BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurban Bayramını idrâkle şereflendik

Kurban Bayramını idrâkle şereflendik

El-hamdü lillah dün, iki dînî bayramımızdan ikincisi olan Kurbân Bayramını idrâk etmekle şereflendik. Müslümânlar, bayram günlerine ayrı bir önem verirler. Zîrâ bu günler, rahmet kapılarının açıldığı, günâhların affedildiği, birlik ve berâberlik duygularının pekiştirildiği, yoksulların sevindirildiği günler olması bakımından sevinç ve neş’e kaynağıdırlar. Şüphe yok ki, dînî bayramlarımızın cemiyet hayatımızda çok özel yerleri vardır. Şöyle ki:



El-hamdü lillah dün, iki dînî bayramımızdan ikincisi olan Kurbân Bayramını idrâk etmekle şereflendik. Müslümânlar, bayram günlerine ayrı bir önem verirler. Zîrâ bu günler, rahmet kapılarının açıldığı, günâhların affedildiği, birlik ve berâberlik duygularının pekiştirildiği, yoksulların sevindirildiği günler olması bakımından sevinç ve neş’e kaynağıdırlar. Şüphe yok ki, dînî bayramlarımızın cemiyet hayatımızda çok özel yerleri vardır. Şöyle ki: 1- Sevgili Peygamberimiz: “Ramazân Bayramı, Kurbân Bayramı ve teşrîk günleri, biz ehl-i İslâmın bayramlarıdır; bugünler yeme ve içme günleridir” ve “Ramazân Bayramında namâz ve sadaka-i fıtır, Kurbân Bayramında ise, namâz ve kurbân vardır” buyurmuşlardır. Ramazân Bayramında fakîrlere sadaka-ı fıtır verilmesi; Kurban Bayramında ise, akrabâya ve komşulara kurbân etinden dağıtılması ne kadar hikmetli işlerdir. 2- Yine belirtelim ki Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara kıymet vermiş, bu zamanlarda yapılan duâ, tevbe, namaz, oruç, sadaka-i fıtır, kurban gibi muhtelif bedenî ve mâlî ibâdetleri kabul edeceğini bildirmiştir. Aslında kulların çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır. 3- Bayram sabâhında, çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup câmilere doluşurlar, büyük bir huşû içerisinde sabâh ve bayram namazlarını edâ ederler. 4- Bayram namazından sonra bütün Müslümânlar birbirlerinin bayramlarını tebrîk ederler. Bu sâyede aralarında muazzam bir muhabbet meydâna gelir. 5- Daha sonra âile büyükleri, eş-dost, akrabâ ve komşular ziyâret edilerek, büyüklerin elleri öpülüp duâları alınır. Böylece bayramlar sevgi ve saygının artmasına vesîle olur. 6- Yine dînî bayramlarımızdaki güzel âdetlerimizden biri de, yetîmler, fakîrler, garîpler ve çocukların sevindirilmesi, yardıma muhtâç kimselere yardım ellerinin uzatılması, ictimâî yardımlaşma ve dayanışmanın tezâhür etmesidir. Burada kısaca, Sevgili Peygamberimizin, bir öksüze bayram sevincini nasıl yaşattığından bahsedelim: “Bir bayram günü, Peygamber Efendimiz evinden çıkmış, Mescid-i Nebevî’ye gidiyordu. Yolda bayram sevinci içinde oynayan birtakım çocuklara rastladı. Hepsi bayramlık yeni elbiseler giymiş, sevinç içinde sağa-sola koşuyorlardı. Orada zayıf ve çelimsiz bir çocuk vardı; eski ve yırtık elbiseleri içinde melûl ve mahzûn bir vaziyette kenara çekilmiş, neş’e ve sevinç içinde oynayan çocuklara bakıyordu. Peygamber Efendimiz bu çocuğa buyurdu ki: - Yavrum, sen niye arkadaşlarınla gülüp oynamıyorsun da, böyle bir kenâra çekilmiş duruyorsun? Çocuk, Peygamber Efendimizi tanıyamamıştı. Dedi ki: - Ben hem öksüzüm, hem de yetîmim. Babam, şehîd oldu. Annem başka biriyle evlendi. Peygamber Efendimiz şefkatle o çocuğun elinden tuttu; sevgiyle saçlarını okşadı. - Yavrum, Peygamber Efendimizin baban, Âişe’nin annen, torunları Hasan ile Hüseyin’in de kardeşlerin olmalarını ister misin? Yetîm yavru, karşısındaki şefkat dolu, nûr yüzlü insanın Peygamber Efendimiz olduğunu anlayınca sevinçle dedi ki: - Yâ Resûlallah, nasıl istemem? Efendimiz, çocuğun elinden tutarak evine götürdü. Yedirip, içirip, yeni elbiseler giydirdi. O çocuk sevinçle dışarıya çıktı. Çocuklar onu tanıyıp etrâfına toplandılar. Durumundaki bu değişikliği görüp kendisine şöyle sordular: - Nedir sendeki bu hâl? Yetîm çocuk başından geçenleri anlattı. Diğer çocuklar, bu yetîm yavrunun, Hazret-i Peygamber tarafından evlâtlığa alındığını duyunca: -Keşke bizim babalarımız da, o savaşta şehîd düşselerdi de, bizi de Peygamber Efendimiz evlâtlığa alsaydı, dediler.” 7- Dînî bayramlar, milletimizin birlik-berâberliğine ve dargınların-küskünlerin barışmalarına vesîle olduğu gibi, ölülerimizin bile sevinmelerine sebep olmaktadır. Çünkü bayramlarda kabirler ziyâret edilmekte, mevtânın [ölülerimizin] rûhlarına Fâtiha-i şerîfe, İhlâs-ı şerîf, diğer sûre ve duâlar gönderilmektedir. 8- Bütün dünyâda dîn ve diyânetlerini, ırz ve nâmûslarını, vatan ve memleketlerini, can ve mallarını müdâfaa ederken şehîd düşen, bayrama yetişemeyen Müslümânlar da unutulmamakta, onlar için de Kur’ân-ı kerîm okunup rûhlarına gönderilmektedir. 9- Bayram gün ve geceleri mübârek zamanlardan olduğu için, gâzî, mecrûh olan, dul ve yetîm kalan çocuk, genç ve ihtiyâr bütün Müslümânlara da duâ edilmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT