BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çocukların en büyük kâbusu: Alt ıslatma

Çocukların en büyük kâbusu: Alt ıslatma

Çocuğunuz 5 yaşın üzerinde ve her sabah altını ıslatarak mı yataktan kalkıyor? Bu problem canınızı sıkmasın... Çünkü günümüzde geliştirilen teknikler ve tedavi yolları kısa sürede uykuda alt ıslatmayı yok ediyor...



AİLEDOKTORU Hazırlayan: Uzm. Dr. S. Hilmi ÖZKIRIŞ İç Hastalıkları Uzmanı Çocuğunuz 5 yaşın üzerinde ve her sabah altını ıslatarak mı yataktan kalkıyor? Bu problem canınızı sıkmasın... Çünkü günümüzde geliştirilen teknikler ve tedavi yolları kısa sürede uykuda alt ıslatmayı yok ediyor... Çocuk utanma duygusu yaşar Eğer alt ıslatma fonksiyonel ise, çocuğa ve ebeveynlere bu durumun çocuklarda sık görüldüğü ve utanılmaması gerektiği şeklinde bir açıklama yapılmalıdır. Cezalandırmanın ve kabullenmemenin uygunsuz ve etkisiz olduğu anne-babaya, probleme dikkatlerini yoğunlaştırmamaları ve başarısızlığı dikkate almadan başarıyı ödüllendirmeleri bildirilmelidir. Birçok çocuktaki enürezis bu açıklamalardan sonra kendiliğinden düzelmektedir. Görüşme sırasında çocuğun sıkıntılarını ve şikayetlerini utanmadan ve şuçlanmadan söyleyebilmesi için fırsat oluşturulmalıdır. İdrar kaçırmanın istemsiz bir davranış olarak değerlendirileceği, kendisinin bu konuda kusurunun olmadığı çocuğa aktarmalıdır. Böylece, çocuğun problemini sahiplenmesi ve tedavide etkin rol alması sağlanmalıdır. Aileler tarafından hastalık olarak kabul edilmediği için çocuk devamlı suçlanır ve zaman zaman cezalandırma yoluna gidilir. Halbuki, bu durumdan en fazla çocuk rahatsız olup kurtulmak ister. Özellikle misafirlikte yatması gerektiği ya da kamp, tatil gibi sebeplerle evden uzak kaldığı durumlarda çocuk çok yoğun utanma duygusu yaşar. Bu sebeple bu tür birçok faaliyete katılmak istemez. > Zeynep Günbaz 7 yaşında bir oğlum var. Her gece altını ıslatıyor. Geceleri 2, 3, 4 defa tuvalete kaldırıyorum fakat sabah yine altını ıslatmış oluyor. Doktora götürdük, güzel sonuç almaya başlamıştık ki, çevrem ilaçla tedavinin kısırlığa yol açacağını söyledi. Ne tavsiye edersiniz? > S.S. Afyonkarahisar Kardeşim 12 yaşına girdi, buna rağmen hâlâ uyurken yatağı ıslatıyor. Bazen gündüz uyurken bile yatağa çiş yaptığı oluyor. Nasıl bir çözüm bulabiliriz? CEVAP: Toplumumuzda gece altını ıslatmanın zamanla geçen normal bir durum olduğuna dair yanlış bir kanaat vardır. Hatta sünnet olunca, ergenlikte ya da askere gidince geçeceğine inanılır. Oysa yaş ilerledikçe bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi beklemek, çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacağından hatalı bir tutum olur. Tedavide kademeli olarak bazı programlar uygulanmakta ve ilaçlardan da faydalanılmaktadır. Halk arasında tedavide kullanılan bazı ilaçların kısırlığa sebep olabileceği gibi yanlış bir kanaat vardır. Gece alt ıslatma problemi olan çocuklarda kullanılan ilaçların kısırlık yapması söz konusu değildir. Enürezis Nokturna (altını ıslatma); 5 yaşından büyük çocukların, uyku sırasında irade dışı idrar kaçırmasıdır. 5 yaşın üzerindeki çocukların yüzde 75-80’i bebeklikten beri sürekli yatak ıslatan grup olup, yüzde 20-25’i ise arada en az 6 aylık kuru bir dönem geçirdikten sonra tekrar yatak ıslatan çocuklardır. BİR NUMARA İRSİ FAKTÖR Alt ıslatmanın çeşitli sebepleri vardır... Genetik faktörler; uykuda idrar kesesi kasılmalarının baskılanamaması; uykuda dolu mesanenin algılanıp uyanılmasında güçlük; psikolojik faktörler bazı sebepleri oluşturur. Vakaların yüzde 80-90’ını primer grubu oluşturur. Burada daha çok irsi eğilim, biyolojik ve gelişime bağlı sebepler rol oynar. Sekonder alt ıslatma ise en az 1 yıl süren kuru bir zamandan sonra tekrarlamanın olmasıdır. En sık 5-8 yaşlar arasında görülür ve aile düzenindeki önemli değişiklikler ve kayıplar gibi güç ve sıkıntılı hayat şartları bu durumun ortaya çıkmasına yol açar. Eğer anne-babanın her ikisinde de geçmişte ya da devam etmekte olan alt ıslatma varsa çocukta da bu durumun ortaya çıkma ihtimali yüzde 70-75, sadece birinde var ise bu risk yüzde 40-45’e düşer. Ailevi bir bağ yoksa yüzde 15’e kadar azalır. Tuvalet eğitimine erken başlama, katı tuvalet eğitimi ve anne-babanın uygunsuz veya kayıtsız tutumları alt ıslatmaya zemin hazırlayabilir. Tuvalet eğitimine, çocuğun kilit gerginliği üzerindeki denetimini kazanmaya başladığı 1.5 yaş civarında başlanması daha uygun olur. Motive edin hedefe ulaşın Tedavide ilk ve en önemli adım, çocuğun tedaviye motive edilmesidir. İlgi, sabır, anlayış ve tedavi eden hekimle aile ve çocuk arasındaki yakın ve sıcak yakınlık başarının püf noktasıdır. MOTİVASYON TEKNİĞİ Alt ıslatma tedavisinde takvim tutma ve ödüllendirme teknikleri hem çocuğun motivasyonunu artırıcı hem de sorumluluk verici olup çocuk ıslak veya kuru geceleri bir takvim üzerinde işaretler. Bu işaretler kesinlikle çocuğun kendisi tarafından yapılmalıdır. Haftalık kontrollerde kuru günler çoksa çocuk ödüllendirilir. Duygusal içerikli ödüller (aferin denmesi, kucaklama, başını okşama, başarısını abartma vb.), somut ödüllere (oyuncak, yiyecek vb.) göre daha etkilidir. SIVI KISITLANMASI Akşam yemeğinden sonra sıvı alınmasının (çay, karpuz vs.) kısıtlanması uykudaki idrar miktarını azaltabilir. Sıvı kısıtlaması konusunda sorumluluk çocuğa verilmeli, konu bir inatlaşma odağı haline getirilmemelidir. Çocuk yatarken mutlaka tuvalete gitmeli ve yattığında tuvalet için kalkma konusunda kendini şartlandırmalıdır. Çocuklar uyuduktan 1-1.5 saat sonra uyandırılıp tuvalete gitmesi sağlanırsa sıvı kısıtlamasının başarısı artar. Çocuğun gece tam olarak uyandırılması gerekir. Yarı uyur tarzda idrarının yaptırılması, uykuda idrar yapma yerine geçer. MESANE JİMNASTİĞİ Her gün belli zamanda, genellikle sabahları veya okuldan sonra, çocuğun fazla miktarda sıvı içmesi (500 cc kadar ) ve idrar yapmayı mümkün olduğu kadar ertelemesi istenir. Atılan miktar haftada birkaç defa ölçülür. Hedef, yeteri kadar idrarı tutabilen bir mesane kapasitesine ulaşmaktır. Bu metot tek başına veya sfinkter eğitim eksersizleri ile birlikte yüzde 30 ile yüzde 35 çocukta başarılıdır. KONTROLLÜ İDRAR YAPMA Çocuktan gündüz idrarını yaparken birçok defa aniden kesmesi ve tekrar yapması istenir. Bu teknik, sfinkter kaslarının tonusunu (gerginliğini) artırabileceği gibi çocuğun idrar yapma kontrolünün farkında olmasını da sağlar. Bu metodu daha çok 9 yaşından büyük çocukların uygulayabildikleri bilinmelidir. ALARM CİHAZI Çocuğun az miktarda idrar yapmasıyla bile etkin duruma geçen alarmlar yer alır. Bir ay içinde yüzde 75-86 oranında etkili olduğu bildirilen bu metodun sakıncası aileleri uzun süre meşgul etmesidir. Alarm cihazı, tedavi sonlandıktan sonra da yüzde 56 ile en yüksek oranda kalıcılığı olan tedavi seçeneği olarak değerlendirilmiştir.Tedavinin tamamlanması için en az 2 ay gereklidir. İLAÇLA TEDAVİ Genellikle ilaç tedavisine; davranış terapilerini bir ay süreyle uygun şekilde uygulamış fakat sonuç alınmamış çocuklarda başlanır. İlaçların en çok altı ay süreyle kullanılması tavsiye edilmektedir. Birçok çocuk, ilaçlarla başlangıçta hızla düzelir ve üçte birinde tam iyilik olur. Tek başına ilaç enürezisi tedavi etmez. İlaç bırakıldığında genellikle bozukluk tekrarlar ve kullanım sırasında ilaca tolerans da ortaya çıkabilir. Tedavi kesildikten sonra yüzde 90’a varan oranda tekrarlama riski vardır. Peki ne yapalım? Son yıllarda alarm ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması tavsiye edilmektedir. Öncelikle çocuğa mesane kapasitesini artırıcı olarak, gündüz sıvı alımını artırarak idrarı geldiğinde tuvalete gitme süresi uzatılır. Alarm ile tedavide çocuklarda yüzde 75-100 oranında iyileşme sağlanmaktadır. Çocuk uyurken ilk birkaç damla idrarla birlikte alarm çalışmaya başlar ve çocuğu uyandırır. Uyanan çocuğun mesanesi kasılarak idrarın tamamının salınışını engeller. 2-4 hafta içinde çocuk uykusunda çişi geldiğinde alarm çalmadan uyanmaya başlar ve böylece kuru kalır. OKUYUCUYA CEVAPLAR Çocuğunuza aşı yaptırır mıydınız? > Rumuz Hatice Çocuklarım hassas, üşüttükleri zaman öksürüklerinin iyileşmeleri 6-7 haftayı bulur. Bu durumda çocukları aşılatmam mı, aşılatmamam mı iyi? Kızlarımın biri 6, biri 11 yaşında. Siz çocuğunuzu aşılatır mısınız? CEVAP: Hatice Hanım, öncelikle şunu iyi bilelim ki; üşütme veya soğuk, direkt olarak hastalık yapmaz. Sadece vücudumuzun ısı dengesini bozarak, savunma (immün) sistemimizi dirençsiz ve zayıf kalmasına zemin hazırlayarak virüs, bakteri gibi hastalık yapıcı mikroplara karşı açık hale getirir. Eğer soğuk algınlığı, grip olmak istemiyorsak, tedbirlerimizi aldıktan sonra hastalık bize uğrayamaz. O zaman da, insanlar üzerinde faydaları ve zararları, hem klinik çalışmalar hem de tecrübe ile net belli olmadığından, bu tür aşılamalara da ihtiyaç kalmaz. Kendim ve çocuklarıma da bu sebeple aşı yaptırmadım. Doktor oğlum için 33 derece diyor! > Mehmet Nezih 13 yaşında erkek çocuğum var. Boğaz enfeksiyonu için doktora gittik. Vücudu ateşli olduğu halde derecesi bazen 33 bazen 34, 35 bazen de 36.5-37 oluyor. Düşük ateş bir belirti midir? Neyin habercisidir veya normal midir? CEVAP: Mehmet Bey, Vücudu ateşli olduğu halde, bahsettiğiniz derecelerin normal termometre ile ölçülmesi mümkün değildir. Bu durum, ısı ölçerinizin bozuk olduğunu gösteriyor. Vücut ısısı 35’in altına düştüğünde, hele hele ifade ettiğiniz 33 derecelerde hipotermi dediğimiz belirtilerle komaya doğru gidiş olur ki, bu durum çok ciddi risk taşır, hayatla kabil değildir. Boğaz enfeksiyonları özellikle çocuklarda 39-40 derece gibi yüksek ateşle seyreder. Muayene bulguları ve bazı basit kan tahlilleri ile kesin sebep ortaya konarak kesin tedavi sonucu Allah’ın izniyle hiçbir şeyi kalmaz. Domuz gribine karşı tedbirinizi almalısınız > Yusuf Bardak 25 aylık bir oğlum var. Sık sık hastalanıyor, domuz gribi aşısı yaptırmamızı tavsiye eder misiniz? Sizin tavsiyeleriniz bizim için önem arz ediyor. Sorulara cevaplarınız ve içten yaklaşımınız, doğru tespitleriniz oldukça dikkatimizi çekiyor. CEVAP: Yusuf Bey, öncelikle takdir ve iyi düşünceleriniz için çok teşekkür ederim... Çocukluk çağında en çok üst solunum yolu enfeksiyonları gözükür. Eğer bu hastalıklar, yeterli tedavi edilmezse bronşit ve zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarına dönüşür. Gerekli ve doğru tedbirleri almadığımız zaman hastalıklar kapımızı çalar. Tedbirler alınıp, sağlıklı ve dengeli de beslendikten sonra, Allah’ın izniyle mikrobik hiçbir hastalık oluşmaz. Böylece müspet veya menfi neticeleri net bilinmeyen bu tür aşılara ihtiyaç kalmaz. Mikropla karşılaşılsa bile vücut bunun üstesinden rahatlıkla gelerek, hastalık atlatılır. Anne adayı kilolu ise nelere dikkat etmelidir? > Rumuz Bebek 1.5 yıllık evliyiz, eşim 1 aydan fazla hamile, 1.72 boyunda, 92 kiloda ve kansızlık problemi de var. Nelere dikkat etmem gerekiyor? CEVAP: Kıymetli kardeşim, eşin oldukça kilolu. Bu durumu hem genel sağlığı, hem de hamileliği için ciddi bir tehdit. Çünkü, hamilelik boyunca şekeri ve tansiyonu yükselecek. Acilen mutlaka, hamur işi, tatlı, çikolata ve öğünbaşı 1-2 dilim çavdar ekmeğinden fazlasından kaçınsın. Çayına şeker katmasın, tuzu azaltsın! Hamilelerde kansızlık, özellikle demir eksikliği olan tipine çok rastlamaktayız. Hamilelik ve emzirme boyunca demir ve folik asit ihtiva eden tabletlerden sabahları aç karnına yemeklerden en az 1 saat önce alması son derece faydalı olur. Bahsettiğiniz şikayetleri, kansızlıkla birlikte muhtemelen yüksek kan yağları ve zararlı kolesterole bağlı. Bunlar da araştırılarak, ona göre tedavisi düzenlenir. Hamileliğin son aylarına kadar normal ilişkinizi devam ettirebilirsiniz. Askerde zindeydik şimdi komadayız! Ormanlık, havası temiz bir bölgede askerlik yaptım. Vücudumdaki mantar, mide ekşimelerim, sinüzitim kayboldu. Askerden gelince hepsi yeniden nüksetti. Şimdi ne yapmalıyım? > Ömer Faruk Birpınar CEVAP: Değerli Birpınar, ormanlık, deniz kenarı gibi ozon konsantrasyonu yüksek yerlerde hücreler yenilenir, adeta kişi yeniden doğar. Bu sebeple hem bedenen hem de ruhen yenilendiğin, beraberinde de moral motivasyon yönünden de fevkalade, vücudun hormonal ve savunma sistemi müspet anlamda en üst seviyede olduğundan, bakteri, virüs, mantar ve paraziter hastalıklar bünyeyi kolay kolay etkileyemezler. Ortam değişince, hele hele de stresin yoğun olduğu yerlerde vücudun savunma sistemi baskılanır, basit mikroplara bile yenik düşer. Böylece mantar gibi fırsatçı organizmalara açık hale gelirsin. Ama moralini hiçbir zaman bozma. KBB ve cildiye uzmanı meslektaşlarımıza tedavi ol, inşallah hiçbir şikayetin kalmaz. HER DERDİNİZİ BANA YAZIN Bana sağlıkla ilgili her konuda soru iletebilirsiniz. Uzmanlık alanımın dışındaki konuları ise ilgili hekim arkadaşlarımızı da misafir ederek sizlere elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım... e-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Cad. No: 23 Yenibosna-İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT