BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarih ve turizm şehri: Aksaray

Tarih ve turizm şehri: Aksaray

Fatih Sultan Mehmet Han, fetihten sonra İstanbul’un İslamlaşması ve Türkleşmesi için Aksaraylıları getirmiş. Yeni İstanbul’un mayasını Aksaraylılar oluşturmuş. İstanbul’daki “Aksaray, Laleli, Kurtuluş, Ortaköy” ve başka bazı semtlerin Aksaraylılarca kurulduğu söyleniyor



Memleketten HABER VAR -110- Behçet FAKİHOĞLU behcet.fakihoglu@tg.com.tr Fatih Sultan Mehmet Han, fetihten sonra İstanbul’un İslamlaşması ve Türkleşmesi için Aksaraylıları getirmiş. Yeni İstanbul’un mayasını Aksaraylılar oluşturmuş. İstanbul’daki “Aksaray, Laleli, Kurtuluş, Ortaköy” ve başka bazı semtlerin Aksaraylılarca kurulduğu söyleniyor İLGİ BÜYÜK Ihlara Vadisi’nde bulunan Güzelyurt, bünyesinde çok sayıda kayadan oyma yapıları ve yer altı yerleşim birimlerini barındırıyor. Günümüzde yerli ve yabancı ziyaretçiler, bu bölgeye büyük ilgi gösteriyor. Aksaray, Selçuklu Dönemi’nden günümüze, Anadolu’daki önemli ilim ve irfan merkezlerinden birisi olmuş. Zinciriye Medresesi gibi tarihte iz bırakan önemli eğitim kurumlarında yetişen ilim ve irfan erbabı, bütün Anadolu’ya ışık saçmış ve Türk-İslam tarihine yön veren gelişmelere vesile olmuş. Selçuklular döneminde, Sultan Mesud’dan sonra hükümdar olan oğlu II. Kılıçarslan, Aksaray şehrini ikinci bir payitaht gibi görmüş, büyük bir imar hamlesi başlatmış; “Arkhelais” olan adı “Aksaray” olarak değiştirilmiş. Aksaray, kötü insanların alınmamasından dolayı, iyi insanların yaşadığı yer anlamına gelen “Şehr-i Süleha” olarak anılmış. Selçuklu Ordusu zafer kutlamalarını da genellikle bu şehirde yaptığı için, “Dar-ul Zafer” olarak da anılmış. II. Kılıçarslan ölümünden sonra şehre hakim yüksek bir tepenin üzerinde bulunan ve bugün Kırkızlar Tepesi olarak da bilinen yerdeki türbesine defnedilmiş. BÜYÜK ZATLAR BURADA Aksaray aynı zamanda evliyalar ve büyük düşünürlerin yaşadığı, öğrenci yetiştirdiği, Din ve Fen Bilimleri yapıldığı medeniyet merkezlerinden birisi idi. Bu alanda yetişmiş, fikirleri bütün dünya üzerinde yaygınlaşmış Yunus Emre, Tabduk Emre, Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba), Yusuf Hakik-i Baba, Cemaleddin Aksarayi gibi sayıları 40’ın üzerinde büyük zatlar Aksaray ilinde yaşamış; bunların türbe ve mescitleri ile, Aksaray’ın önemi katlanmış. Fatih Sultan Mehmet Han da, fetihten sonra İstanbul’un İslamlaşması ve Türkleşmesi için Aksaraylıları getirmiş. Yeni İstanbul’un mayasını Aksaraylılar oluşturmuş. İstanbul’daki “Aksaray, Laleli, Kurtuluş, Ortaköy” ve başka bazı semtlerin Aksaraylılarca kurulduğu söylenirken; bu isimlerle anılan mahalleler Aksaray’da hâlâ bulunmakta. İstanbul’a gitmeyenler, günümüzde de aynı adı taşıyan Kalanlar Mahallesi’ne yerleşmiş. 3 KABRİSTANDAN BİRİ Aksaray’ın gizli hazinelerini bir nebzecik anlamak için, 70 bin civarında evliyanın medfun bulunduğu ve bu özelliğiyle dünyadaki 3 kabristandan biri olduğu söylenen Dar-ul Ervah Kabristanı’na gidiyoruz. Büyük İslam âlimi Fahreddin’i Razi Hazretlerinin torunu, Zinciriye Medresesi’nde uzun yıllar ders vererek, birçok İslam âliminin yetişmesine vesile olan; aynı zamanda Osmanlı Devletinin ilk Şeyhülislamı Molla Fenari Hazretleri’nin de hocası olan Cemaleddin Aksarayi Hazretleri’nin kabri şerifini ziyaret etmekle bereketlenmek istiyoruz. Oradan da Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Hazretleri’nin türbesine... Türbe girişinde, “Ne kahrı düşman elinden, ne lütfu tanıdıktan bil; işlerini Hak’ka havale et, onları Allah’tan bil” hikmetli sözünü okuyorum. ŞEYHE 18 YIL HİZMET Somuncu Baba, Hacı Bayram-ı Veli’yi Aksaray’a çağırtır ve geldiğinde ona vefat vaktinin yaklaştığını söyler. Hacı Bayram-ı Veli 18 sene şeyhinin hizmetinde bulunarak, aldığı eğitimle, fethe giden kapının da anahtarı olacak ve bu yolda Akşemseddin gibi bir zatı Fatih Sultan Mehmet Han gibi bir padişahın hocası yapacaktı. Somuncu Baba Hazretleri, son zamanlarını Ervah Kabristanı’nın bir kenarında bulunan çilehanesinde geçirir. Vasiyeti gereğince Şeyhinin cenazesini Hacı Bayram-ı Veli yıkar ve namazını kıldırarak, bugünkü kabrinin olduğu üzeri açık mekâna defneder. Dönüşte, kabristan girişinde bulunan ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde de bahsedilen Kanlı Pelit’e (Tarihi Meşe Ağacı) bakıyor, Somuncu Baba Hazretlerinin oğlu Yusuf Hakiki Baba Hazretleri’nin türbesine gidiyorum. Hemen karşısında yıkılmak üzere bulunan bir tarihî yapı üzerindeki tabelada “Melik Mahmut Gazi Hangahı” (Darphane) yazılı... 27 DERECE ‘EĞRİ MİNARE’ Ulu Irmağın kıyısında yürüyor, köprüler ve diğer tarihî eserlere bakıyorum. Karşıma Eğri Minare (Kızıl Minare) çıkıyor. XIII. yüzyıl Selçuklu eserlerinden olan Eğri Minare, Sultan Alaaddin Keykubat’ın babası Sultan I.Gıyasettin Keyhüsrev tarafından 1221-1236 yıllarında yaptırılmış. Yer çekimine meydan okurcasına inşa edilen bu Selçuklu şaheseri, ekseninden 27 derece eğik oluşundan dolayı “Eğri Minare”, kırmızı tuğladan yapıldığı için de “Kızıl Minare” olarak bilinir. Yaklaşık 35-36 m. yüksekliğindeki minare, dört köşe bir kaidenin üzerine oturtulan silindir gövdeye sahip ve ince bir silme ile iki kısma bölünmüş. Gövdenin alt kısmında zikzaklı bezemeler, üst kısmında ise tuğlalar yatay örülmüş. Minarenin inşasında kesme taş ile sırlı ve kırmızı tuğlalar, süslemesinde ise çini kullanılmıştır. HER ÇEŞİT USTALIK Eğri Minare’den, bir başka şahesere, Ulucami’ye yöneliyorum. Selçuklu mimarisini en güzel şekilde temsil eden Ulucami, Kılıçarslan’ın oğlu Rükneddin Mesud tarafından yaptırılmış. Sultan Mesud’dan sonra hükümdar olan oğlu II. KıIıçarslan, babası tarafından yaptırılan Ulucami’yi genişletmiş, abanoz ağacından yapılan muhteşem minberine babasının adı yanına kendi adını da kazdırtmış. Caminin içinde Selçuklu devri ahşap işçiliğinin şaheser örneği bir minberi var. Abanoz ağacından yapılan bu minberde usta; yazının, sedef kakmacılığın, ince ağaç işçiliğinin ve süslemenin her çeşit inceliğini bir arada kullanmış. Aksaray Sultanhanı Kasabasında bulunan, Köşk mescit geleneğini ilk uygulayan hanlardan biri olan Sultan Hanı; İlk Sultan Hanı olma özelliğini taşıyan, kapı portalı üzerinde bulunan çift gövdeli tek başlı aslan figürü ile Alayhan; kervanların can ve mal güvenliğinin sağlanması için ilk sigorta sistemini geliştiren Ağzıkarahan ve Anadolu’da sadece iki örneği bulunan, ayrıca hükümdarlara misafirhane, sığınak, borsa, ticaret işlerinin görüşüldüğü bir merkez görevini üstlenen Örensin Han gezilecek yerler arasında... TURİZM VADİSİ IHLARA Ihlara Vadisi’ne doğru gidiyoruz. Yolun sağında, Kızıllkaya Köyü’nde bulunan Aşıklar Höyüğü’ne yöneliyoruz. Burada kazılar yapılmış, 10 bin yıllık, damından girilen neolitik ev tipi yapılmış. Ihlara Vadisi’nin bitiminde yer alan Selime, Aksaray’a 28 km mesafede. Ihlara, Yaprakhisar, Belisırma ve Güzelyurt’ta olduğu gibi, burada da kayadan oyma kiliseler bulunmakta. Selime Katedrali olarak bilinen kilise, kayalara oyulmuş, yüksekçe bir yerde. Vadinin diğer kısımlarında görülmeyen ‘Peri Bacaları’nı Selime kasabasında çokça görmek mümkün. Yolun alt tarafında Selçuklu mimari tarzında yapılmış, Selime Sultan Türbesi’ni görüyoruz. Yaprakhisar’dan geçiyor, Ziga Kaplıcalarını görüyoruz. Birçok derde deva olduğu söylenen bu kaplıcalar üzerinde yeni tesisler yapılmakta... AÇIK HAVA MÜZESİ Ihlara Vadisi’ne iniyoruz. Ihlara kasabasından başlayarak, Melendiz Çayı’nın içerisinden aktığı, yer yer 100-150 metre derinliğe varan muhteşem bir açık hava müzesi. 14 kilometrelik vadide 105 adet kilise ve 10 bin yerleşim yeri bulunmakta. Aksaray bölgesinin karakteristik özelliklerinden biri de yer altı yerleşim birimlerinin çokluğu... Bölgede, çoğu turizme açılmamış yüzden fazla yer altı yerleşim birimi olduğu bilinmekte. Gerek Manastır Vadisi ve gerekse Ihlara Vadisi, içerisinde bulunan kayaya oyma yüzlerce manastır ve kilise ile her yıl yüz binlerce yabancının ziyaret ettiği çok önemli turizm merkezlerimizdir. Güzelyurt, Ihlara Vadisi, Belisırma, Yaprakhisar ve Selime gibi yerleşim birimleri ile günümüzde yerli ve yabancı ziyaretçilerin büyük ilgi gösterdiği Saratlı, Ersele Ozancık, Gaziemir ve Çukurören gibi pek çok yer altı şehirleri oluşmuştur. Güzelyurt’un Manastırlar Vadisi çok etkileyici. Seyir yerlerinde doyumsuz güzelliklere bakarken, yanımıza Aksaray’ın tanınmış Eşrafından Rahmi Çetin geliyor; bu eşsiz güzelliklerin turizm için yeterince değerlendirilmediğini belirtiyor, bunun için üzüldüğünü ifade ediyor... TABİAT HARİKASI HASAN DAĞI Hasan Dağı’nın dibinde bulunan Helvadere kasabasına gidiyor, müthiş güzellikteki göletine bakıyor, dağdan çıkan kaynak suyundan içiyoruz. Her yıl yüzlerce dağcının tırmanış yaptığı Hasan Dağı; adına nice âşıkların şiirler yazıp türküler yaktığı 3 bin 268 metre yüksekliğinde bir tabiat harikası... Medresenin, müze ve sosyal tesis olarak ilgi gördüğü anlatılıyor. ZİNCİRİYE MEDRESESİ Zinciriye Medresesi, 1336-38 yıllarında Karamanoğlu Mehmet Bey veya Yahşi Bey tarafından yaptırılmış. İlk girişte Selçuklu motifleriyle bezenmiş büyük bir taş kapı, ortada büyük bir revak, 4 eyvanlı, 2 kubbeli, 1500 metrekarelik alana oturmuş Anadolu’nun ilk üniversitelerinden... Cemaled-din-i Aksarayi, Somuncu Baba, Yusuf Hakiki Baba, Ak Şemseddin gibi büyük İslam alimlerinin ders verdiği ilim yuvası... Ortadaki büyük revağın tam ortasında, medresenin su ihtiyacının karşılandığı büyük bir kuyu bulunmakta, bu kuyudaki zincirden dolayı o ismin verildiği söyleniyor. Burası 1900’lü yılların başına kadar medrese olarak kullanılmış, sonra 1955 yılına kadar cezaevi olmuş; Çakırcalı Mehmet Efe de burada yatmış ve tünel kazarak firar etmiş... Bu tarihî bina bir süre terk edilmiş, 1987 yılında restore edilerek müze yapılmış, 2006 yılında yap-işlet-devret usulüyle Etlikler İnşaat’a verilmiş, tekrar restore edilmiş, 2009’da; bünyesinde restoran, düğün sarayı, kafeterya, pastane bulunan “Taş Saray Zinciriye Tesisleri” olarak açılmış. Ahmet Etlik yönetiminde işletilen tarihî mekan ve tesiste Osmanlı Saray Mutfağı ve Aksaray Mutfağı sunuluyor. YÖRESEL LEZZETLER Bu tesiste sunulan Aksaray yemeklerinden 3 tanesini sizler için öğrendik: Cılbır: Kırılmış yumurta, sarımsaklı yoğurt ve su içinde haşlanır, üstüne tereyağı konarak, servise sunulur. Mıhlama: Kıymada soğan, biber, domates sotelenir; sulu ve dağılmayacak şekilde üstüne yumurta kırılır, servise sunulur. Aksaray tava: Tencereye hafif yağlı kuzu eti konur; üstüne büyük doğranmış biber, domates ve bolca sarımsak ilave edilir; en üste kuyruk yağı konur, kara fırına (odun fırını) sürülür 2-2.5 saat pişmeye bırakılır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101718
    % 1.92
  • 5.6886
    % 0.05
  • 6.3813
    % -0.04
  • 7.0932
    % 0.36
  • 259.632
    % -0.41
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT