BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 23, Harput

23, Harput

Harput, M.Ö. 3000 yılında kurulmuştur. 7. Asırda Hazreti Ömer zamanında Müslümanlar tarafından fethedilmiştir. Bilahare tekrar Bizans’ın eline düşmüşse de 1085 Yılında Türkmen Çubuk Bey tarafından kurtarılmış, 1115’te ise Harput’ta Artukoğlu Belek Gazi tarafından Haleb’e kadar uzanan Artuklu Devletinin kurulmasıyla payitaht olmuştur. Müslüman Türklerden sonra bir daha düşman ayağı girmemiş mübarek bir vatan toprağıdır.



> Washington DC Harput, M.Ö. 3000 yılında kurulmuştur. 7. Asırda Hazreti Ömer zamanında Müslümanlar tarafından fethedilmiştir. Bilahare tekrar Bizans’ın eline düşmüşse de 1085 Yılında Türkmen Çubuk Bey tarafından kurtarılmış, 1115’te ise Harput’ta Artukoğlu Belek Gazi tarafından Haleb’e kadar uzanan Artuklu Devletinin kurulmasıyla payitaht olmuştur. Müslüman Türklerden sonra bir daha düşman ayağı girmemiş mübarek bir vatan toprağıdır. Bu dönemle Osmanlı arasında kalan zaman içinde bölgede birçok Türk devlet ve beylikleri görülmüştür. 1515 yılında Yavuz Sultan Selim Han tarafından Şah İsmail’in 7 yıllık işgalinden kurtarılarak memalik-i şâhâneye dahil edilmiştir. Devlet-i Ali Osman’ın şarktaki en mühim beldelerinden biridir. Eyalet merkezliği yapmıştır. Şark-garp, şimal-cenup istikametlerinin kesişme noktasıdır. Edebiyat, san’at ve kültür itibariyle imparatorluğun önemli 3-5 merkezi arasındadır.. Harput’ta yazılan divan şiiri sultan şehir İstanbul ayarındadır. Emperyalizm fitnesi başlayana kadar bir çok din, ırk ve kültür burada asırlarca iç içe ve ihtilafsız şekilde yaşamıştır. 1834 Harput’un kırılma çizgisidir. Bu sene aşağıya, Mezra’ya inmeler başlar. Öyle ki 1862’lere gelindiğinde artık ağırlık Mezra’dadır. Sanayi inkılabı, tren yolunu ovaya getirince askeri birlikler ve halk da ovaya taşınmıştır. Bir adım sonra havada bulutun olmadığı burada, bu tren istasyonunda fark edilecektir. Bizim çocukluğumuzda bile “yukarı şehir-aşağı şehir”, “mezra-yukarı şehir” sözleri gündelik hayatın konuşma parçalarıydı. 1862’de Mezra’ya Padişah’ın 5. Cülûs seneyi devriyesi sebebiyle Mamür-et’ül Azîz ismi verilmiştir. Başta Sultan Abdülaziz Han vardır. Derken asrın başından itibaren arka arkaya harpler, sosyal çalkantılar, Cihan Harbi, 1915’ler, Göçler, Kaç Kaçlar, İstiklal Harbi başlar. Harput bütün bunlardan kötü şekilde etkilenen yerlerden olur. 1937 yılı kasım ayında Atatürk, Mamür’et ül Azîz ismini Elazık diye değiştirir. Fakat hey’et-i vekile/Bakanlar Kurulu bir ay sonra aralık ayında bu tuhaf ismi ancak Elazığ yapabilir. Halk ise hep Elaziz dedi. Hatta mahalli şive daha farklıdır. Kaç yıldır hep aklımızdaydı, Elazığ adının değiştirilmesini teklif etmeyi düşünüyorduk. Ama gündem hiç denk düşmedi. Bu bölge insanı, bu sun’i ismi hazmedememiştir. Kimse azık diyarı gibi yakıştırmalara da kanmadı. Bu mânevi eziyet bitmeli... Arık Mamür-et ül aziz mümkün değil, olmaz. 1862’de de yanlıştır, Aziziye olabilirmiş. Elaziz de olmaz, ahali onu da zor telaffuz etti. Şimdilerde Yukarı Şehir’le Aşağı Şehir birleşmiş, Harput, bugün Elazığ’ın mahallesi olmuştur. Buna rağmen bir kartal gibi yukarıda kanatlarını ve pençelerini açmış, olarak âteşli gözleri ve yırtıcı gagasıyla ovanın üzerindedir. Harput, Elazığ’ın ruhudur, Elazığ’lı Harput’luyum der, Harputlu olmakla iftihar eder. Kimliğinde “ilçesi:Harput” yazan çok az Harput’ludan biri olarak teklifimiz şudur: Elazığ adı Harput diye değiştirilsin. Vilayet ve Belediye binası da Harput’a taşınmalı. İnsanlar da kentler de ruhlarıyla yaşarlar. Bu bir hatanın düzeltilmesi, hakkın iadesidir. Harput Hoyratı da onu demiyor mu? Kol at gelene doğru Gül at.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT