BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Telefon, caminin ağlama sesidir...

Telefon, caminin ağlama sesidir...

Şiddetli kışın, dünyamızı bahara teslim ettiği aydınlık bir cuma günüydü. Futbolcu, bir yakınını ziyaret için gittiği Cerrahpaşa’da, “vakit sıkıştırınca” cuma namazı için hastanenin bahçesindeki camiye girdi.



Şiddetli kışın, dünyamızı bahara teslim ettiği aydınlık bir cuma günüydü. Futbolcu, bir yakınını ziyaret için gittiği Cerrahpaşa’da, “vakit sıkıştırınca” cuma namazı için hastanenin bahçesindeki camiye girdi. Küçücük, tarihî bir cami idi. *** Caminin penceresinden bahçedeki sarıklı, fesli, sağa sola eğilmiş eski mezar taşları görünüyordu. “Arkamızdaki koğuşlarda şifa, önümüzde mezarlarda dua bekleyen insanlar... Ve iki tarafa da yakın bizler... Koğuş ve mezar... Hepimizi bekliyor” diye düşündü. İmam hutbede Orman Haftası hakkında konuşmaya başladı. *** Caminin kapısındaki kâğıtta cep telefonunun üstüne kırmızı çarpı işareti konmuş, bir de altına “Lütfen telefonunuzu kapatın” yazılmıştı ama, topu topu elli altmış kişilik cemaatin orasından burasından telefon melodileri yükseliyordu arada bir... Kimi Galatasaray, kimi “Nanayda”, kimi “Papi Chulo.” ∞∞∞ Tarihî caminin duvarlarındaki kalem işi süslemeler, hat sanatının inceliklerinin sergilendiği panolar, mihrap ve minber işçiliği, sanat zevkinin harika örnekleriydi. Ama okuma yazma bilmeyen bir çocuğun, ünlü bir Picasso tablosunu kalemle rastgele karalaması gibi, bütün bu zarafetin orasından burasından klima, floresan, hoparlör kabloları geçiyordu. “Bir öksürük bile bu küçük mescitte saniyelerce yankı yapıyor, hoparlöre ne gerek var?” diye düşündü. İmamın, dondurma yalar gibi bir eliyle yapıştığı ve dudaklarını değdirdiği mikrofondan çıkan yüksek ses duvarları titretiyordu. *** - ...tesnaûûûn. İmam hutbeyi bitirince bir anons yaptı: “Muhterem cemaat, Cerrahpaşa’nın bahçesindeki diğer caminin imamı dün kalp krizi geçirdi. Bizim müezzinimiz de onun yerine cuma namazını kıldırmaya gitti. Müezzinimiz taksitle şofben almış. Kendisini bu taksitlerinden kurtaralım, Allah yardımlarınızı kabul etsin!” dedi. Futbolcu, cuma ve bayram namazlarından sonra imamların para istemesini oldum olası hazmedemiyordu. Cami tamir ve bakımının ayrılmış bir bütçesi olmadığını, dolayısı ile mecburen cemaatten para toplandığını duyunca üzülmüştü. *** Futbolcu, cemaatin dağılması için, biraz da ağırdan alarak uzunca dua etti. Tek başına kaldığı camiden çıktığında, bahçede imamın sinirle kendi kendine söylendiğini duydu. Hocanın başına kötü bir şey geldiği anlaşılıyordu. - Hayırdır hocam, geçmiş olsun, dedi. İmam, soru sahibine öfke ile döndü, hıncını ondan alacaktı sanki... Sonra yutkundu: - Kardeşim, müezzin yok, cemaatten birisine para toplama işini verdim. Herif milletten parayı toplamış, çekip gitmiş! Böyle hırsızlık olur mu?! ..... Teşekkürler... Yeni bir kitap çalışması için izin istiyorum. İlginize yürekten teşekkürler. (Kitapla ilgili bky’dan bilgi alabilirsiniz: 0 212 454 21 76)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT