BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne olacak halimiz

Ne olacak halimiz

Kıbrıs, Ege, Yunan dostluğu meselelerini iyi bilenlere sorarsanız: Ne biz Avrupa Birliği’ne girmeyi ümit edebiliriz; ne de şu “medeniyet âlemi” tek dişi kalmış canavarlıktan kurtulup insanlaşır.



Kıbrıs, Ege, Yunan dostluğu meselelerini iyi bilenlere sorarsanız: Ne biz Avrupa Birliği’ne girmeyi ümit edebiliriz; ne de şu “medeniyet âlemi” tek dişi kalmış canavarlıktan kurtulup insanlaşır. Kıbrıs’ta kazandığımız her şey, birer birer elden gidecektir. Biz, göz göre göre hayal ile can ciğer olmaktayız. Yunanistan ise, son dostluk, komşuluk gösterileriyle çıkarlarının tümünü sağlamak yolundadır. Osmanlı’dan ve Türk’ten alacağı intikamın en kestirme çaresini de şimdi bulmuştur. Çünkü, bizi yönetmek, temsil etmek iddiasında olan kişiler kolay aldatılma, tava gelme ve Amerika’nın bize kızmasından korkma şampiyonlarıdır. Hani bunu biz söylesek, kızar geçerler. Fakat işin nereye varacağını bilenler, yıllardır ömürlerini bu yolda çürüten uzmanlar, hattâ Dışişleri Bakanlığı yapmış olanlar, billah daha acı konuşuyorlar. Bunların tecrübe ve şüphelerini bir yana yazıp, her harfi üzerinde biraz düşünmek, herhalde, fukara milletimizi ateşlere atmaktan daha iyidir. Gördünüz, Papandreu’nun gelişi, Türkiye’ye bayramlar yaşattı. Alkışlar yurt semalarına kadar taştı. Her iki bakanın “deha”larından bile söz edildi. Sultan Mahmut günlerinden bu yana böyle bir sarmaşma görülmemişti. İstanbul’un Bizans kesimi dahi, şenlikler debdebesinde, Fâtih Mehmed’le mağlup Konstantin’in âdeta kucaklaştığı rüyaları gördü. Gel gör, Cem dostumuzun Atina’da karşılanışı şenlik, dostluk çehrelerini değil abus suratları ve kirli taşları dikti karşımıza. Gazetelerden, halktan, bizim bakana öfkeler yağdı. Amerika’nın türettiği sun’i balayının sınırları, Atina’da bitti. Yani, Fener Patrikhanesi’ne, her Yunan devlet adamı gibi, Papandreu da babasının evi gibi giriyor da Türk Dışişleri Bakanı’nın, Gümülcine ve İskeçe’ye, bir gezinti yapmasına dahi neden izin verilmiyor? Yani dostluk bu mu? Türk müftüleri ve milletvekillerini kabul etmesine, lütfen izin verilen sayın İsmail Cem, Batı Trakya’da “Türk” kelimesinin hâlâ yasak olup olmadığını sordu mu? Halen yapılmakta olan zulüm ve haksızlıklarında en ufak değişme olup olmadığını, Atina’dan zafer (!) dönüşünde öğrenecek miyiz? Ya Meclis’imizde var farzedilen “Millî ve milliyetçi gruplar” bu seyahatin getirisi, götürüsü üzerine birer gensoru önergesi verecekler mi? Asıl merak ettiğim, Heybeliada Papaz Üniversitesi ile Trabzon’da Yunan Konsolosluğu’dur. Türkiye’deki Papandreu düğünü ve Atina’daki dostluk festivali sırasında, halkımızın can evine bıçak gibi giren bu sözleşmeler imzalandı mı? Yahut, Yunan “diktası” olarak, Amerika’nın üst direktifleri ile, Heybeliada Papaz Okulu, yakında devlet büyüklerimizce açılacak mı? Açılacaksa ve AB (Müslüman-Hıristiyan-Yahudi dinlerine sahiden aynı gözle bakıyorsa) “İmam hatipleri birer birer kapayan siz, bir Ortodoks Üniversitesi’ne nasıl izin verirsiniz?” der mi demez mi? Trabzon’da konsolosluk açtırmamız, yani Pontus’un ihyası mıdır? diye sorsam. Buna ilk tasvip cevabı, korkarım YÖK Başkanlığı’ndan gelebilir. “Siyaset karışmak korkusu ile” şimdilik sükûtu tercih ediyorum. Kıbrıs, Ege meselesine gelince, çehresinin ne renge girdiğini görmek için Sayın Denktaş’ın Cenevre’den dönmesini bekleyeceğiz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92553
    % 1.62
  • 5.2638
    % -1.52
  • 6.0189
    % -0.93
  • 6.6741
    % -1.13
  • 212.667
    % -0.89
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT