BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sosyete giysisi Burka

Sosyete giysisi Burka

Burka Afgan töresinde yeri olmayan bir kıyafet. 1960’lı yıllarda çıkıyor. Memur hanımları, makyajlarını silmemek, kıyafetlerini değiştirmemek, için böyle bir yol buluyorlar.



GÜNDEMİN YENİ ADRESİ AFGANİSTAN -2- Hazırlayan: İrfan Özfatura TEK MODEL YEK FİYAT Burka, ucuz ve kolay ulaşılabilen bir kıyafet. Gelir dağılımında uçurumların olduğu ülkede, zengini fakiri ayırt edilmiyor. Afganistan’ı ne İngiltere, yıkabildi ne de Rusya... Ama bir film, iki roman... İtibar ayaklarda. Ne kadar uğraşırsan uğraş “sen osun artık.” Adın çıkmış dokuza... Aslında şöhret peşinde koşan yazarların, yönetmenlerin sıkça kullandıkları bir yol bu. Eğer kendi insanına, kendi toprağına ve kendi değerlerine saldırabilirsen ödülün dünden hazır, röportajlar, söyleşiler, kapak resimleri ve dilediğince para... Afganistan denince akla Osama adlı film ile Uçurtma Avcısı adlı roman geliyor, ikisi de hadiselere Amerikan gözlüğü ile bakıyor. Bir zamanlar İranı “Kızım Olmadan Asla” filmi ile bizi ise “Geceyarısı Exspresi” ile değerlendiriyorlardı. Kendi hikayenizi yazmadığınız, kendi filminizi yapmadığınız müddetçe bu hep böyle olacak, adamlar tek kale maç yapacaklar. Topla tüfekle giremedikleri mevzileri ele geçirecek, kardeşi kardeşe kırdıracaklar. Ne dersiniz bir Afganistan romanı da biz mi kaleme alsak acaba? Yazdan kalma bir Kasım günüydü, sararan yapraklar ıslak kaldırımlara düşüyorlardı usulca... “O kadar da değil” dediğinizi duyar gibiyim, “sulandırma!” BAŞINA BURKA KADAR Malum cenah bir burkadır tutturmuş gidiyor, yok Taliban Afgan kadınlarını hapsetmiş de filan. Halbuki şu an öyle bir mecburiyetleri yok, burkadan niye vazgeçmediler acaba? Burkanın aslını astarını Afgan kadın Parlamenter Şükriye Barakzai’den öğreniyoruz. Burka Afgan töresinde yeri olmayan bir kıyafetmiş aslında. 1960’lı yıllarda gün gün dolanan amir, memur, zabit hanımları, makyajlarını silmemek, kıyafetlerini değiştirmemek, için böyle bir yol bulmuşlar. Diyelim üzerinizde abiye bir elbise var, bilezikler, küpeler, gerdanlıklar. Boyanmış bezenmişsiniz, sürmeler, allıklar filan. Şimdi erkek egemen çarşılardan nasıl geçeceksiniz di mi ama? Halbuki at başına bir burka, baban bile tanımaz. Bu kıyafet erkeklerden saygı görüyor, kimse laf atmıyor, yan bakmıyor. Öyle ya içinden ananız bacınız da çıkabilir icabında... Derken yoksullar da özeniyor, yırtık hırkalarını yamalı fistanlarını burka altında saklıyorlar. Onlara sorarsanız büyük rahatlık ve sanıldığından da ferah. Neredeyse tamamı mavi ve kumaş kaliteleri üç aşağı beş yukarı aynı ayar. Üzerine zarif oyalar yapmışlar ve fiyatı yaklaşık on dolar. Peki Afganistan’da açık kadın yok mu? Onların açık ölçüsü başka, mesela Şükriye hanım da kendini açıklardan sayıyor ama başına Benazirvari bir şal atmadan yanımıza çıkmıyor. Dar ve kısa giyinen yok, “bakın bana” basitliğine asla düşmüyorlar. HAKİMİYET KADINLARDA Efendim Afgan erkekleri kadınları eziyorlarmış. Ne mümkün efendim parlamentonun % 25’i kadınlara ayrılmış, 250 sandalye olduğunu düşünürseniz kafadan 62 sandalye düşüyor. Ama bu rakamla da yetinmiyor, her zaman kotanın üzerinde temsil ediliyorlar. Mesela şu anda 68 hanım mebus var. Bakanlar var, generaller var, hekimler, öğretmenler var. Evet çalışma hayatının içinde olmadıkları vakıa. Zira ülkede sadece iki sektör ayakta. Biri silahşörlük (askerlik, gerilla, koruma) diğeri uyuşturucu kuryeliği, mafia... Geriye kalıyor, amelelik, ırgatlık, çobanlık. hamallık, seyyar satıcılık... Hanımefendiler nasıl yapacaklarsa? Kadınlar çalışsınmış... Yaaa evet... Erkeklere iş buldular da! YİĞİDE PATU GEREK Dilerseniz biraz da erkek kıyafetlerini anlatalım, haksızlık olmasın. Afganlılar yaygın olarak şalvar kamis giyiyor sırtlarını başlarını iyi koruyorlar. Omuzlara battaniyeyi andıran bir Patu atılıyor. Bu yün dokuma çok işe yarıyor, yerine göre yatak döşek, yerine göre sofra seccade oluyor. Sıkıştılar mı yüklerini patuya sarıp omuzlarına vuruyorlar. Her eve lazım, sarındınız mı yabancı olduğunuz anlaşılmıyor en azından. Patu taşımayanlar ise boyunlarına bir poşu asıyor, ağızlarını yüzlerini sarıyor, tozdan, buzdan korunuyorlar. Kafalarda mutlaka kalpak, papak ama dizden aşağı yalınayak.. Ayaklar serin, başlar sıcak! Hastalıktan kaçmıyor, çabuk çöküyorlar. Hastaneler per perişan, bebek ölümleri ortalama ömrü aşağılara çekiyor. (İstatistiklere bakılırsa 42 - 43 filan) AİLE AYAKTA Afgan erkekleri ailesine bağlı ve çocuklarına düşkünler, bilhassa kızlarını hoş tutuyor, bir dediklerini ikiletmiyorlar. KIZLAR KIYMETLİ Erkek çocuklar oynaya dursunlar dede küçük hanımı kucaklıyor. Yok kızlar eziliyor, horlanıyormuş... Manzara ortada... YUVAYI DİŞİ KUŞ YAPAR Afganlılar Hanımlarına ve çocuklarına çok düşkünler ve çok hoş tutuyorlar. Ufaklıklar babalarının sırtlarından inmiyor. Çarşıda pazarda gördüğümüz kadarıyla “hanımların dediği” oluyor. Evet yokluk fukaralık var ama bu da bir nimet, bardağa dolu tarafından bakarsan. Bir Afgan kadını bayram arefesinde aldığı iki metre bez, üç karış halıfleks ile mutlu olabiliyor. Ufak bir kağıtlı şeker miniklerin yüzünü güldürmeye yetiyor. Kadınlar çok kıymetli. Misal çarşıda arabanla bir adama çarpıp devirdin bir şeycik olmaz, hatta azarlayabilir üste bile çıkabilirsin. Ama bir kadına dokunduysan çıra gibi yandın, hafiften sendelese bile cezası 7 bin dolar. Halbuki memlekette 800 bin tane dul var, erkeklerin kıymetli olması lazım hesaba vurulursa... DUY DA İNANMA Ben Afganistan’a gelmeden evvel çocukların kağıtları iple bağlayıp top yaptıklarını sanırdım. Aldanmışım. Veledlerin elinde elektronik oyuncaklar... Sokaklarda “bing bing, vong” sesleri çınlıyor. Batılı kaynaklar Afganistan’ı korku filmi gibi tanıtıyor, her yazılarında Taliban’ın uçurtma, misket ve oyuncak bebekleri yasakladığını duyuruyorlar. Peki sekseğe, saklambaca, ip atlamaya neden mani olmadılar acaba? Meğer Afganlılar uçurtmayı bizim gibi uçurmuyor, en güzelini yapanı, en yukarı çıkanı alkışlamıyorlarmış. Veledler alçaklarda dolanan katil uçurtmalar ediniyor rakiplerinin uçurtmalarını yıtmaya çalışıyorlarmış. Bunun için iplerini tutkala sokuyor, sabırla öğüttükleri cam tozlarına bandırıyorlarmış. O heyecanla ip ellerini kesiyor, üstleri başları kana boyanıyormuş. Derin yarıklar, iltihaplı vakalar... Dahası bu hırçın oyun genellikle kavga ile sonlanıyormuş. Eğer bir, Özbek, Türkmen, Hazara çocuğu Peştun asıllının ipini kesti mi cıngar çıkıyormuş, buyrun karakola. Ha Taliban Modonna, Sipaydırmen, Süpermen, Heeman tasvirleri taşıyan uçurtmalardan da hoşlanmıyor o başka. Yoksa uçurtma dediğinden ne olsun, altı kağıt, üstü çıta... Misket ise bir nevi kumar, hırsları kamçılıyor. Yutan kabarıyor, yutulan ağlıyor. Kibir, gözyaşı, husumet. Yazık ya, çocuk bunlar... Gelelim bebeğe. Küçük hanımlar bizim Kayseri Soğanlı’da yapılan bez bebeklerle oynasalar göze batmaz. Ayağı şalvarlı, saçları örgülü, omzu destili modeller prim bile yapar. Ama bu barbi bebekler yok mu çocuğun kimyasını bozar. Yok Barbi gece elbiseli, yok Barbi yatak kıyafetli, Barbi mini etekli, Barbi bikinili, Barbi kotlu montlu, Barbi kadillaklı şevroleli... Resmen kültür emperyalizmi, el kadar bebenin kodlarına giriyor, tüketime özendiriyorlar. EĞİTİM ŞART Hataların yanlışlarına rağmen Taliban’ın özlenen icraatları da var. Mesela onların devrinde kanlı köpek ve horoz döğüşlerine müsaade edilmiyor. Bir horozun, diğer horozun ibiğini koparmasından ya da bir köpeğin öbür köpeği boğazlamasından ne zevk duyulur bilmem ama bu zulmün altında da kumar hastalığı var. Büyük paralar yatırıyor, bahis oynuyorlar. Yine Taliban’ın hakim olduğu dönemde emniyet “kesinkes” sağlanıyor, altın çuvalını sırtına vur yola çık, kimse dokunamıyor. Sonra sahipsiz sokak çocuklarını toplayıp, eğitime almışlar. En azından yıkanmayı, paklanmayı, diş fırçalamayı, tuvalet kültürünü anlatmışlar. Okuma yazma, sağlık, sıhhat bilgileri artık ne kadar olursa... Şimdi eğitim gibi bir mecburiyet yok, yeni yetmeler arka ceplerine Amerikan sigaralarını sıkıştırmış, jöleli saçlarını taraya taraya volta atıyorlar. Ne iş, ne güç, ne meslek, ne mektep. Korkarım bunlarla işleri var. Sokak çocukları gelişmiş ülkelerin bile başını ağrıtıyor... Bu diyarda daha da büyük problem. Zira uyuşturucu bulmak, fırından ekmek almak kadar kolay! Bütün bunlara rağmen Afganistan’ın geleceğinden ümitliyim. İnanın ülke dürüst bilgili samimi bir yönetimin elinde sıçrama yapar. Bu genç nüfusla 10 yıl içinde İsviçre olurlar da dünya şaşar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT