BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gazetenin kökeni: Dünden bugüne TÜRK BASINI

Gazetenin kökeni: Dünden bugüne TÜRK BASINI

Gerçek anlamda gazeteciliğimizin doğuşu olarak, 22 Eylül 1860’ta çıkmaya başlayan ilk özel gazete Tercemân-ı Ahvâl kabûl edilir. Hükûmeti eleştirme, haber, yorum, köşe yazısı ve kalem münakaşası Tercemân-ı Ahvâl ile başlamıştır.



Türkiye’de ilk yabancı (Fransızca) gazete İstanbul’da 1798’de, devletin resmî gazetesi (Takvîm-i Vekaayî’) 1828-30’da, yarı resmî yarı özel gazete 1840’ta yayınlanmaya başladı. Ancak gerçek gazeteciliğimizin doğuşu 22 Eylül 1860’ta çıkmaya başlayan ilk özel gazete Tercemân-ı Ahvâl kabûl edilir. Sahibi Çapanoğlu Âgâh Efendi, başyazarı Şinâsî Efendi’dir. 1861’de Şinâsî buradan ayrılıp Tasvîr-i Efkâr‘ı yayınlamaya başladı. Ziyâ Bey (Paşa), Kemal Bey (Nâmık Kemal) gibi çok büyük isimler, bu gazetede ün kazandılar. İlk meslek dergimiz 1850’de, ilk magazin dergimiz 1861’de yayınlanmaya başladı. İstanbul’da fotoğrafçılık 1842’de faaliyete geçti. Gazeteye Avrupa’dan bir iki asır sonra girdiğimiz halde, fotoğrafa Avrupa’dan 2 yıl sonra geçmemiz ilgi çekicidir. 1860’ta ilk özel gazete ile hükûmeti eleştirme, haber, yorum, köşe yazısı, baş makale, kalem münakaşası ve her şey başladı. 1834’te modern posta, 1856’da telgraf ülkemize girdi. Haber akışı ve gazete dağıtımı çok kolaylaştı. Gazetecilerimiz, iktidara (yani hükûmete) vurdukları oranda okunduklarını hemen anladılar. Nâmık Kemâl’in sert muhalefet yaptığı başyazıları sayesinde İbret, bugünkü gazete fiyatlarının on mislinden fazlasına satılıyordu. 4 köşe yazarı günde 6 altın alıyordu (altının satın alma paritesi bugünkünün 2.5 katıdır). GAZETE ELEŞTİRİ DEMEKTİR Gazete, gittikçe artan dozda siyasî eleştiri, hattâ baskı unsuru oldu. Mısır valimiz Kavalalı İsmail Paşa, eleştirilerini durdurması için 30 yaşındaki Nâmık Kemâl’e 5.000 altın gönderdi. Kemal, kendisini eleştiriden alıkoyacak bu parayı geri yolladı. Ama iktidar ile gazetecilerimiz arasında para akışı sürüp gitti. Sadrâzam (imparatorluk başbakanı), en büyük hedef hâline geldi. Çar öylesine eleştirildi ki, Rusya Tile ilişkilerimiz bozulacak raddeye erişti. Sonra eleştiri, üstü kapalı olsa da hâkan-halîfeye uzandı. Sultan Abdülaziz (1830-1861-1876) niye Âlî Paşa’yı iktidarda tutuyordu da Ziyâ Bey’i sadrâzam ve Kemâl’i hâriciye nâzırı yapmıyordu? (Âlî Paşa, 19. yüzyılın bütün dünyada en büyük diplomatlarından biri sayılıyor ve Türk imparatorluğu diplomasi ile yönetiliyordu). Gayri resmî muhalefeti oluşturan Yeni Osmanlılar, basına egemen gibiydiler. Âlî Paşa, basınımız hakkındaki ilk kanun kuvvetinde hükûmet kararnâmesini yayınladı. Gazeteler kapanıp açılmaya başladı. Evvelce mahkeme kararı olmaksızın gazete kapatılamazken 12 Mart 1867 kararnâmesi ile bu yetki hükûmetin takdirine bırakıldı. O devirde gerçek basın hürriyeti Birleşik Amerika ile İngiltere’ye mahsus gibiydi. Ama İngiltere’de bile hanedanın eleştirilmesi yasaktı (bugün Danimarka’da da hanedan eleştirilemez). Fransa’da basın 1871’e kadar güdümlü idi. Almanya ve Avusturya imparatorluklarında basın çok sıkı kayıtlar altında bulunuyordu. Rusya’da, İspanya’da basın hürriyeti hiç yoktu. 1876’da tahta geçen İkinci Abdülhamîd, Rusya savaşı felâketinden sonra imparatorluğun yönetimine 1878’de el koydu (1908’e kadar sürecektir). Basın gittikçe artan bir kontrol, açık bir sansür altına alındı. 1878’den önceki gazetelerimizde çıkan bazı haber ve yorumlar, bugün dünyanın hiçbir ülkesinde yayınlanamaz. İngiliz ajanı olan Ali Suâvi Efendi‘nin edepsizliğin son sınırındaki iftiralarını hatırlatmam yeter. Zaten basın, onun felâket bir yazısı sebebiyle 30 yıl boyunca hürriyetini kaybetti (Bir Darbenin Anatomisi kitabımda detay mevcuttur). Bununla beraber 1880 dünyasında sansür yaygındı. 1900’lü yılların başında ise ancak Rusya gibi birkaç Avrupa’nın geri kalmış ülkesinde uygulanıyordu. Politik eleştiri sınırlanınca, gazetelerimiz, edebiyata çok ağırlık verdiler. O kuşağın sağlam dil bilgisi ve edebiyat zevkinin sebeplerinden biri budur. Ancak gazetenin fonksiyonunun politik eleştiri olduğu, edebiyat olmadığı açıktır. Nitekim Sultan Hamîd sansürü, Sultan Hamîd rejiminin prestij kaybına sebep oldu. 1908’de sansür kaldırıldı. Meşrûtiyet matbûâtı denen taçlı demokrasi basını başladı. Gazeteciler vurulmaya, vurulanların kaatilleri bulunamamaya başladı ki Sultan Hamîd rejiminde hiç olmazsa bu yoktu. 1913’te İttihad ve Terakki’nin kesin iktidarında, muhalefetle beraber basın da çok sıkı kayıtlar altına alındı. Basın hürriyetimiz çok az sürmüştü ve başarılı kullanamamıştık. 1913’te taçlı demokrasi artık kâğıt üzerindedir. Tek parti diktatörlüğü, Tal’at-Enver-Cemal triomvirasının hükümranlığı başlamıştır. İMPARATORLUKTAN CUMHURİYETE 1918-22 Mütâreke İstanbul büyük basını ikiye ayrılmıştı: Ankara’yı savunan milliyetçiler ve İstanbul hükûmetinin cihan galibi İngiltere ile uyuşarak daha iyi şartlar elde edeceğini savunanlar... 1923-1946 Cumhuriyet basını ise, hele 1939-45 İkinci Cihan Savaşı yıllarında, dünyanın ve tarihimizin en güdümlü basın hayatını yaşadı. Demokrasi ile basın hürriyeti tamamen paralel olduğu için, artık tek parti döneminin gazetelerimizi tasavvur edebilirsiniz. En büyük tiraj 10-15 binden ibaretti (Cumhuriyet gazetesi). Bununla beraber o devir yazarlarının düzgün ve zevkli Türkçe’lerine hayran olmamak mümkün değildir. Dilde temizlik maskaralığına hiçbir gerçek yazar iltifat etmedi. 1946’dan bu yana basın hürriyeti gelişti. Fakat asla Avrupa’daki çizgiye erişemedi. Büyük İstanbul basınının zaman zaman milletimizle ters düştüğünü söylemem gerekir. Atatürk’ü İnönist revizyonla sunmaya çalışan, Atatürk’ün birinci vasfı olan Türk milliyetçiliğine soğuk, hattâ ters bakan bir kuşak egemen olmuştur. Hiçbir sebep, basın hürriyetine zarar verecek şekilde ileri sürülemez. Şüphesiz basın, her türlü eleştiriye açıktır, açık olmalıdır. Ama her şeyi de yazıp söyleyebilmelidir. Radyodan sonra televizyon, medya’nın bir parçası olmayı, gazete, dergi, hattâ kitap’la paylaşmıştır. Artık gazete tek başına kitleleri sürükleyen rakipsiz medya değildir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102595
    % 1.49
  • 5.6822
    % -0.05
  • 6.3496
    % -0.44
  • 7.0798
    % -0.04
  • 260.062
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT