BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bir ihtiyar gördüm ki!..”

“Bir ihtiyar gördüm ki!..”

Behaeddin-i Buhari hazretleri, bir sohbetinde şunu anlattı: Bir gün Kâbe yanında oturuyordum. Ak sakallı, ihtiyar birini gördüm ki, Kâbe’nin örtüsüne sarılmış ağlıyor ve;



Behaeddin-i Buhari hazretleri, bir sohbetinde şunu anlattı: Bir gün Kâbe yanında oturuyordum. Ak sakallı, ihtiyar birini gördüm ki, Kâbe’nin örtüsüne sarılmış ağlıyor ve; - Yâ Rabbî! Yâ ilahi!.. diye yalvarıp gözlerinden kanlı yaşlar akıtıyordu. Kalbine nazar ettim. “Dünya işleri”ni düşünüyor, malını, parasını hesab ediyordu. Gözleri ağlıyorsa da, kalbi, “dünya” ile meşguldü. İçi, dışına uymuyordu. Hacdan sonra, Mina’ya uğradık. Mina çarşısında bir genç gördüm ki, büyük çapta ticaret yapıyor, bir anda “yüzbin altın” değerde mal alıp veriyordu. Kalbine nazar ettim. Her an Rabbini zikrediyordu. Dünya işiyle meşgul gibi görünse de, bir an unutmuyordu Rabbini. Bu haliyle Kâbe’deki adamdan üstündü. Çünkü bu, kendini ticarete vermişse de, “dünya muhabbeti”ni kalbine sokmamıştı. Büyük çapta ticaret yapıyordu. Ama kalbi İslâmiyetin emirlerini düşünüyordu. “Günah işlerim” korkusuyla kalbi titriyordu. EHL-İ SÜNNETİN ÜSTÜNLÜĞÜ Bu zat bir gün sevdiği bir gence; - Evladım, en mühim şey, “Ehl-i sünnet” üzere iman etmektir, buyurdu. Ve ekledi: - Böyle olan Müslümanlara müjdeler olsun. Delikanlı sordu: - Ehl-i sünnet neden kıymetlidir efendim? Buyurdu ki: - Çünkü bu fırkada olanlar “Cehennem”e hiç girmeyecekler. Sonra mahşer yerinde herkes çıplak hoşrolurken, onlar elbiseli olacak. - Başka efendim? - Mahşerde herkes binbir sıkıntı, azab ve izdiham içinde “bin sene” beklerken, ehl-i sünnet mücahitleri o bin seneyi “Cennet”te geçirecekler, yetmez mi?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT