BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tedirgin bir hali vardı...

Tedirgin bir hali vardı...

Recep hemen çöktü gösterilen sandalyeye. Tedirgin bir hali vardı. Doktordan çekiniyor, söylediklerinin ters bir tepki yapmasından korkuyor gibiydi.



Recep hemen çöktü gösterilen sandalyeye. Tedirgin bir hali vardı. Doktordan çekiniyor, söylediklerinin ters bir tepki yapmasından korkuyor gibiydi. Boğazını temizledi gürültülü bir şekilde: - Bir şey danışacaktım sana beyim... - Söyle bakalım, hayırdır? Durakladı, derin bir nefes alıp yeniden başladı: - Bilirsin bizim hanımın bebesi olacak... - Evet.... Bir sorun mu var? Yutkundu Recep. Lafa nasıl gireceğini bilemiyor gibiydi. - Hem var hem yok! Yani, biz köylü adamlarız, fakir insanlarız. Bu bebe bize çok... Doğan bey gözlerini kıstı, dikkatle baktı karşısındaki adama: - Ne demek yani, nasıl çok! Recep bir anda dudaklarından dökülüveren kelimeleri ard arda sıraladı: - Anlayacağın bu çocuğu vermek isterim ben. İhtiyacım var. Şöyle isteyen bir aileye... Doktor Doğan bey irkildi. Birkaç saniye konuşmadan süzdü karşısındaki şeytani bakışlı adamı: - Ya hanımın, o ne diyor bu işe? - Ne diyebilir doktor, ben istedikten sonra o da evet der... Bu benim bebem değildir hem. Bakamayacağım. Garip bir şekilde güldü Doğan bey: - Ne tuhaf insanlarsınız. Şu çevrede her evde en az beş çocuk var. Sen de kalkmış bana ne diyorsun... Hanımınla konuşmak lazım bu meseleyi, senin istemenle olmaz. Hem senin beben değil, hem de kalkmış vereceğim diyorsun, başı boş mu sandın bu memleketi sen? Olur mu öyle şey?... Recep hemen süt dökmüş kedi gibi sindi: - Ben de sana sormaya geldim beyim, bilmem bu işleri, hanımla konuşup karar verdik, “git bir öğren” dedi, ben de gelip akıl danıştım sana. Doğan bey güldü: - Tamam, ben önümüzdeki hafta sizin oraya geleceğim. Gelir konuşum hanımınla, hem de onu kontrol etmemiz lazım. O zaman etraflıca görüşürüz. Recep yapacak bir şeyi kalmadığını anlamıştı. Usulca kalktı, kafasını hiç kaldırmadan mırıldanıyordu: - Allah razı olsun beyim, gelince konuşuruz o zaman... Kapıyı yavaşça kapattı. Doğan beyin kaşları çatıldı hemen. Kafasının içinde dönüp duran düşünceleri sağlıklı bir yörüngeye oturtabilmesi için uzunca bir zaman geçmesi gerekmişti. Neden sonra net bir şekilde düşünmeye başladı. Eğer bu çiftin gerçekten böyle bir niyeti varsa neden olmasındı?.. Perihan hanım da kendisi de bir çocuk hasretiyle yanıp tutuşmuyorlar mıydı senelerdir? Hem de hiçbir zaman sahip olamayacaklarını bildikleri halde. - Neler düşünüyorum ben böyle? Diye söylendi kendi kendine. Kendisine ait olmayan bir çocuğu ne kadar benimseyebilirdi ki... Ama hemen karşılığında kafasının içinde yanıp sönen ışıklar bu sorulara anında cevapları veriyor: - Neden benimsemeyeceksin, önemli olan bir insanı meydana getirmek değil, onu yetiştirmek... İnsan yapmak... Yararlı, faydalı, gurur duyulacak bir insan... diye pürüzleri yok ediveriyordu. Düşündü evinin içinde bir çocuğun varlığını. Sıcacık oluverdi içi. Yıldırım gibi fırladı yerinden. Bu işi mutlaka konuşmalıydı hanımıyla. Önlüğünü çıkartıp keten ceketini giydi. Kapıda karşılaştığı hemşireye seslendi: - Ben gidiyorum hemşire hanım, bir şey olursa evdeyim... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99504
    % -0.33
  • 5.6395
    % -1.83
  • 6.3845
    % -1.52
  • 7.474
    % -1.46
  • 239.536
    % -1.56
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT