BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mudurnulu Mehmed Dede

Mudurnulu Mehmed Dede

Müderris Mevlânâ Dâvûd, Mehmed Dedenin kerâmet sâhibi bir zât olduğunu işitir. Onu imtihan etmek maksadı ile yanına gider!..



Mehmed Dede Bolu-Mudurnu’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1523 (H.930) senesinde vefât etti. Tasavvufta, Çelebi Efendinin sohbetlerinde kemâle erdi. Halvetî yolunda yetişti... ONU İMTİHAN ETMEK İSTEDİ Bu mübarek zat, hocasının dergâhının mutfağında hizmet ederdi. Hocası onu yetiştirdikten sonra Karaman’a gönderip, insanlara rehberlik yapması için vazîfelendirdi. Karaman’da fetvâ işlerine bakar, bir taraftan da halkın irşâdı ile meşgûl olurdu... Bu hizmeti yaptığı sırada Karaman’da bulunan müderrislerden Mevlânâ Dâvûd, Mehmed Dedenin kerâmet sâhibi bir zât olduğunu işitince onu halkın gözünden düşürmek için imtihan etmek maksadı ile yanına gitti. Konuşmaya başladılar... Mehmed Dede sohbetiyle müderrisi hayran bıraktı. Onun hatırında olan nice müşkül meseleleri daha o sormadan cevaplandırdı. Cevapları ve îzâhları son derece iknâ edici ve rahatlatıcıydı... Diğer sorularına daha sormadan birer birer cevap verince, Müderris Dâvûd Efendi onun âlim ve velî bir zât olduğunu anlayıp sevdi ve talebesi oldu... *** Mustafa Bey anlatır: “1582 senelerinde İran’a yapılacak bir sefere katılmak için gidecektim. İzin ve duâ alıp, vedâ etmek için Mehmed Dede’nin yanına vardım. Hayır duâlarını istirhâm edip, ellerini öptüm. Himmet edip nasîhat ettikten sonra; “Mustafa Çelebi, sefere gidersen bir çift Macar bıçağını yanından ayırma, zor zamanda insana ondan üstün silâh olmaz” buyurdu. Emirlerini yerine getirip, yola revân oldum... “BIÇAĞIM VAZİFESİNİ YAPTI!..” Günler sonra Demirkapı Kalesine ulaştık. Orada iki sene kaldık. Bir gün buğday tedâriki için kaleden dışarı çıkıp, bir köyde geceledik. Düşmandan ses sedâ olmadığı için, herbirimiz bir köşeye çekilmiş, silâhlardan uzaklaşmış, uyumakla meşgûldük... Birden kapı kırılıp, içeriye bir İran askeri girdi. Hiç aman vermeyip üstüme saldırdı. Uyku mahmurluğu ile yerimden fırladım. Yanımda hiç silâh yoktu. Ölümle aramda bir bıçak boşluğu kadar yer kalmıştı. O anda iki senedir Mehmed Dede’nin emriyle yanımdan hiç ayırmadığım Macar bıçağım hatırıma geldi. Elime alıp, hasmımın boşluğunu hedef aldım. Allahü teâlânın takdîri ile, beni öldürmek için saldıran düşmanın kılıcı evin direğine denk gelip kırıldı. Benim bıçağım vazifesini yaptı, adamın işini bitirdi. Mehmed Dede’nin kerâmeti zâhir oldu.”
Kapat
KAPAT