BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milli Eğitim Bakanlığı bu haksızlığı düzeltmeli

Milli Eğitim Bakanlığı bu haksızlığı düzeltmeli

Sayın Nimet Çubukçu’nun dikkatine; 1997 yılında üniversite sınavında ilk 200’e girerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nca verilen yurt dışı bursuna hak kazandım. Üniversitenin ilk sınıfını Boğaziçi Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nde okuduktan sonra, MEB, 1998-2001 yılları arasında, Amerika’da lisans öğrenimim boyunca, okul ücretimi ve aylık harçlığımı karşıladı.



Sayın Nimet Çubukçu’nun dikkatine; 1997 yılında üniversite sınavında ilk 200’e girerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nca verilen yurt dışı bursuna hak kazandım. Üniversitenin ilk sınıfını Boğaziçi Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nde okuduktan sonra, MEB, 1998-2001 yılları arasında, Amerika’da lisans öğrenimim boyunca, okul ücretimi ve aylık harçlığımı karşıladı. Master ve doktora öğrenimim sırasında, okulumda ders vererek ve araştırma asistanı olarak çalıştığımdan, MEB bursunu tamamen kestirip, kendi imkanlarımla derecelerimi aldım. 2007 yılında okulu bitirdikten sonra, yurt dışında daha iyi araştırma yapabileceğime inandığımdan, MEB’e başvurarak, bana harcanan parayı geri ödemek istediğimi belirttim. Çıkarılan 77.000 dolarlık hesabı, bana tanınan 2.5 seneden daha kısa bir sürede ödeyebildim. Ancak, asıl problem bu noktada başladı. MEB’den ilk para aldığım 1998’den, borcumun bittiği 2009 Ağustosuna kadar geçen sürede, bana yaklaşık 80.000 dolar faiz çıkarıldı ve bunu yaklaşık 2 yılda (26 ay) ödemem istendi. Harcanan 77.000 doları kabul etmiştim, vadesinden önce ödedim. MEB, faiz hesaplamasını ancak anapara ödemesi bitince yapmaktadır ki, bu sürede büyük belirsizlikler olmakta ve hiç beklenmeyen yüksek meblağlı faizlerle karşı karşıya kalınmaktadır. 80.000 dolarlık faiz miktarı, aylık yaklaşık 3000 dolar taksitlere karşılık gelmektedir. Bırakın Türkiye’yi, Amerika’da bile ayda 3000 borç ödemek herkesin harcı değildir. Anapara borcum olan 77.000 doları, öğrencilik yıllarımda zar zor biriktirebildiğim parayla, yeni bitirebilmişken, üstüne 2 yılda 80.000 dolar faiz beklenmektedir. Bankalar arası piyasadaki en yüksek faiz oranı (%14-17) uygulanmış. Öğrenimim için verilen para, başarıyla kazanılan burs olmaktan çıkmış, basit bir krediye dönüştürülmüştür. Ne yazık ki, adaletsizlikler bununla sınırlı kalmamakta. 2 yıl önce çıkarılan 5535 sayılı kanunla, benim durumumda olan birçok kişinin faiz borcu silinmiştir. Ancak bu kanun için sadece 3 aylık başvuru süresi tanınmış. O tarihlerde ben doktora öğrenimimi yapıyor, bunu ödeme imkanım bulunmuyordu. Benden aynı bursu alıp, 1-2 yıl önce dönenler bu faizden muaf oldular. Bilimsel yönde gelişerek ülkeme daha fazla katkı yapacağıma inandım. Bu hareketim takdir göreceğine cezalandırılmaktadır. Devletin, hak eden başarılı öğrencilere verdiği öğrenim kredisi bu hale getirilmemeli. Yurt dışında kariyer yapan benim gibi bu şekilde haksızlığa uğratılan çok sayıda kişi bulunmakta. Lütfen bu adaletsizlik düzeltilsin, dışarıda başarıyla bilimsel çalışmalar yapan parlak beyinler mağdur edilmesin, küstürülmesin...  Haldun Kufluoğlu Televizyon dizilerinin amacı ne? Bir milletin kültür yapısının, inancının, örf ve âdetlerinin, töresinin, bu kadar açıkça bozulmaya çalışıldığı, Türkiye’den başka bir ülke var mı derseniz, peşinen; “asla yoktur” diyebiliriz. Eskiden televizyonlarda uzun soluklu yabancı pembe diziler oynardı. Rahatsızlık duyardık ama “yabancılardaki aile yapısı böyledir, onlarda bu tip şeyler normaldir” gibi cümlelerle geçiştirirdik. Kendimizi, çoluk çocuğumuzu bir parça da olsa yabancı dizilerin etkisinden böylece korumaya çalışırdık. Bazı kanallarda biraz da olsa sansür uygulanır, Türk aile yapısı yetersiz de olsa kısır çabalarla korunmaya çalışılırdı. Ama şimdilerde oynatılan sözüm ona yerli diziler, gerek senaryo, gerek oyunculuk bakımından yabancı dizileri aratmayacak kadar sansüre layık ve Türk kültürünü yok etmeye yöneliktir. Bu dediklerimize örnek aramak için öyle çok çabaya gerek yoktur. Herhangi bir kanalda, herhangi bir diziye bakınca, ne demek istediğimizi anlarsınız. Yemek sofralarında içkiler, evlilik ve ahlak dışı ilişkiler, gayrimeşru çocuk edinmeler, misyonerlik faaliyetleri, şeytana bile pabucu ters giydirecek düşmanlıklar, sahtekârlıklar, dolandırıcılıklar, törelerimizi aşağılayıcı söz ve fiiller vs. vs. Yani sizin anlayacağınız, kötülük ve bozgunculuk adına, bir milletin benliğini yok etmek için akla hayale bile gelemeyecek kadar tehlikeli diziler oynatılmaktadır. Avrupalılaşma sürecinde sansür mü olur? Özgürce her senaryo sahnelenmeli diye yavaş yavaş milletin kafasına zararlı fikirler aşılandı ve sonunda gelinen nokta meydandadır. Milletimizin evlatlarının akıl ve gönülleri zararlı fikirlerle donatılmış, her evde bir ya da birkaç dizi hayranlığı oluşturularak, adım adım koca bir millet; tarihinden, inancından, kültüründen uzaklaştırılmaktadır. Görünen o ki, Türk aile yapısı korkunç tahribatlarla karşı karşıyadır... Tarihimizi ve kültürümüzü, tanıtacak ve koruyacak, dizi ve programlar yaparak, millet olma vasıflarımızın yeniden canlandırılması lazımdır. Yoksa bu toprakları koruyacak, ihya edecek ve kollayacak ruha sahip vatan evlatlarını bulmakta zorlanır ve tarihten silinir gideriz. Uğur Kepekçi
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102330
    % 0.75
  • 5.6417
    % -0.68
  • 6.3388
    % -0.56
  • 7.0609
    % 0.16
  • 261.162
    % 0.01
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT