BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizim Tarzan

Bizim Tarzan

Şu son Disney “Tarzan”ı eskilerine nazaran daha duygu yüklü ve insani boyutta çekilmiş, daha doğrusu çizilmiş.



Şu son Disney “Tarzan”ı eskilerine nazaran daha duygu yüklü ve insani boyutta çekilmiş, daha doğrusu çizilmiş. (Bu ne animasyon teknolojisidir, görülmek gerekir.) En az kızım kadar ben de beğendim bu ekolojik ruhlu post-modern Tarzan’ı. Adamcağız, kuşlar, bitkiler arasında asıl medeniyeti, halkiyâtı bulmuşcasına mutludur. Bizim can dostumuz Ümit Şimşek vardır. Şimşek yani adı gibi hızlı çalışan bir gözlem “soft ware”ine sahiptir. Yine iki yayınını lütfetmiş, göndermiş fakire. (Kâf-Nun Kitapları...) O satırlarda bile kelebeğin kanat çırpıntısını duyarsınız, kısacası kainâtı görürsünüz. Adeta bir Disney kahramanı gibi sanal gözükür Ümit bey. Gördüğü, anlattıkları reeldir belki de, biz ona gelinceye kadar sokaktaki ayılara, arabalı gorillere muhatap olmaktan hayvanlar aleminde kelebeklere geçemiyoruz. Haberlerin ilk on-onbeş dakikasındakileri gördükçe zaten İslam adına kahroluyor; kaçsam, kaçsam Tarzan gibi adalara sığınsam mı diyorum. Vahşetten kaçıp Tarzan kadar “Vahşi”liğe sığınmak için!.. ÜZÜLDÜM Elazığ, Sivrice ilçesi eski belediye başkanı Mustafa Karabulut e-mail çekti. Görevde iken cadde ve sokaklara verdiği İ.Y. Alptekin, Dudayev, F. Çakmak ve Kabaklı gibi isimlerden yeni başkan hoşlanmamış; Fatih Sultan Mehmet de dahil olmak üzere bu isimleri hemen değiştirmiş. Uzlaşmadan uzaklaşıyoruz. Uzlaşmak uygarlıktır. Aksi ise, nedir, siz söyleyin. Bu e-mail okuduğum sıralarda Sarıgül, Nişantaşı’nda Abdi İpekçi büstünü açıyordu. İyi bir jest; unutulmuş, geciktirilmiş bir cemile. Törende sağdan kimse yok. Gidilmeliydi. Bir kırmızı karanfil alıp, orada bulunulmalıydı. Eski sol tüfekler onları bakışlarıyla taciz etseler dahi orada olunmalıydı. Biz bunu yapamıyoruz. Tutuğuz. Ama, şu caddelere niye hep solcuların adı veriliyor diye hayıflanıyoruz. Büstler, rölyefler, anıtlar vs. ile 68 kuşağı bu kez güruhları ile değil heykelleri ile sokağa egemen oldukları vakit içerliyoruz. Cenaze törenlerine gelen devleti görüp, “Ah, bizden birisi gitse, bu hassasiyeti gösterir miydiniz?” Bunları düşünmekte de haklıyız. Haklıyız, haklı olmasına da, onları “utandırmak”, mahçup etmek için gayret de göstermiyoruz hani!... İLERİYE BAKIŞ Türkiye soğuk savaş kalıplarını zihinde aşmalı, komplekslerinden sıyrılmalı. Helsinki’den sonra büyük bir dönüşüm içinde olan Türk dış politikası, global toplumda artık jeopolitiği ile değil, ondan daha önce jeokültür dediğimiz insan hakları, insana bakış açısı, demokratik kültürüyle yer ediyor; toplum olarak biz de etmeliyiz. Tarzan filmleri bile değişiyor. Biz değişemiyoruz. Yüreklerimiz küf mü bağlamış? Ümit yetiş!...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT