BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saray kültürü ile zarafet kazanmış efsane şehir

Saray kültürü ile zarafet kazanmış efsane şehir

17 medeniyetin izlerini taşıyan “şehzadeler şehri” Amasya sanki bir masal diyarı... Dünya tarihine mal olmuş pek çok sanat ve ilim adamı da bu topraklarda yetişmiş.



MEMLEKETTEN HABER VAR -103- Behçet FAKİHOĞLU behcet.fakihoglu@tg.com.tr 17 medeniyetin izlerini taşıyan “şehzadeler şehri” Amasya sanki bir masal diyarı... Dünya tarihine mal olmuş pek çok sanat ve ilim adamı da bu topraklarda yetişmiş. Küçük bir tepeyi aşar aşmaz, ömrümde gördüğüm en güzel manzara önümüzde açılıverdi; kadim Amasya şehri... diye tanıtıyor, 7500 yıllık tarihi bulunan Amasya’yı, Mareşal Moltke. “Amasya öyle bir şehirdir ki, tenhasında bir at eşelense, toynağı bir medeniyete dokunur” denmiş. İnsanları tarihte yolculuğa çıkaran bir zaman tünelini andıran Amasya’da, ünleri tarihe mal olmuş pek çok ilim ve sanat adamı yetişmiş. Ünlü coğrafyacı Strabon, Lokman Hekim, Sabuncuoğlu Şerefeddin, Akşemseddin, Mihri Hatun, Hattatlar Piri Şeyh Hamdullah bunlardan birkaçı... Melik Ahmet Danişmend Gazi 1075 yılında şehri Bizanslılardan alarak, ilk Türk egemenliğini kurmuş. Amasya, 1386 yılında Şehzade Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılmış. İkinci defa Osmanlı Birliği, yine Amasya Valisi olan Çelebi Mehmet tarafından sağlanmış. Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum belgesi sayılan Amasya Tamimi burada hazırlanarak bütün dünyaya ilan edilmiştir. “Burası çok özel bir yer. Sanki, zamanı gelince uyanmak üzere, uyumakta olan gizemli, efsanevi bir şehir” diyor, Amasya Valisi Halil İbrahim Daşöz, küreselleşen dünyada bu güzellikleri daha fazla gizlemenin mümkün olmadığını belirtiyor. Zarafet şehri olarak nitelediği Amasya’nın kültürü, tarihi, birikimi ile olağanüstü bir şehir olduğunu anlatan Vali Daşöz, çoğu kişinin bunun farkında olmadığını dile getiriyor. İmajı ile güzelliği arasında inanılmaz bir uçurum bulunan Amasya’nın; dağları, ırmağı, tarihi eserleri ve bitki örtüsü ile olağanüstü bir şehir olduğunu ifade eden Vali Daşöz; burada 7500 yılda, 17 farklı uygarlığın müşterek olarak oluşturduğu eşsiz bir birikim bulunduğuna değiniyor. Tarihte ilk coğrafyacı olarak kabul edilen Strabon, eserinde 3 sayfayı Amasya’ya ayırmış. Beylikler, Selçuklular ve Osmanlılar için çok önemli olan Amasya, payitahtlardan sonra en çok önem verilen merkezlerin başında gelmiş. Anadolu’da bu kadar çok Osmanlı eserinin bir başka yerde bulunmadığını belirten Vali Daşöz, Şehzadeler Şehri’nin her köşesinin bir sürpriz sunduğunu, insanlara gülümseyen bir şehir olduğunu anlatıyor ve şu özellikleri hatırlatıyor: “Hat, tezhip, minyatür ve ebru sanatlarının merkezi, mutfak kültürünün zirvesi olan bu şehirde saray kültürü, rafineri kültürün etkisiyle agresiflik yok, kavga-gürültü bulunmaz. İnsanların genetik kodlarına işlenmiş bir zarafet görülüyor. Bu zengin kültür uzun süre oluşmuş.” Bu şehir yüzlerce çok önemli şahsiyet yetiştirmiş; Yavuz ve Fatih başta olmak üzere, 6 cihan Padişahı çıkarmış. Kurtuluş Savaşımızın, Türkiye Cumhuriyeti’nin nüvesinin oluşturulduğu yer olmuş, devletimizin yeniden doğum belgesi burada oluşmuş... Tarih boyunca hep övgüyü hak etmiş ve övülmüş bu şehrimiz “misket” denen elması, kirazı, bamyası ve bej mermeri ile de meşhur. “Amasya’nın elması/ Elmaların en hassı/Sen dururken neyleyim/Pırlantayı, elması” dizeleri bir gerçeği şiirleştirmiş... Bu nadide ilimizin hak ettiği yeri bulması için, bütün yolları duble yapılıyor, barajlarla sulama imkanları geliştiriliyor, şimdiden 6 bin öğrencisi bulunan üniversitesi el birliğiyle geliştiriliyor. Burada okumak, öğrenciler için özel bir zevk haline getirilecek. İl genelindeki 4 organize sanayi bölgesi ile ekonomik sıçrama yapılacak, Merzifon’daki sanayi, Suluova’daki Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi Türkiye çapında ses getirecek... Dışarıdan çok fazla göç almamış, tarih ve kültür dokusu bozulmamış Amasya’da eğitim ve turizmin gelişmesi sağlanacak. Bazı seyyahların “Anadolu’daki Oksford” dedikleri, geçmişte nüfusunun yüzde 10’u medrese talebesi olan bu eğitim şehri eski günlerine dönecek. Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın “Marka Şehirler”den biri olarak ilan ettiği Amasya, bu alanda yıldız şehir olacak. Türkiye’deki her ferdin burayı ziyaret etmesini milli bir vazife olarak telakki eden Vali Daşöz, burayı görenlerin farklı bir kültürel zenginliğe kavuşacağını belirtiyor. Her şeyin, her yerin yürüme mesafesinde olduğu; rahat, kolay ve güvenli şehir Amasya’yı daha çok kişiye tanıtmak için başta 65 bin öğrenci olmak üzere, bütün Amasyalılar seferber olmuş. Altyapı eksiklikleri giderilecek, konaklama tesisleri çoğaltılacak, bu mücevher şehrin önemli bir turizm destinasyonu olması sağlanacak... AMASYA KALESİ AÇIKHAVA MÜZESİ HALİNE GETİRİLECEK Amasya’nın göç almadığını, gelen kamu görevlilerinin kalmasıyla oluşan az sayıda vasıflı göçün de kendileri için avantaj olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Cafer Özdemir; şehrin kazandığı nezih saray kültür ve medeniyetinin bu sebeple, yozlaşmadan bugüne gelebildiğini anlatıyor. Aileler, gece geç saatlere kadar hiçbir tedirginlik duymadan nehir kıyısında gezebiliyor. Yalıboyundaki konakların kıymetini önceleri kimsenin bilmediğini hatırlatan Başkan Özdemir, bugün artık tarihi eserlerinizin kıymetinin anlaşıldığını ve korumaya başladıklarını söylüyor. Amasya’da, Safranbolu’dan daha fazla mimari değer bulunduğunu anlatan Başkan Özdemir, yeterli altyapı oluşmadan kapıları turizme tamamen açmanın sakıncalarını hatırlatıyor, bundan sonra altyapı eksikliklerini tamamlayarak, turizmden hak ettikleri payı alacaklarını belirtiyor. Valilik-Belediye iş birliğiyle Turizm Master Pilanı hazırlanmış. Bütün turistik ve kültürel varlıklar gün yüzüne çıkarılacak. Amasya’nın özünün, ecdaddan alınan kültür varlıkları olduğunu, şehzadelerle gelen bilim ve kültür adamlarının kalıcı izler bıraktığını hatırlatan Başkan Özdemir; bu eşsiz mirasın korunacağını ve bütün insanlara tanıtılacağını müjdeliyor. Mahalle kültür evleri, kültür merkezleri açılıyor. Tezhip, süsleme, dokuma gibi 8-10 kalemlik Manisa el sanatları için kurslar düzenleniyor. Geçmişten gelen sanatlar sonraki kuşaklara ulaştırılacak. Ecdadın hem mimarisi hem de kültürel değerleri yaşatılacak. Şehri ikiye bölen Yeşilırmak’ın kale tarafı korunmuş, diğer taraf yangın ve diğer sebeplerle tahrip olmuş. Yapılacak kentsel dönüşüm çalışmaları ile tarihi doku canlandırılacak. Bu dokuya uymayan yapıların ıslah çalışması yapılacak. Sokak sağlıklaştırma çalışmaları da hızlandırılacak. Sokaklar kültürel geçmişiyle uyumlu hale getirilecek. Mahalleler eski mistik havasına kavuşturulacak. Eski Amasya, Açıkhava müzesi haline getirilecek. Evsel atıkların ve atık suların çevreye zarar vermemesi için gereken tesisler yapılıyor, bunlar için Avrupa Birliği Fonlarından faydalanılıyor. Tarımda hak edilen yere gelinmesi için modern hal yapılacak. 3 sene içinde, Hatuniye Mahallesi’ndeki bütün binaların restorasyonu ve sokak sağlıklılaştırma çalışmaları bitecek. Yeşil Irmak’a dökülen atık sular arıtılmış olacak, barajlar sayesinde su rejimi korunmuş olacak. Yeşilırmak, geçmişteki gibi yeşil ve temiz olarak akacak. Kentsel dönüşüm, “Marka Kent” olmada ve turizmde çok önemli noktalara gelinecek turist sayısı 1 milyona çıkarılacak, gelenlerin de şehirde 2-3 gün konaklaması sağlanacak. Vakıflar Genel Müdürlüğü 5 yıldızlı bir otel için karar vermiş, bu tür yatırımların devamı gelecek. YALIBOYU EVLERİ Ekonomisinin yüzde 65’i tarıma dayanıyor Amasya ekonomisinin yüzde 65’inin tarıma dayandığını söyleyen Ticaret ve Sanayi Odası ikinci Başkanı Kenan Güripek, bu ilin verimli topraklarını hatırlatıyor. “Amasya Beji” diye bilinen mermerin de Türkiye’nin en kaliteli mermeri olduğunu ifade eden Güripek, 13 şirketin bu alanda çalıştığını, bunların 7’sinin ihracat yaptığını belirtiyor. Blok mermer olarak yıllık 10-15 milyon dolarlık ihracat yapılırken, işlenmiş mermer ihracatı da 7-8 milyon dolar civarında. Başta Çin ve Hindistan olmak üzere, 48 ülkeye mermer ihraç ediliyor. Kültür turizminin değer kazanması ile, Amasya’nın değeri de fark edilmiş, yılda 150 bin turist geliyor ve bu sayı devamlı artıyor. Gelen turistlerin konaklamalarının da sağlanması için, altyapı eksikliklerinin giderilmesine çalışılıyor. Amasya, Tokat ve Çorum’un bir arada ele alınmasıyla, turizmde daha kısa sürede sıçrama yapılacağı hatırlatılıyor. Gözlek, Terziköy ve Beke’de bulunan termal kaynaklar da yatırımcının ilgisini bekliyor. İnsanların güçlerini birleştirmeleri ve firmalarını kurumsallaştırarak, profesyonelce yönetmelerinin önemine değinen Güripek, yeterince yatırım olmamasını bu eksikliğe bağlıyor. Gelen yatırımcıya gösterecekleri yeterli yer bulunmadığını söyleyen Güripek, istedikleri 250 dönümlük TİGEM arazisinin neden hâlâ yatırımcılar için tahsis edilmediğine anlam veremiyor. Amasya’nın verimli arazisi ve uygun ikliminin alternatif bitkiler ve tohum için bulunmaz kıymette olduğu belirtilirken, Suluova’da kurulacak Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi’nin önemli fırsatlar doğuracağı söyleniyor. Amasya’nın sebze-meyve deposu olduğu hatırlatılırken, bu alanla ilgili sanayinin kurulmasının önemi belirtiliyor. Semaver kültürü Amasya’da semaverciliğin özel bir yeri bulunmakta. En az 100 yıllık bir geçmişi olduğu söylenen el semaverciliği hâlâ yapılmakta. 19 yıldır Semavercilık yaptığını söyleyen Murat Olgaç, Amasya’da tenekeden yapılmış semaverlerin tercih edildiğini belirtiyor. Çayı daha lezzetli ama ömrü kısa olan teneke semaverlerden başka, bakır ve galvanizli saçtan yapılmış semaverler de pazar bulmakta. Bir ustanın günde 4-5 semaver yapabileceği söylenirken, Türkiye’nin değişik yörelerinden talep geldiği belirtiliyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT