BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Olumlu gelişmeler...

Olumlu gelişmeler...

Bütün Batı medyası bizden bahsediyor. Medyanın gündemine çok iyi oturduk doğrusu.



Bütün Batı medyası bizden bahsediyor. Medyanın gündemine çok iyi oturduk doğrusu. İsmail Cem’in Atina temasları için ABD’den bile meslektaşlarımız sırf bu iş için geldi. Türk-Yunan Medya Konferansı da bunda etkiliydi. Nihayet dün sona erdi. Gelişmelerin kamuoyuna yansımasında gazetecilerin rolü medya konferansında iyice su yüzüne çıktı. Türkiye-Yunanistan ilişkileri yabancı diplomatlara ve meslektaşlarımıza göre 40 yıllık buzların erimesinden dolayı çok iyi. Tam not alıyor Ankara ve Atina. Ancak olumlu gelişmelerin nedeni; iki ülkenin henüz sorun olan anlaşmazlıklara işaret etmemeleri, girmemeleri, beklemeye almaları ve büyük ihtimal Yunanistan’da Nisan ayında yapılacak erken genel seçim sonrasına kadar zaman tanımaları. Gerilimi artırmaya gerek yok. Makul yaklaşımlar, gerçekçi değerlendirmeler. Diplomatça tavırlar. Asıl bu temasların öteki yüzü daha fazla Ankara’yı tanıttı Batı’ya. Neue Ruhr Zeitung bakın ne diyor Cumartesi günü: -Avrupa Birliği ne bir solcular enternasyonali, ne bir Hıristiyanlar Derneği’dir. Temel bazı koşulları yerine getirdiği takdirde, Türkiye’nin buraya üye olmasına izin verilmelidir. Avusturya da kaybetmeyi hazmedemeyenlerin tehdit dolu hareketleri olmadan hükümetini kurabilmelidir. Frank Becırman, Frankfurter Allgemeine Zeitung da Atina-Ankara ilişkileri sonrasında Türkiye’yi konu ediyor, önemli tespitleri var. “-Amerika’nın hegemonyası ve enerji kaynakları plânları açısından Türkiye’nin büyük önemi olduğunu herkes bilmektedir. Ön Asya’daki bu ülke, Türk dillerinin konuşulduğu Orta Asya cumhuriyetleriyle birlikte, Kafkaslar ve Orta Asya’daki Rus yetkisini azaltmalıdır. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınması Rusya etrafında çevrilen kordonun daha da güçlendirilmesi ve boğazından hastalıklı gençlerin, masrafları Avrupa’ya ait olmak üzere sağlığına kavuşturulması anlamına gelmektedir.” Atina’dan Christian Gonza, Cem ve Papandreu’nun daha şimdiden bir başarı elde ettiklerini, o da çözümlenmemiş anlaşmazlıkların artık iki devlet arasındaki ilişkileri tamamen felce uğratmaması açısından kaynaklandığını savunarak şöyle diyor: -Henüz ilişkilerin normalleşmesi dar sınırlar içinde gerçekleşebilecek gibi görünmüyor. Der Tagesspiegel ise iki dışişleri bakanının konunun üzerine ısrarla gitmelerinin çok daha önemli olduğunu vurguluyor, gelecekte ABD gibi Avrupa’nın da başta Kıbrıs olmak üzere çoğu sorunun üzerine gidebileceğini hatırlatıyor. Tahminlerinizin ötesinde Türkiye’nin Batı medyasına yansıması. Bu vesileyle Türkiye’nin Almanya’dan alacağı bin adet Leopar-2 A-5 tankıyla, 145 adet savaş helikopteri de yine Batı medyasının gündeminde satır aralarında değil, köşe yazılarında yer alıyor. Özellikle helikopter satışı için Alman Tiger, Amerikan Havacılık Şirketi Boeing, Amerikan Beltekstron Firması, İtlayan Agusto, Rusya Uçak yapımcısı Kamof ve İsrail Uçak Şirketi IAİ’nin acımasız bir rekabet içinde olduğu öyle bir anlatılıyor ki merak etmeyenler bile alâka gösteriyor. Dışişlerimiz Türkiye’nin hasret kaldığı önemli ve başarılı bir atılım yapmıştır. Dün şöyle bir baktım Sebahattin Çakmakoğlu Almanya’da, Hasan Gemici İsrail’de, Abdülhalük Çay Hindistan’da, Nami Çağan İtalya’da, Yaşar Okuyan Londra’da, İsmail Cem Fransa’da. Tümünün medyaya yansıdığını ve temaslarının başarılı olduğunu düşünün yolu yarı yarıya kısaltmış olacağız. Olmaması için de bir sebep yok. Dışa açılmışlığımız sürmeli.. Üstelik sadece hükümet nezdinde değil müteşebbislerimiz, meslek kuruluşlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız nezdinde de, hatta halktan halka dışa açılışımız katlanarak devam etmeli. Ankara tatilde Okullar tatil oldu, vekillerimiz de başkentte tatile girdi. Ama siyaset tatile girer mi, hiç mümkünü var mı? Türkiye gündemi daha aylar önce belirlenmişti. Cumhurbaşkanlığı seçimi yeter de artar bile. Biri bir şey fısıldıyor, Kızılay rüzgarı alıyor O’nu Çankaya, Keçiören, Yenimahalle, Gölbaşı, Mamak falan derken dönüp yeniden Kızılay’a bırakıyor. Parlamentonun ve iktidarın birinci büyük partisi DSP soğukkanlı. Çok özel olmadıkça ses alamazsınız DSP’den, DSP’lilerden. Ancak CHP’ye veya CHP’lilere yani eski arkadaşlarına yorumlattırabilirsiniz. DSP, liderleri Ecevit’in sürekli açıkladığı gibi Demirel’i destekliyor yeni bir dönem için daha. Fakat oylama gizli yapılacağından ve bir de demokrasi gereği DSP’den aday olacaklar için bir özel durum yok. Bu çerçevede DSP Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’nun Çankaya’ya adaylığı uhuletle ve suhuletle fısıldanıyor. DYP, Çiller’in ağzıyla Çankaya’ya Demirel’i düşünüyor. DSP ve DYP oyları aynı yönde kullanılacak gibi sürpriz olmayacak deniyor. ANAP pek öyle değil. Sanatçının eli saza öyle gidiyor, fakat nağme farklı çıkıyor. Mesut Yılmaz da Demirel için “evet” diyenlerden. Aykırı birkaç ses çıktı. Bunun danışıklı döğüş olduğu iddiası da varit. Çünkü sesler Başkanlık Divanı’ndan, Ekrem Pakdemirli değil sadece. Ankara kulislerinde Mesut Yılmaz’ın aday olabileceği en sonunda disipline değil, sevgiye yenik düştüğü açıklanarak yarışacağı, ANAP’lıların 40’a yakın Faziletliyle temas ettiklerinden çıkarılıyor. Yani Haşim Haşimi ve Celal Esinler’in aynı kulvarda yüzebileceği kulak arkası edilmiyor, tam tersine dikkat çekiliyor. Henüz geleneksel aday sayın Lütfi Doğan’ın bile adının geçmediği Fazilet’te bir kıpırdanma yok, sessizlik var. Buna FP’nin seçimde anahtar parti olacağı varsayımı neden oldu denilse de, MHP de siyasi gözlemcilere göre aynı duyarlılıkta. Dr. Devlet Bahçeli, Sebahattin Çakmakoğlu, Sadi Somuncuoğlu’nun adları hep defterlerde kayıtlı da olsa, MHP konuşurken kelimelere değil, noktalamalara bile dikkat ediyor. Bugünlerde sanki Demirel’den yana bir saflaşma var gibi gözükse de, parti kurmayları önce ilgili (yasa parlamentodan geçecek, sonra adaya sıra gelecek)’te inatla ısrar ediyor. Dönüp bakıyorum aylar önce başlayan cumhurbaşkanlığı seçimleri tartışması yani 2000’li yılların Çankaya Savaşı’nda yeni bir şey yok. Tekrarlar yineleniyor, yakıştırmalar artıyor sadece. Başkentte tatil var ama; salonda melodi çalıyor; piste bir çıkıp, bir kaçanların gözü partnerinde. Alo..Alo?? Faturalar cep telefonunda acımasızca sürüyor. Tüketicilerin haklı tepkileri karşısında yetkililer açıklama yaptı. Maliye Bakanı Sümer Oral, bir verginin Ocak’ta, birinin de Aralık’ta sona ereceğini belirterek, yeniden inceleyebileceğini belirtti. Çok rahatta doğrusu! Sıfır konuşma yapan bir insana 9.5 milyon vergi tahakkuk ettiriliyor. Abone sayısı da 8 milyonu geçmiş. Kâra bak, hizaya gel! Hükümet vergi yoluyla kolaycılığı seçmiş anlaşılan. Bu hızın devam etmesi halinde 2005 yılında 30 milyon aboneye ulaşacak cep telefonları! Telsim ve Türkcell’le ciddi bir hukuk savaşı başlattı tüketici kuruluşları ve aboneler. Ayrıca Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar her Çarşamba ve duruşma günleri cep telefonlarını kapatacaklarını açıkladı. Vatandaşın yüreğini soğutan ise Sümer Bey’den fazla Ulaştırma Bakanı Prof. Enis Öksüz oldu. Telefonla aradım kendisini yüksek cep telefonu ücretinin ve vergilerin düşüreleceğini söyledi. Danıştay’ın da bu konuda bir yürütmeyi durdurma kararı verdiğini hatırlattı. Nisan’da bir düzenleme olacak, belki de yeni firmalarla (ihalelerle) rekabet sağlanacakmış. Enflâsyon hesapları bu ay tutmadı, bari bu tutsun. Nisan’a ne kaldı ki?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT