BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaratanını unutmayan, unutulmaz

Yaratanını unutmayan, unutulmaz

Allahü teâlâ, kendisine itaât eden, her zaman zikreden ve emrettiği sebeplere yapışarak çalışan kullarına yardım eder, imdâtlarına yetişir...



Seven, sevdiğine tâbi olur ve insan, sevdiğini hiç unutmaz. Allahü teâlâyı ve Onun sevdiklerini seven, sevdiklerini unutmaz, hep hatırlar, itaât ve zikreder. Mert olan bir kimse, herkesin arasında bulunur, alışveriş yapar, evlenir fakat, bir an Rabbini unutmaz. Mü’minin hayırlısı; ibâdetlerini yapan, kendine lâzım olan ilmi öğrenen, hiç kimseye kötülük yapmayan, harâmlardan sakınan, kimsenin malına göz dikmeyen ve öleceğini de hiç unutmayandır. Böyle bir kimse, dünyâ işleri ile meşgul olurken, kalbi, Allahü teâlâyı bir ân unutmaz. Bütün hareketleri, işleri, sözleri, okumaları, dinlemeleri, hep Allah rızâsı için olur. Böyle olunca, insanın her uzvu ve kalbi Allahü teâlâya yönelmiş olur, hep Onu zikreder yani hâtırlar. Allahü teâlâ, emirlerini ve yasaklarını unutmayan, itaât edenlere her zaman yardım eder. Nitekim Kur’ân-ı kerîmde meâlen; (Allah size yardım ederse, kimse size gâlib gelemez. Size yardım etmezse, kimse yardım edemez) buyurulmaktadır. KÖPRÜYÜ GEÇEN VE GEÇEMEYEN!.. Vaktiyle bir genç, bir köye gidiyormuş. O köyün yolu da bir vâdiden geçiyormuş. O vâdiden geçmek için de, sadece bir asma köprü varmış. Asma köprünün bağları da çok zayıf olduğu için, geçmek çok zor imiş. Genç, köprünün başına gelince, hiç tereddüt etmeden etrafını seyrede seyrede rahat bir şekilde köprüden geçip gitmiş. O sırada köprünün başına bir başka kimse daha gelmiş. Bakmış ki asma köprü ha düştü ha düşecek durumda. Oturmuş, uzun uzun duâlar etmiş, yalvarmış ve ondan sonra asma köprüden geçmek istemiş. Fakat asma köprünün üzerine çıkar çıkmaz köprünün bağları kopmuş, köprü ile beraber adam da vâdinin derinliklerine yuvarlanmış ve ölmüş. Bu hâli, vâdinin yamacında bulunan evliyâdan bir zât, seyrediyormuş. Gördüklerine hayret etmiş. Çünkü genç, hiçbir şey okumadan, duâ etmeden, köprüden geçip gitmiş. Ama diğeri okuduğu, duâ ettiği hâlde, asma köprünün bağları koparak köprü ile beraber düşmüş ve ölmüş. Kalbinden Allahü teâlâya yalvararak bunun hikmetini öğrenmek istemiş ve yatmış. Gece rüyâsında kendisine şöyle denmiş: “O genç, her zaman, gece gündüz hep Allahü teâlâyı hatırlar, zikreder, itaât ederdi. Köprünün başına gelinceye kadar da hep Allahü teâlâ ile idi, yani Onu zikrediyordu. Genç, cenâb-ı Hakkı hiç unutmadığı, her zaman itaât ettiği için Allahü teâlâ da, onu köprüde unutmadı. Bu sebeple genç, köprüden karşıya rahat bir şekilde geçti. Köprüden geçemeyen kimse ise, ölümü görünce Allahü teâlâyı zikretmeye, duâ etmeye başladı. Köprüdeki tehlikeyi görünce değil, çok önceden Allahü teâlâ ile beraber olsaydı yani ibâdetlerini yapsa, itaât etseydi, cenâb-ı Hak da, köprüde onunla beraber olur yani ona da yardım ederdi...” Ebû Bekr es-Sekkâf hazretlerinin bir talebesi, hanımı ile beraber yolculuk ederken bir vâdide yollarını kaybederler. Yanlarındaki suları da biter, susuz kalırlar. Talebe, hocası Ebû Bekr es-Sekkâf hazretlerini vesîle ederek duâ eder ve yardım ister. O esnâda uyur ve rüyâsında, atına binmiş bir halde hocasını görür. Hocası; “Seni unutacağımızı mı zannedersin? Biz, bizi sevenleri unutmayız” der ve o esnâda uyanır. Bakar ki karşısında, elinde su kırbası olan birisi duruyor. Getirdiği suyu içip, kaplarını doldururlar ve sonra da o kişinin tarifi üzerine gidecekleri yolu bulup, yolculuklarına devam ederler... İTAAT EDENE YARDIM EDER... Netice olarak Allahü teâlâ, kendisine itaât eden, her zaman zikreden ve emrettiği sebeplere yapışarak çalışan kullarına yardım eder, imdâtlarına yetişir. İtaât etmeyen, emir ve yasaklarını hatırlamayan, yapmayan, emrettiği sebeplere yapışmayan, boş oturan tembel kullarını ise sevmez ve onlara yardım etmez. Allahü teâlâ, her şeyi görür, bilir, işitir, her var olan şeyi, her ân varlıkta durdurur ve hepsinin idâresinden, hâllerinden bir ân gâfil olmaz. Mülkünü kimseye çaldırmaz ve emirlerine uymayanların cezâsını vermekten de âciz kalmaz. Allahü teâlâyı unutmayan, itaât eden, dünyâda da, âhirette de rahat eder, huzûrlu olur.
Kapat
KAPAT