BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Her işin sonu mühimdir, sevgili okuyucularım. Sevgili Peygamberimiz; “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.. Nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz!..” buyuruyor.



Her işin sonu mühimdir, sevgili okuyucularım. Sevgili Peygamberimiz; “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.. Nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz!..” buyuruyor. Bir işin sonunun nasıl olacağını kestirebilmek için, işin başlangıcındaki niyete bakmak gerekir. Nitekim, (Niyet hayır akıbet hayır) demişlerdir. İşin kendisi ve cereyan tarzı ne kadar güzel olursa olsun, eğer; bozuk bir niyetle yola çıkılmışsa, o işin sonucundan hayır beklenmez. Onun için evvelemirde, niyetlerimizi düzeltmemiz gerekir. Niyet, kişinin yol arkadaşı gibidir. Son asrın gönüller sultanı Seyyid Abdülhakîm Efendi buyurdu ki: “Senelerce birlikte bulunulan bulaşıcı bir hastalığa sahip bir hastanın hastalığının bulaşmama ihtimali vardır. Ancak, kötü arkadaşın kötülüğünün bulaşmama ihtimali yoktur.” Zaten, Hadis-i Şerif’te: “Kişinin dini, arkadaşının dini gibi olur” buyurulmuştur. Niyet iye olunca ve ilgili iş için gerekli sebeplere yapılışınca sonuç, çok defa düzgün ve hayırlı olur. Bazen bize düzgün gelmese de, biz bilelim veya bilmeyelim sonuç bizim hayrımızadır. Nitekim; kul, kulluk planındaki görevini yerine getirmiştir. Ne kadar tedbir alınırsa alınsın takdir yerini bulacaktır. O halde bizim niyetlerimizi düzeltmekten, sebeplere yapışıp, meydana gelecek sonuçlardan razı olmaktan başkaca çaremiz yoktur. İnanan insan için de son nefesi iman üzere vermek (yani Müslüman olarak ölebilmek) çok mühimdir. Hatta en mühimdir. Çok garip bir zamanda yaşadığımız herkesin malumudur. Bir değil, sayısız eller, mü’minlerin imanlarına musallat olmuştur. Müslümanlar’ın kuvvetli olduğu eski devirlerde, bu uğursuz eller gizliden gizliye Müslümanlar’ın imanlarını kemirirlerdi. Bugün Müslümanlar, dünya üzerindeki güç ve kudretlerini kaybettiler. Adeta sahipsizdirler. Artık, onların temiz inançlarına musallat olan eller aşikâre çalışıyor! Böyle bir zamanda imanını kurtarabilen bahtiyar kişilere ne mutlu! Sevgili Peygamberimiz; “İslâm dini garip başladı. Sonu da böyle garip olacaktır. Bu gariplere müjdeler olsun!” ve “Bu ümmetin en faydalıları (hayırlıları) önce ve sonunda gelenlerdir. İkisinin arası bulanıktır” buyurmaktadır. Son günlerde, sözde din adına işlenen cinayetleri, şenaatleri, tüylerimiz ürpererek izliyoruz. Yüce dinimizin gerçekleri ile uzaktan ve yakından hiçbir ilgileri olmamalarına rağmen, İslâm dinine leke sürülmeye çalışılmakta, Müslümanlar’a gözdağı verilmek istenmektedir. Birileri çıkmış, kaçırdıkları masum ve korumasız insanları işkence ile öldürüyor. Bu alçak fiilleri işlerken de bir yandan sözde dualar okuyor öbür yandan da bu rezil ve rüsvay hali videoya kaydettiriyorlar! Üstüne üstlük, bütün bunların din adına yapıldığı iddia ediliyor! Dünya üzerinde bu vahşeti tasvip edebilecek hak ve batıl bir din olmadığı gibi, muhalfarz, her ne adına yapılırsa yapılsın, bu denli vahşî manzaraların filme alınması, onların seyredilebilmesi içindir. Onları seyreden (kim olursa olsun) bu vahşete gıpta edemeyeceğine ve bütün benliğiyle nefret kusacağına göre, bu mendeburların gayeleri din olmasa gerektir. Zira hangi din mensubu, benim dinime küfredin, benim dinimden nefret edip uzaklaşın diye eylem düzenler? O halde, yüce Allah’ımızın adını kullanarak, bütün bu iğrençlikleri mübarek dinimize maletmeye çalışanlara neden fırsat veriliyor? Neden, olay bütün çıplaklığı ile ortaya konmuyor? Ne diyelim; Allah, cümlemize akıl fikir versin!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT