BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Açıl susam açıl!..

Açıl susam açıl!..

Üniversitede asistan olarak yeni başladığım günlerden bir gün, kürsüde (o zamanlar anabilim dalına kürsü denirdi) ayda bir seminer düzenlenmesi kararlaştırılmıştı. Aman ya Rabbi! O ne telaş, ne kargaşa!.. Önce seminer ne demekti? Sonra nasıl düzenlenirdi? Orada hocaların huzurunda nasıl konuşulurdu? Nerede yapılır, oturma düzeni nasıl olurdu? Bunların hepsini yaşamış biri olarak şimdi ülkemizin geldiği noktayı en iyi değerlendirme imkânı olan biriyim...



Üniversitede asistan olarak yeni başladığım günlerden bir gün, kürsüde (o zamanlar anabilim dalına kürsü denirdi) ayda bir seminer düzenlenmesi kararlaştırılmıştı. Aman ya Rabbi! O ne telaş, ne kargaşa!.. Önce seminer ne demekti? Sonra nasıl düzenlenirdi? Orada hocaların huzurunda nasıl konuşulurdu? Nerede yapılır, oturma düzeni nasıl olurdu? Bunların hepsini yaşamış biri olarak şimdi ülkemizin geldiği noktayı en iyi değerlendirme imkânı olan biriyim... Bilgi paylaşmanın en etkili ortamları olan seminer, sempozyum, kongre, zirve ve benzeri toplantıları düzenleme kültürü ülkemizde son yıllarda büyük ilerlemeler kaydetti. Özellikle bu faaliyetlerin düzenlendiği tesislerin bazıları dünya standartlarının üstünde imkânlar sunar hale geldi. Lütfi Kırdar, Haliç Kongre Merkezi ve birçok otellerin bu işle ilgili mekânları İstanbul’un gerçek anlamda bir ‘Kongreler Şehri’ olması gayretlerine büyük katkılar sağlayacaktır. Ancak toplantıların fizikî altyapısına gösterdiğimiz gayret ve özeni; toplantının yönetilmesinde de göstermek zorundayız. Bunun Anayasa ve diğer hukukî düzenlemelerin düşünce ve fikirleri serbestçe söyleyebilmemize imkân tanıması gibi makro boyutta etkenleri olduğu gibi, toplantının etkin yönetilmesi için gerekli mikro boyutunun da olduğu bilinmelidir. Her ülkenin ve kültürün belli konularda hassasiyetleri olduğu kabul edilmeli ancak bunların fikir hürriyetini aşırı derecede kısıtlamasına izin verilmemelidir. Toplantıya katılanların fikirlerini rahatça serdedebilecekleri bir ortam sağlanamazsa o muhteşem mekânların hiçbir yararı olmaz, yapılan yatırım israf olur. Bir zamanların ‘Demirperde Ülkeleri’ denilen memleketlere gidenler görmüşlerdir, en küçük kasabaya kadar muhteşem opera salonları inşa edilmişti. Ancak sanat icrasından ziyade propaganda amaçlı kullanıldıkları için işe yaramamış hatta zararlı olmuşlardı. Demem o ki, bir salonu kırmızı ceylan derisi koltuklarla donatmak iyidir ama ondan daha iyisi o salonu gönlü insan sevgisiyle dolu, yüksek ideallere sahip, kaliteli adamlarla doldurmak daha da iyidir. Bunun yolu da ancak daha fazla demokrasi talebiyle dünyaya açılmaktır...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98028
    % 0.96
  • 5.7029
    % -0.53
  • 6.3956
    % -0.91
  • 7.0772
    % -1.06
  • 258.521
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT