BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Konuşmamız lâzım Perihan!”

“Konuşmamız lâzım Perihan!”

Perihan hanım banka müdürünün karısından aldığı bir kurabiye tarifini yapmak üzere girmişti mutfağa. Elleri un içindeydi. Doğan bey boğazına düşkün bir adamdı.



Perihan hanım banka müdürünün karısından aldığı bir kurabiye tarifini yapmak üzere girmişti mutfağa. Elleri un içindeydi. Doğan bey boğazına düşkün bir adamdı. Akşamları yemekten sonra balkonda otururken çay içiyorlar, yeni yemekten kalkmış olmasına rağmen her seferinde mutlaka çayla yenecek bir şeyler istiyordu genç doktor. Basit bir fırını vardı genç kadının. Gelirken getirmişti. Oldukça iş görüyordu. Kocasının bayıla bayıla yediği yemekleri hep onda hazırlıyor, bayağı da lezzetli şeyler üretiyordu. Güzelce açtı hamurunu, içlerinin malzemesini doldurduktan sonra özenle kapatıp yağladığı tepsiye dizdi. Biraz sonra fırından mis gibi kokular yayılmaya başlamıştı bile. Hakkari’nin merkezinde vilayete yakın, askeri lojmanların hemen arkasında bir yerdeydi evleri. Burada bulabildikleri en lüks binaydı. Her şey çok farklıydı geldikleri yerlerden. Bölgedeki az gelişmişlik hemen her konumda kendini belli ediyor, buraları hiç görmeyip, Perihan hanım gibi ülkenin en gelişmiş kentinde doğup büyüyen bir insanı bayağı şaşırtıyor ve zora sokuyordu. Yine de buradan çok memnundu genç kadın. Seviyordu bura insanlarını. Hepsine elinden geldiğince yardıma çalışıyordu. Şimdi kendisi gibi devlet göreviyle buraya gelen kişilerin eşleri ile birlikte bölgedeki hanımlara okuma yazma öğretme kampanyasına başlamışlardı. Çeşitli etkinlikler düzenliyor, kendi birikimlerini buranın insanlarına aktarmak için çabalıyorlardı. Böyle unutmaya çalışıyordu hayatının en büyük eksikliğini. Bir evlat sahibi olamayacak olmanın acısından kurtulmak için bulduğu avunma yöntemi buydu. Fırına dikkatle baktı, memnun bir tavırla gülümsedi kendi kendine: - Yarım saate kadar olur, inşallah beğenir Doğan... Ellerini yıkadı, mutfaktaki dağınıklıkları topladı. Yalnız olduğu için öğlenleri yemek yemiyordu genellikle. Biraz formuna dikkat etmesi gerektiğini düşünüyor, o nedenle boğazını kısıyordu. Kapının çalındığı sırada mutfaktan çıkmak üzereydi. - Bir misafir geldi herhalde... diyerek açtı. Doğan beyi görünce şaşkınlıkla bağırdı: - Aaaa, Doğan! Hayrola? Ne oldu, erken geldin? Genç doktor telaşlı bir şekilde girdi içeriye. Gözlerinin içinde tedirgin ama pırıl pırıl parlayan bir ışık vardı. - Konuşmamız lazım Perihan. Çok önemli şeyler söyleyeceğim sana... Genç kadın şaşırmıştı. Heyecanla atıldı: - Bir şey mi oldu yoksa Doğan, bizimkilerden bir haber falan? - Hayır, hayır hayatım, onlarla ilgisi yok. Özel bir konu, birlikte karar vermemiz gereken bir konu... Evleri iki odalıydı. Birini yatak odası olarak, birini de oturma odası olarak kullanıyorlardı. Oturma odasına geçti. Basit İskandinav koltuklardan tekli olanına attı kendini: - Otur şuraya... Dinle beni... Perihan hanım ıslak ellerini önlüğüne kurulayarak oturdu kocasının karşısına. Doğan bey sanki patlamaya hazır bir bomba gibi gergindi. Yüzü kızarmıştı. Genç kadın onun çok ama çok heyecanlı olduğunu anlıyordu. Merak içinde dikti gözlerini, sabırla onun konuşmasını beklemeye başladı. - Çukurca’dan biri geldi bugün... Recep. Hatırlarsın birkaç ay önce sana bahsetmiştim. Hani uyumamıştın sabaha kadar. Kız kaçmıştı. Ailesi peşlerine düşüp vurmuşlardı kaçtığı adamı. Sonra da kocasını vuran adamla evlendirmişlerdi zavallıyı. Hatırlasana... Perihan hanım atıldı heyecanla: - Tamam, tamam, hatırladım. Zavallı için gözyaşı bile dökmüştüm o gece... - Tamam, işte onun kocası, yani eski kocasını vuran o adam geldi. Recep. Kaşları çatıldı kadının: - Ne istiyormuş? - Sıkı dur şimdi... Kadıncağızın bir bebeği olacak. Adam o bebeği vermek istiyor. Doğar doğmaz hem de... Perihan hanımın kahverengi gözleri kocaman kocaman açılmıştı. Hiçbir şey söyleyemeden kocasına bakıp kalmıştı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT