BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB, Türkiye’nin üyeliğine muhtaç

AB, Türkiye’nin üyeliğine muhtaç

Bütün engellere, nüfusumuzun ürküntü vermesine rağmen, Avrupa Birliği; rahat edebilmek, hayatını uzatabilmek, güvenini hakkıyla sağlamak, doğuya açılabilmek, jeopolitik ve jeostratejik ağırlığını sağlamak, yeni pazarlara ulaşmak için, Türkiye’nin üyeliğine muhtaçtır



TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ BAYRAĞI... Belçikalı Van Rompuy, Avrupa Birliği’nin ilk başkanı seçildi. Belçika Başbakanı iken Türkiye hakkında söylediği fevkalade münasebetsiz ve tarih şuurundan mahrum sözlerine fazla önem vermiyoruz. Mutaassıp bir Hıristiyan olduğunu ve Avrupa Birliği’ni bir Hıristiyan Projesi sanarak yanıldığını açığa vurmuştur. Şahsi fikirleri bile değil, duygularıdır. İki buçuk yıllık başkanlığı müddetince şahsi duygularını dile getirerek görev ifa etmeyecektir. 27 üye devletin kararlarını onaylayıp yürürlüğe koyacaktır. Geçen hafta İtalya cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano‘nun Ankara’da cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ile görüşmesinde söyledikleri ise realist (gerçekçi) politikacı görüşleridir. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da İtalya’da aynı günlerde dostu İtalya Başbakanı Berlusconi ile aynı mealde konuştu. İngiltere, İtalya, İspanya gibi çok önemli devletler, Almanya ve Fransa’da Merkel ve Sarkozy’nin saçmalıklarına katılmaksızın, Türkiye’nin üyeliğine kesin destek veriyorlar. İMTİYAZLI TEKLİF BİR HAKARET Napolitano, “Avrupa’nın sınırları doğuya doğru ilerliyor” diyerek stratejik istikameti gösterdi. “Türkiye’nin üyeliğinin koyu bir savunucusuyum” diyerek açık konuştu. İmtiyazlı ortaklık saçmalığı ile Türkiye’ye hakaret etmeye asla kalkışmadı. Attığı imzaya sadık kalacağını vurgulayarak döneklik yapmayacağını belirtti. Napolitano, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile imzaladığı anlaşmada, “AB Türkiye müzakerelerinin iki tarafça paylaşılan hedefi, Türkiye’nin birliğe katılmasıdır” maddesini hatırlattı. Türkiye’yi “Avrupa ile Müslüman dünyası arasında köprü ülke” diye tanımladı. “Türkiye’nin üyeliğinin AB için önemini kavramak güç değildir” diyerek Avrupa’nın bazı gafil liderlerini uyardı. Avrupa, Merkel-Sarkozy ittifakından zamanla soğuyacak, bıkacak, yaka silkecektir. Zira dış politikada otorite olmadan çok büyük iki devletin başına geçtikten başka, Avrupa’yı da yönetmeye kalkıştılar. Türkiye’nin AB ve ABD aleyhine bir politikaya kayacağı endişesi de Batı’yı uyarmaya başladı. Angela Merkel Almanya’da ve Nikola Sarkozy Fransa’da iktidara gelmeden önce Şansölye Schröder ve Başkan Chirac dönemlerinde halkımız, kendilerini Avrupa Birliği’ne daha yakın hissediyordu. AB üyeliğimizde çağdaş uygarlık düzeyine erişeceğimize inananlar yüzde 70’in üzerinde idi. Çok az Türk, üye olduğumuz takdirde dinimizden çıkıp Hristiyanlaşacağımıza veya milli kültürümüzün dejenere olacağına inanıyordu. Bunlar, kapalı dindarlar veya içimize kapanmamızı isteyen çağı geçmiş eski moda milliyetçilerdi. KOMPLEKSLİ AVUSTURYA Hâlâ Kara Mustafa Paşa kompleksi yaşayan Avusturya da, Merkel-Sarkozy ikilisinin kuyruğuna takıldı. Bunlar, “imtiyazlı ortaklık” maskaralığı uydurup, ümitlerimizi kırdılar. Biz zaten Gümrük Birliği’ne girip AB üyesi olmayan tek devletiz. Daha ne gibi imtiyazlar alıp Avrupa Birliği’ne kenardan ilişivecektik. Deveciyan öğretisi etkisinde yetişen Sarkozy, Rusya peyki doğu Almanya Komunist Halk Cumhuriyeti’nde yetişen Merkel’le birleşip, Fransa-Almanya egemenliğinde bir AB hayalini izliyorlar. İngiltere karşı çıkıyor. İtalya ve İspanya ile birlikte, üyeliğimizin zorunluluğunu savunuyor. Amerika’nın endişesi, Sovyet uydusu ve Letonya, Litvanya, Estonya gibi Sovyetler Birliği üyesi iken Avrupa Birliği’ne ve NATO’ya yeni katılan üyelerin, Rusya’dan tamamen kopmamış olabileceği, daha doğrusu Rusya’nın hâlâ bunların üzerinde emeller besleyebileceğidir. Amerika ayrıca Ukrayna ile 3 Güney Kafkasya Cumhuriyeti’nin (Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan) AB ve NATO’ya alınmasına taraftar bulunuyor. NÜFUSUMUZ KORKUTUYOR Bütün engellere, nüfusumuzun ürküntü vermesine rağmen, Avrupa Birliği, rahat edebilmek, hayatını uzatabilmek, güvenini hakkıyla sağlamak, doğuya açılabilmek, jeopolitik ve jeostratejik ağırlığını sağlamak, yeni pazarlara ulaşmak için, Türkiye’nin üyeliğine muhtaçtır. İlk Çağ’dan bu yana, bugünkü Türkiye toprakları hangi devirde, Avrupa’dan ayrı hayat yaşadı ki? Türkiye AB üyesi olarak, nice asırlık Batı’ya Açılım milli hedefini tamama erdirecektir. Çağdaş uygarlık düzeyine geçmiş olacaktır. Gerçek Büyük Avrupa‘yı oluşturacaktır. Avrupa; Amerika ve Asya gibi iki muazzam blokla dengeli bir rekabete ulaşabilecek, onların gerisinde kalmayacaktır. Türkiye, Avrupa savunmasında önemli pozisyondadır. NATO üyesi olup AB dışında kalan tek Avrupa devleti durumundaki acayiplik mutlaka sona erecektir. GAFLETİMİZİN SONUCU Türkiye bugünkü anormal durumuna, Yunanistan’la beraber üyeliğe girmeyi beceremememiz sebebiyle düştü. Avusturya, İspanya, Portekiz’den önce üstelik 100 milyar euroya yakın hibe alarak girmeyi reddettik. 10 yıl müddet istemek süper budalalığında bulunduk. Diplomasinin, geniş ölçüde fırsatları değerlendirebilme yeteneğine dayalı bulunduğundan gafildik. Bugün maziye karışan ideolojilere kapılmıştık. 15 liralık doları 8 liraya alarak sanayileşenlerin işine de AB üyeliği gelmiyordu. Gerçekten kaybedilmiş yıllardır. Televizyon ve İstanbul Köprüsü düşmanlarının makbul mütefekkir ve politikacı sayıldığı geri zekâlı yıllarımızdı. Bugünkü büyük sıkıntılar, eski gafletlerin eseri ve sonucudur. KİTAPLAR ARASINDA > FETHİ GEMUHLUOĞLU, 240 s., İstanbul, Kasım 2009, Timaş Yayınları, Sadık Yalsızuçanlar, büyük mütefekkir Gemuhluoğlu (İstanbul 1923 - İstanbul 1977) hakkında 41 yazarımızın yazdığı makaleleri biraraya getirmiş. Yazarlar arasında Necip Fazıl Kısakürek, Yavuz Bülent Bakiler, Gökhan Evliyaoğlu, Ahmet Kabaklı, Ali Naili Erdem, Ergun Göze, Mehmet Çavuşoğlu ve bu çizgide önemli isimler var. Atsız milliyetçiliğinden gelen Gemuhluoğlu, sonra Türk İslam sentezinde karar kılarak, önemli sayıda insanımızı etkilemiş, ayrıca palavra ile değil gerçekten madde’ye hiç önem vermemekle tanınmıştır. Atsız 1960’ta beraberinde getirerek benimle tanıştırmıştı. 17 yıl dost kaldık. > İBRAHİM PAZAN, Son Saraylı, Şehzade Osman Ertuğrul Efendi, 112 s., resimli, İstanbul, Kasım 2009, Babıali Kültür Yayıncılığı, İbrahim Pazan, İhlas Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısıdır. Osmanoğulları hanedanı reisi (mart 1994-Eylül 2009) geçenlerde İstanbul’da 97 yaşında ölen Şehzade Osman Ertuğrul Efendi’nin biyografisi, son dönem Hanedan’ın mükemmel şecere bilgileri ile birlikte veriliyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT