BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şimdi kimlerin borusu ötüyor

Şimdi kimlerin borusu ötüyor

Yönetim Bilimi sanayi çağının başından itibaren belki de haklı olarak ‘makine’nin cazibesine kendini çok fazla kaptırdı. Bizim ailede sanayileşmenin tadını ilk olarak babamın dükkânında almakla beraber, işin esas modeli rahmetli ablamın triko örgü makinesiyle kurulmuştu. Eli çabuk bir hanımın beş altı günde öremediği bir kazak en fazla iki üç saatte bitiveriyordu.



Yönetim Bilimi sanayi çağının başından itibaren belki de haklı olarak ‘makine’nin cazibesine kendini çok fazla kaptırdı. Bizim ailede sanayileşmenin tadını ilk olarak babamın dükkânında almakla beraber, işin esas modeli rahmetli ablamın triko örgü makinesiyle kurulmuştu. Eli çabuk bir hanımın beş altı günde öremediği bir kazak en fazla iki üç saatte bitiveriyordu. İşte bu hız ve bu hızın getirdiği ‘Kitlesel Üretim’in verdiği haz patronların gözünde ‘İnsan’ı ‘Makine’ karşısında geriletmişti. O yıllarda Batı’da çeşitli sebeplerle büyük şehirlerin etrafında giderek büyüyen halkalar oluşturan insan yığınları işgücü arzını daha da büyütmüş, ‘insan gücü’ daha da ucuzlamıştı. Bütün ülkelerde üç aşağı beş yukarı aynıları yaşandı malum. Globalleşme rüzgârlarının ilk esintilerinin hissedilmeye başlandığı 1960-70’lere kadar devam eden yaklaşık bir asırlık süreçte, yönetici ve patronların kafalarında ‘Makinene sahip çık, insan nasıl olsa bulunur’ paradigması iyice yer etmişti. Ulaşımda ve haberleşmede meydana gelen devrim tarzındaki gelişmeler ülkelerarası mal ve hizmet mübadelesini kolaylaştırıp hızlandırdıkça ‘Seçme imkânı’ hızla artan ‘Müşteri’ piyasalardaki rekabetin daha da kızışmasına sebep oldu. Tam bir dengeye kavuşamamakla beraber gelir dağılımı az da olsa düzeldikçe satın alma gücüyle desteklenen talep artışı ‘Müşteri’yi daha bir belirleyici unsur haline getirdi... Çok kısa ve de ana hatlarıyla özetlediğim bu gelişmeler müşteriyi daha nazlı, daha zor beğenen, hatta daha kaprisli yaptı. İşte bu andan itibaren gerek müşteri beklentilerinin tespiti ve gerekse bu beklentileri karşılayacak mal ve hizmetlerin üretilmesinde patronların kitlesel üretim yapan sevgili(!) ‘makine’leri yetersiz kalmaya başladı. Şimdi artık her kademe ve her bölümde müşteriye odaklanmış ‘İnsan Beyni ve Gönlüyle’ desteklenmeyen ‘makine ve teknolojilerle’ gerçekleştirilen ‘kitlesel üretim’ işe yaramıyor. Bu beyinleri ve gönülleri kendine çekebilecek yüksek ideallere, vizyonlara sahip şirketlerin borusu ötüyor...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT