BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihin nalıncı keserleri

Tarihin nalıncı keserleri

Son zamanlarda ortaya dökülen kötülükleri, herkes bir tarafından, kendilerine ve zihniyetlerine göre yontmaya çalışıyorlar. Bir defa kesin olarak, belirtmek gerek; Hizbullah’ın da vahşetinin de PKK gibi Türklükle hiçbir bağlantısı yok.



Son zamanlarda ortaya dökülen kötülükleri, herkes bir tarafından, kendilerine ve zihniyetlerine göre yontmaya çalışıyorlar. Bir defa kesin olarak, belirtmek gerek; Hizbullah’ın da vahşetinin de PKK gibi Türklükle hiçbir bağlantısı yok. Bu hususta etnik bir köken aramak gerekiyorsa başka köklere bakmalı! Başlıca merakı, herhalde etnik bazı dürtülerinden dolayı, Türkler’i ve Osmanlılar’ı her fırsatta karalamak olan “büyük usta” Çetin Altan, “Bu kadar pislik nasıl birikti ki barsaklarda?” başlıklı yazısında, suçu Osmanlılar’da ve Cumhuriyet’te buluyor.. Bu zata göre, önce Jön Türkler’de sonra ittihatçılarda başlayan “milli birlik ve bütünlüğümüz” edebiyatı (!) sonunda Osmanlı İmparatorluğunu “tuz-buz etmiş” meğer... Ve meğer, “Orta Asya’ya dönük bir ırkçılığı” da, (herhalde Turancılığı demek istiyor) İstanbul’da Almanya “pompalamış”.. Sanki bizim kendimizde, köklerimizi aramak ve birleşmek güdüsü hiç yokmuş gibi.. Ve Altan’ın “ırkçılık” demekte ısrar ettiği “illet” Cumhuriyet döneminde de sürmüş ve soğuk savaş döneminde Washington da “Komünizme” karşı kullanmış bu “ırkçı ve mistik fanatizmi”... BÜYÜK SUÇLU Kısacası, Çetin Altan’a göre kabahat hep Türkler’de, milliyetçiliğimizde... Türkiye’yi Sovyetler’in peyki haline getirmeye çalışmış olan eski tüfeklerde hiç suç yok! Aslında barsaklarımızda hâlâ onların bıraktıkları tortular var... Tarih, ancak bu kadar çarpıtılabilir. Tabii, “büyük usta” ansiklopedi maddelerini bile, duruma ve döneme göre durmadan revize eden, olayları zaman ve zemine göre “rasyonalize” eden yani istediği kılıfa sokan Stalin ekolünün şakirdi. Bir de sıkılmadan, “Bu kadar pislik nasıl birikti barsaklarda?” diye soruyor... MAHMUT ESAT BOZKURT VE FAHRİ ECEVİT Tarih bazen istenmeyerek de çarpıtılabiliyor. Başbakan Bülent Ecevit’in babası rahmetli Dr. Fahri Ecevit’in oğluna mektupları Hürriyet gazetesinde, Faruk Bildirici tarafından yayınlandı. Bunlar, bir dönemin kesitini, çok güzel bir baba-oğul ilişkisini yansıtan mektuplardı, belgelerdi. Ne var ki bu mektuplardan birinde, Bildirici arkadaşımız, fazla irdelemediği için, Atatürk döneminin Adalet Bakanı, gerçek inkılapçı, merhum Mahmut Esat Bozkurt’u yobazlık ve kendi eseri olan Medeni Kanuna aykırı hareket etmek töhmeti altında bırakmış. Zira Dr. Ecevit, bir mektubunda Bakan eşini kıskandığı ve haremde sakladığı için doktor olarak hanımı adeta kapı arkalarından muayene edebildiğini anlatıyor.. Dr. Fahri Ecevit, Ankara Hukuk Fakültesi’nin değerli bir “forensik” hocası idi. Öğrencileri, adli tıp konusu ile ilgili fıkralarını yıllarca anlatmışlardır. Ben de Bülent Ecevit sınıf arkadaşım olduğu için, rahmetli Ecevit’in ne kadar değerli ve çok taraflı bir kişi olduğunu yakından bilirim. BOZKURT’UN KİŞİLİĞİ Rahmetli Mahmut Esat Bozkurt da o dönemin başka bir değerli insanı idi. Babamın yakın arkadaşı, hukuk devriminin ve Medeni Kanun, Ceza Kanunu gibi kanunların unutulmaz mimarı, kazandığı Lotus-Bozkurt gemileri olayında Fransızlar’a karşı kazandığı hukuk zaferinden dolayı Atatürk’ün Bozkurt soyadını verdiği, merhum Mahmut Esat Bozkurt. Hasbel kader ailelerimiz de yakındı. Çocukları Gün’ün, Ay’ın ve Yüksel’in arkadaşları olarak evlerine teklifsizce girer çıkardım. Anneleri merhume Fehada hanım efendiyi de yakından tanırdım. Çok iyi bilirim ki ne rahmetli Mahmut Esat bey ne de eşi merhume Fehada hanımda anlatılanlara uzaktan veya yakından benzer bir hava yoktu.. Çağdaş insanlardı. İnkılapçı Mahmut Esat bey’in eşini mektuplarda anlatılan durumlarda düşürmesi söz konusu olmadığı gibi, inkılaplar konusunda yazdıklarına ve söylediklerine aykırı davranışlarda bulunması da söz konusu değildi. Çok güzel, giyimi ve kuşamı ile modern bir hanım olan Fehada hanımın bu tarz muamelelere razı olması bile düşünülemezdi!.. Bu iddialar sevgili dostum Gün Bozkurt Tekant’ı ve hepsi kendi alanlarında başarılı olan yönetici Nur Akgerman’ı, Profesör Gül Güner’i, Doçent, Operatör Doktor Yaman Tekant’ı ve Günsel Tekant’ı, haklı olarak çileden çıkarmış.. Tekzip ettiler ama gazetede ufacık yayınlandı. Acaba gerçek inkılapçı, rahmetli Mahmut Esat Bozkurt beyefendinin hatırasını nasıl tamamiyle temizlemeli? GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Herhangi birisi tarih yapabilir ama ancak büyük insanlar tarihi yazabilirler” Oscar Wilde “Tarih dedikodulardan damıtılmıştır.” Thomas Carlyle
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT