulkadiroğulları Beyliği zamanından kalan tarihî Ulucami, haklarında efsaneler anlatılan camisiz 7 minare, Yusuf Paşa Bedesteni, Hüseyin Paşa Hamamı, Zengibar Kalesi ve başka eserler... Restorasyonda, hastanede, okulda hep o vakıf. Bir vakıf, bir beldeyi mamur hale getirebiliyor... Darende’ye 8 kilometre mesafede bulunan Gürpınar Şelalesi’ne gidiyoruz. Metrelerce yükseklikteki kayaların arasından köpürerek akan suyun oluşturduğu görüntü, çıkardığı ses kelimelerle anlatılmaz. Burada da dinlenme yerleri, lokanta bulunmakta. Birçok vatandaş o mesire yerinden, şelalenin sunduğu güzelliklerden faydalanmak için oradaydı. Karayolundan görülen Levent Vadisi, farklı büyüklükteki mağaralar, çeşitli jeolojik olaylar sonucu oluşmuş yapılanmalar da mutlaka görülmesi gereken yerlerden... SULTANSUYU ATLARI Malatya merkeze 25 kilometre mesafede bulunan Sultansuyu Harası’nda, safkan Arap atları yetiştirilmekte. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nce işletilen hara, yöre çiftçilerine bilgi ve destek sağlamakta. Sultansuyu, ülkemizin en güzel atlarının yurdudur. HER ZAMAN ZİYARETÇİLERLE DOLU Darende’nin her karışında imzası bulunan Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Hamit Hamidettin Ateş’ten (solda) bölgeyi dinledik. Anadolu’nun manevi fatihlerinden Somuncu Baba Hazretleri adına 14. yüzyılda yaptırılan cami, her zaman ziyaretçilerle dolup taşıyor. YÖRESEL LEZZETLER ‘Kiraz Yaprağı’ ile ‘Analı Kızlı’ Malatya’nın mutfak kültürü çok zengin. Beşkonaklar’da bulunan Malatya Mutfağı’na gidiyor, Umut Sözen’den bilgi alıyoruz. Malatya’da sadece bulgurdan 120 çeşit yemek yapıldığı söylenirken, Kiraz Yaprağı ile Analı Kızlı yemeklerinin yapılışlarını öğreniyoruz. Kiraz Yaprağı için, yarma (buğdayın taşta dövülmüş hali) hamur yapılır, kiraz yaprağına sarılır, haşlanır; un ve erik ekşisi ile yapılmış yoğurt sosu katılır, soğan sosu ilave edilir... Analı Kızlı yemeği için de; önce analı için iç hazırlanır. Bunun için bol soğanlı yağlı kıyma kavrulur, baharatlar katılır. Dışı için de yağsız kıyma, orta bulgur ve tuz karıştırılarak yoğrulur, kıvama gelince açılır. Hazırlanmış iç doldurulur. Kızlı (ufağı), etli hamurdan bilye şeklinde yapılır. Salçalı sos, analı ve kızlı içine konarak pişirilir... Zerden (Kayısı Tatlısı) Gün kurusu kayısının (natürel) içine ceviz içi konur. Bir kabın içine dizilir, üzerine şeker şerbeti dökülür, kapağı kapatılarak fırına verilir, yumuşayıncaya kadar bekletilir. Çıkarıldıktan sonra üzerine az miktarda tuzsuz tereyağı dökülür.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT