BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 7 milyon Müslüman köle olarak satılmış

7 milyon Müslüman köle olarak satılmış

Afrika’dan topladığı 7 milyon Müslümanı dünyanın çeşitli yerlerine köle olarak satan ve bunun için Goree adasını mesken tutan ülkeler, Müze Köle Evi’nde birkaç fotoğraf ve işkence aleti dışında bir şey bırakmamış. Akıllarınca her şeyi toplayıp, yaptıkları bu ayıbı unutturacaklarını sanmışlar. Ama o geriye kalan tek bir bina bile her şeyi fazlasıyla anlatıyor.



Afrika’dan topladığı 7 milyon Müslümanı dünyanın çeşitli yerlerine köle olarak satan ve bunun için Goree adasını mesken tutan ülkeler, Müze Köle Evi’nde birkaç fotoğraf ve işkence aleti dışında bir şey bırakmamış. Akıllarınca her şeyi toplayıp, yaptıkları bu ayıbı unutturacaklarını sanmışlar. Ama o geriye kalan tek bir bina bile her şeyi fazlasıyla anlatıyor. 70 YILLIK SENEGALLİ TÜRKLER Dakar Havalimanı’nda biri Türkçe diğeri Fransızca konuşan iki kardeşle tanışıyorum. Nerelisiniz? sorusuna aldığım, “Senegalli, Türkiyeli, Fransalı, Lübnanlı” cevabı ile koyu bir sohbete başlıyorum. Türkçe konuşanın adı Şadi Arıbal 58 yaşında, diğeri de kardeşi Cevdet Aribal 43 yaşında. Şadi Aribal, Senegal maceralarının dedeleri ile başladığını söyleyip şunları söylüyor; “70 yıl kadar önce dedem Amerika’ya gitmek için Mersin’nedn kaçak olarak gemiye binmiş. O gemi Senegal’de bir süre mola vermiş. Dedem Amerika’dan vazgeçip burada kalmış. 10 yılın sonunda babamı da yanına almış. Babamı burada Suriyeli bir kızla evlendirmiş. Biz 7 kardeş olarak dünyaya gelmişiz. Babam bizim Türk vatandaşlığımızı da sürdüdüğünden bir gün elçilikten bana askerlik celbi geldi. Kalktım tek kelime Türkçe bilmeden Erzincan’a asker olarak gittim. 18 ay boyunca benimle çok ilgilendiler. Türkleri orada tanıdım, Türkçeyi orada öğrendim. Ben de dedeme inat Senegal’e geri dönmedim. Gidip Mersin’de babamın akrabalarını buldum. Ben de orada evlendim. İki çocuğum var. 35 yıl aradan sonra bayramda geldim. Şimdi de dönüyorum” Türkçe’yi bir gün öğrenmeyi umut ettiğini söyleyen Cevdet ise 2003 yılında Burdur’da bedelli askerlik yapmış. Aribal ailesi birkaç ülke vatandaşlığını birden taşıyor. Yıllar önce Senegal’e giden o dedenin torunları ise şimdi Fildişi, Lübnan, Suriye, Fas, Türkiye, Senegal ve Fransa’da yaşıyor... 58 yaşındaki Şadi Aribal Türkiye’de, 43 yaşındaki kardeşi Cevdet Aribal Senegal’de yaşıyor. Başkent Dakar’da sıcaklık 38 derece civarında... Dükkanlar bayram tatilinde, sokaklar ise adeta yürüyen sarı ve mavi kumaş toplarıyla dolu... O kadar çok kumaşı bir arada taşıyor olmanın bir itibar ölçüsü vardır herhalde! Camilerde de ayrı bir heyecan yaşanıyor. Sokağa taşan ilahiler ve önemli kişilerin duvarlara asılan fotoğraflarıyla halk bayramlaşmaya davet ediliyor. Herkes mütebessim, sarmaş dolaş... Gelmişken biz de elçiliğimizi ziyaret etsek fena mı olur? Yurtdışında yabancıları görür özenirdim eskiden; adamlar elçiliklerini ofis gibi kullanıyordu biz ise elçiliği bekleyen yerel güvenlik güçlerini dahi aşamıyorduk. Son yıllarda vatandaşıyla barışık hale gelen elçiliklerimiz ‘monşer’ tartışmasından sonra da iyi bir ‘açılım’ yaptı. TİCARET KADINLARIN İŞİ Aracımız Türkiye’nin Senegal Büyükelçisi Ali Kaya Savut’un sefaretinin önünde duruyor. Elçilik görevlileri bizi davet ediyorlar. Yanımda Yavuz Selim Okulları’nın Genel Müdürü Adnan Demir, Senegal Kültür ve Diyalog Merkezi Başkanı Orhan İpek ile Abant Platformu Genel Sekreteri Salih Yaylacı da var. Büyükelçimiz Türk misafirlerin sayısının artmasının kendilerini memnun ettiğini söylüyor ve benim başka ülke vatandaşlarının elçiliğe giriş çıkışı ile ilgili üzüntümü paylaşıyor. Merhum Özal‘ın 1986 yılındaki ziyareti sırasında kira olarak kullanılan binanın satın alınmasını istediğini hatırlatan Büyükelçimiz, “Şimdi bu bile yetmiyor. Arkadan ayrı bir yer kiraladık. Haftalık 40-50 Senegalliye vize veriyoruz. 1963’de kurulan bu elçilikyeni yeni aktif hale geliyor “ diyor. Türkiye ile Senegal arasında yıllık 92 milyon dolarlık ticaretin olduğunu ancak bunun 2 milyon dolarının Türkiye tarafından gerçekleştirildiğini söyleyen Büyükelçi Savut, daha çok Senegalli kadınların kiraladıkları konteynırlarla gerçekleşen elbise ve bisküvi ağırlıklı ticaretin geliştirilmesi için çalıştıklarını söylüyor. Çay, kahve bayramlaşma faslını bitirip vedalaşıyoruz. KÖLELERİN DEPOLANDIĞI YER Bu defa Brezilya ve Salvador’da ziyaret ettiğim köle hapishanelerinde adını duyduğum ve görmeyi çok arzu ettiğim Goree Adası’na gidiyoruz. Gemiyle yaklaşık yarım saat süren adanın bizden başka beyaz misafirleri de var. Burası Afrika’dan toplanan Müslümanların dünyaya köle olarak satılmak üzere depolandığı ada. 7 milyon kişinin acısına sahne olan Senegallilerin “utanç adası” adını verdiği Goree’deki Müze Köle Evi’nde gördüğümüz birkaç fotoğraf ve işkence aleti dışında birşey kalmamış. 1489’da Portekizlilerin başlıttığı köleleştirmeyi devam ettiren Fransızlar akıllarınca her şeyi toplayıp temizleyince tarihte yaşanan ve köleliğin en büyük üssü alan bu adada yaşanan felaketleri unutturacaklarını sanmışlar. Ama o geriye kalan tek bir bina bile herşeyi fazlayısla hatırlatıyor; diş sökme odaları, köle olmayı reddedenlere özel işkence odaları, çocuk, kadın ve erkeklerin ayrı ayrı tutulduğu odalar ve gemilerin yanaştığı okyanusa açılan özgürlüğü veda kapısı Hepsi dimdik ayakta. Kasvet yüklü binadan çıkıp adanın diğer bölgelerini geziyoruz. Adada yaklaşık 2 bin civarında insan yaşıyor. Fransız tabyalarının bulunduğu alandaki mescide uğrayıp akşam Dakar’a dönüyoruz. KAPIN BACAN AÇIK OLSUN Akşam üzeri hem şehri şöyle son bir defa daha görmek hem de yemek için çıkıyoruz. Lübnanlıların lokantalarının çok meşhur olduğunu duyunca özellikle ben gitme konusunda ısrar ediyorum. Tarif edilen bir lokantayı el yordamıyla bulup aracı caddeye parkediyoruz. Cadde kenarında karton palasın çoluk çocuk misafirleri de kıvrılıp yatacakları yer bulma telaşında. Yemek sonrası aracın yanına döndüğümüzde etrafında bir sürü insanın yattığını daha da önemlisi camlarını açık unuttuğumuz araçtaki çantalara kimsenin el sürmediğini görüyoruz. Yıllarca sömürülen, sadece Fransızların mazot satmak adına baraj kurmalarına izin vermediği, 4 fabrikasından un satabilmek adına ‘burada buğday yetişmiyor’ diyerek yıllarca ekim yaptırmadığı (Faslılar iki yıldır burada buğday yetiştiriyor), güney bölgelere fitne tohumu atarak, 25 bin kişilik ordusu ile 10 yıldır hasat yapmak için beklediği ülkede insanlar halen özünü koruyor. -BİTTİ- KİMSE YOK MU DEDİRTMEDİLER Kimse Yok Mu Derneği’ndeki arkadaşlar tosunları tek tek sıraya geçirmiş, tuttuklarını yere yatırıyorlar. Öyle bizdeki gibi çukur açayım, toprak hazırlayayım derdi de yok, kum üzerinde kan 5 dakikada kayboluyor. Tek tek isimleri okuyup kesecek kişiye vekaleti veriyor, arından tekbirler eşliğinde kurbanı kesiyorlar. Her kurban kesimini de ayrıca kameraya kaydediyorlar. Hani ola ki son dönemlerde ortalıkta dolaşan, ‘kurbanları kesmiyorlar, parasını alıp başka türlü kullanıyorlar’ kabilinden bir dedikoduya prim yaptırılmasın. İyi de yapıyorlar. Ama emin olun birçok ülkede kurban kesiminde bulundum, böylesi titiz ve düzenli olanını görmedim. Hem Senegalliler çok organize çalışıyor, hem de Kimse Yok Mu Derneği’ndeki arkadaşlar her kurbanı kendine kesiyormuş gibi özen gösteriyordu. 4 saat içinde kurbanların neredeyse tamamı kesilmiş, Türkiye’den son anda gelen birkaç vekalet kalmıştı. Türkiye’den kurban kesmek için gelen hayırseverler olduğunu duyan halk kısa sürede kesim alanında toplanıyor. Bizdeki yardım görüntüleri gibi bir tablo yok tabii. Çocuk dahi olsa herkesin sırasına saygı gösteriliyor, kimse kimseyi iteklemiyor. Hal böyle olunca da hem hayreden hem de nasiplenenin yüzü gülüyor. Afrikalıların özgürlüğü bugün müze olarak kullanılan Köle Evi’nde son buluyordu... BİR KOÇ 2 BİN DOLAR Afrika’nın özelliğidir ekvator noktasında olduğundan öyle güneş nazlı nazlı doğmaz, hava aniden aydınlanır aynı şekilde kararır. Yaz kış namaz vakitleri de çok değişmez. O yüzden birisi sabah namazından sonra buluşuyoruz dedi mi saat 07.00’de hazır olman gerekir. Ertesi gün sabah namazını müteakip bize de Tiodiaya çevre yolunda buluşma randevusu veriliyor. Kimse Yok Mu Derneği’nin Türkiye’den ve dünyanın muhtelif yerlerindeki Müslümanlardan topladığı kurbanların kesimi var. Kanada ve Amerika’dan gelen Türkler de var. Kurban kesim alanına girdiğimizde öncelikle etrafımızı çocuklar sarıyor. Afrika’da pek el öpme alışkanlığı yok ama buradakiler bir dakikada on kişinin elinin kurallarına göre öpme yarışmasında dereceye girer. Gazetecilik olsun diye ben de kurban fiyatlarını soruyorum . Şu tosun kaça? , “Sana 500 dolar!”, şu amcaya kaça verirsin?, “Ona da 500!”... Şu koç kaç para ?”Bu 2000 dolar!...” Koç diyorum koç? “Tamam mösyö o işte 2 bin dolar!” Ya nasıl oluyor sığır 500, koç 2 bin dolar oluyor? aklım sırrım ermiyor. Onu da Adnan bey izah ediyor; “Senegal’de Müslümanar Maliki mezhebinden oldukları için kurbanda koç kesmeyi makbul sayıyorlar. Hatta, ‘Hazreti İbrahim’e, Hazreti İsmail’in yerine koç gönderildi’ diyerek koç kesilmesinde ısrar ediyorlar. Hal böyle olunca da bir koçun fiyatı 2 bin dolara ulaşıyor.” NOTLAR > 150 Türk, 150 bin lübnanlı, 25 bin Fransız aile yaşıyor. > İnsanlar çok zengin ve çok fakir olarak ayrılıyor, ortadirek yok . > Malikhaneler hariç çamaşır makinası yok. Çünkü bir kadın 50 dolara her işi yapabiliyor. > Burası hür bir ülke her isteyen her istediğini yapabilir, ister taksi , isterseniz otobüs çalıştırabilirsiniz > İş yeri açmak istiyorsanız notere müracaat ediyorsunuz, iki gün sonra sadece evraklara imza atmaya gidiyorsunuz. > Serel Kabilesi, sanatçıları Buobab ağacının kovuklarına gömüyor. > Yıllık bütçe 11 milyar dolar. > Kişi başı milli gelir 800 dolar. > Bütçenin yüzde 40’ı eğitime ayrılıyor.Okur yazar oranı yüzde 42 > Asker ve polis dışında silah taşıyan yok. > Maaşlar 50-1000 dolar > Kavga etmek ayıp sayılıyor > Senegal’de en son cinayetin ne zaman işlendiği hatırlanmıyor. > Hırsızlık olayı neredeyse yok yakalanan da linç ediliyor. > Komşu ülkeler; Gine Bissesau, Liberya, Gambiya hep darbe ile yönetiliyor. Senegal darbe olmayan tek ülke. > 10 kabile 30 farklı dil konuşuyor. > Cumhurbaşkanı 86 yaşında 2012’de tekrar aday. > Erkekler el ele tutuşup gezebilir, ancak kolkola girmeleri hoş karşılanmıyor. > Ev kiraları- normal halk için iki oda bir salon 400-480 dolar arasında değişiyor. > Lokantada kişi başı yemek 20 dolar > Etin kilosu 5 dolar. > İşsizlik yüzde 50 ama hırsızlık yok > 12 milyon nüfuslu ülkede 33 bakan 60 parti bulunuyor. > 100 kişilik bir senato ve 300 milletvekili var. 14 eyaletten oluşuyor. > Çocuklu aileler sıra beklemez o unutsa bile birileri mutlaka ona hatırlatır...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98028
    % 0.96
  • 5.7029
    % -0.53
  • 6.3956
    % -0.91
  • 7.0772
    % -1.06
  • 258.521
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT