BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı’nın baba ocağı KÜLTÜR KENTİ OLACAK!

Osmanlı’nın baba ocağı KÜLTÜR KENTİ OLACAK!

Şeyh Edebali ve dünürü Ertuğrul Gazi’nin bereketiyle kurulan, dünyaya medeniyet ve adaleti yayan Osmanlı’nın merkezi Bilecik’te; o döneme ait bütün izleri görmek mümkün. Bunların tanıtılmasıyla birlikte şehir, tam bir kültür merkezi olacak



MEMLEKETTEN HABAR VAR -112- Behçet FAKİHOĞLU behcet.fakihoglu@tg.com.tr Şeyh Edebali ve dünürü Ertuğrul Gazi’nin bereketiyle kurulan, dünyaya medeniyet ve adaleti yayan Osmanlı’nın merkezi Bilecik’te; o döneme ait bütün izleri görmek mümkün. Bunların tanıtılmasıyla birlikte şehir, tam bir kültür merkezi olacak Hamidiye Camii - Söğüt Metristepe Zafer Anıtı - Bozüyük Bilecik, medeniyet timsali olmuş Osmanlı Cihan İmparatorluğu’nun temellerinin atıldığı yer. Bu çınarın hayat bulduğu topraklar... Bu ulu çınara cansuyu olmuş bir zatın, Şeyh Edebali Hazretleri’nin türbesine gidiyorum. Girişte, Ertuğrul Gazi’nin, oğlu Osman Gazi’ye hitaben yazdığı şu vasiyetname dikkatimi çekiyor: “Ey oğul! Beni kır, Şeyh Edebali’yi kırma. O bizim boyumuzun ışığıdır. Terazisi dirhem şaşmaz. Bana karşı gel; ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür, incinirim. Ona karşı gelirsen gözlerim sana bakmaz, baksa da görmez olur. Sözümüz Edebali için değil, senceğiz içindir. Bu dediklerimi vasiyet say...” MÜTHİŞ NASİHATLER Temelinde bu vasiyet ve Şeyh Edebali Hazretleri’nin o müthiş nasihatleri ve vasiyetleri bulunan bir Osmanlı nasıl muhteşem olmasın: “Ey oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize, hoşgörmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlama sana... Ey oğul! Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana. Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana. Ey oğul! Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul! Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Allahü teala yardımcın olsun!...” BU BEREKET ÜZERİNE... Türbeyi gezerken bu mübarek insanlar, vasiyetleri aklımdan çıkmıyor. Şeyh Edebali Hazretleri’nin kızı Bala Hatun’la evlenmiş olan Osman Gazi de bu vasiyetlere harfiyen uymuş, oğullarına aktarmış. Koca çınar Osmanlı, bu bereket üzerine serpilmiş, dünyaya medeniyet ve adalet yaymış... Eski Bilecik şehrinin bulunduğu yerde, yüksekçe bir tepedeki türbenin bahçesine çıkıyor, tarihî şehre bakıyorum. Türbenin hemen yanında Orhan Gazi Camii; ilerde de tepeleri yıkık, camisiz minareler. Yunanlılar Bilecik’i işgal ederken, Osmanlı’nın temellerinin atıldığı bu topraklarda, o izleri silmeye çalışmış, büyük tahribat yapılmış. Emirler, Ak Kaldırım Camileri de bu yıkımdan nasibini almış, yıkık minareleri kalmış... Uzaktan Abdülhamit Han döneminde yapılmış Saat Kulesi ve yine Abdülhamit Han döneminde yapılmış Rüşdiye Mektebi (Şimdiki Belediye Binası) görülüyor. Bu tarihi alanın, “Şeyh Edebali Vadisi Canlandırma Projesi” adı altında yeniden ele alındığını öğreniyor, seviniyorum. TAM BİR ‘PAZARYERİ’ Pazaryeri’ne yöneliyoruz. Şirin bir ilçe. Meşhur Soydan Bozacısına gidiyor, bu lezzeti tadıyoruz. Sonra da Belediye Başkanı Muzaffer Yalçın’ı makamında ziyaret edip, çayını içiyoruz. Başkan Yalçın genç, dinamik, güven verici, temiz yüzlü... Pazaryeri’nin bozasından, çömleğinden söz ediyor, göletlerin, ormanların güzelliklerini hatırlatıyor; Türkiye’de sadece burada yetişen şerbetçi otu hakkında bilgi veriyor. Almanya’da da bu bitkinin yetiştiği Bayern bölgesindeki Wolzak’la kardeş ilçe olmak için yazı göndermiş... Başkan Yalçın, yatırımcıları Pazaryeri Organize Sanayi Bölgesi’ne davet ediyor. Altyapısı bitmiş, önemli merkezlere yakın ve geçiş yolları üzerinde... Yetkililerden bir de isteği var Başkan’ın; Bursa’ya giden yolun yapılması, bölünmüş yolların tamamlanması, yol probleminin kökten çözülmesi... Pazaryeri’nin bu tek isteği de çok görülmez umarım. Pazaryeri köylerinde şerbetçi otu için tarlalara dikilmiş uzun direkler dikkatimizi çekiyor. Pazaryeri’nden Bozüyük’e geçiyoruz. Bu ilçemizdeki fabrikaların çokluğu dikkat çekici. Seramik ve mermercilik çok önemli noktaya gelmiş. Bozüyük’teki Metristepe Anıtını, İnönü ve İstikamtepe Şehitliklerini, yaylalarını da hatırlatalım.. ERTUĞRUL GAZİ OCAĞI Sonra da Söğüt... Ertuğrul Gazi’nin 400 çadırlık Karakeçili aşiretiyle gelip yerleştiği ilk yer. Osmanlı’nın temellerinin atıldığı asıl toprak... Söğüt’ün her köşesi tarih, hepsi kuruluşun şahidi. Mesela 8 kilometre mesafede bulunan Sıraç köyü; burada Ertuğrul Gazi’nin sırdaşı, danıştığı bir zat varmış, ismi oradan geliyor. Doğru Ertuğrul Gazi Hazretleri’nin türbesine gidiyoruz. Ertuğrul Gazi’nin heybeti tarihî türbede hissediliyor. Etrafta başka önemli şahsiyetlerin mezarları, türbenin önünde de Osman Gazi’ye yazılmış vasiyetname... Türbe yakınında kurulmuş kıl çadırda çaylarımızı içiyoruz. Sultan Abdülhamit Han tarafından yaptırılmış Hamidiye Camii, Çelebi Mehmet Camii, Kaymakam Sait Bey Çeşmesi, Etnoğrafya Müzesi’ni geziyor; asırlık çınarların kimleri gördüğünü düşünüyoruz. Bilecik istikametine doğru gidiyor, Küre Beldesi’nde Dursun Fakih (Şeyh Edebali’nin damadı, Osman Gazi’nin bacanağı) Hazretlerinin türbesi, uluçınarın bir başka kökü olarak karşımıza çıkıyor... KOLLAR SIVANMIŞ! Yetkililer, Bilecik’e “kültür kenti” kimliğini kazandırmak için kolları sıvamış. Bilecik Müzesi, Söğüt Ertuğrulgazi Mescidi, Merkez Orhangazi Camii, Bozüyük Kasımpaşa Camii ve İmareti, Gölpazarı Mihalgazi Camii, Söğüt Hamidiye Camii, Vezirhan Köprülü Mehmetpaşa Kervansarayı, Söğüt Hamidiye İdadisi gibi eserlerin restorasyonu tamamlanmış. Osmaneli Sokak Sağlıklaştırılması, Şeyh Edebali Vadisi’ni Canlandırma, Ertuğrul Gazi Türbesi Çevre Düzenlemesi projeleri gerçekleştiriliyor. Tescilli Eski Evlerin Onarımı, Osmaneli ve Bilecik Eski Hükümet Konaklarının restorasyonu icin yoğun çalışmalar var.. 106 adet sivil mimarlık örneği tarihî binaların yer aldığı Osmaneli’nin bir cazibe merkezi haline getirilerek, turizme kazandırılması amacıyla, “Osmaneli Sokak Sağlıklaştırması Projesi” çalışmaları yapılıyor. Evlerin cepheleri tarihî dokuya uygun olacak şekilde restorasyon yapılacak; çatılar, yağmur olukları, kent mobilyaları, sokak kaplamaları ve altyapı iyileştirilecek. TURİZM POTANSİYELİ Osmaneli İlçesinde bulunan tescilli evlerden bir kısmının restorasyon projeleri hazırlattırılarak onaylatılmış, proje bedelleri ilgili mimarlara ödenmiş. Osmaneli’nin ayvası ve karpuzunu; Gölpazarı’nın Gordios Kaya Mezarı, Taşhan’ı ve kirazını; Yenipazar’ın Kayaboğazı Kanyonu’nu; İnhisar’ın ise incir ve narını da unutmamak gerek. Topraklarının yarısından fazlası ormanla kaplı ve engebeli bir yapıya sahip olan Bilecik, tabiat yürüyüşü için çok uygun, av turizmine de potansiyel oluşturmakta. Bilecik, mevcut turizm potansiyeli ve arzına rağmen turizm pazarından yeterince pay alamamakta. İlin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi için yoğun gayretler bulunmakta. Vietnamlılara çömlekçiliği öğreten usta En iyi çömlekçiyi sorduk, hep aynı ismi duyduk; “Sahi Çömlekçilik, Salim Yaşar” sloganı Salim Usta’nın. Gerçeğin ta kendisi... Salim Ustayı bulmak için Pazaryeri’nin Kınık Köyü’ne gidiyoruz. Bakımlı, düzenli, şirin bir köy... Salim Yaşar; Kınık Köyü’nün Muhtarı, Şeyh Edebali Derneği’nin Başkanı, Bakanlık’tan alınmış Sanatkâr Belgesi bulunan tek çömlekçilik ustası, ilkokul mezunu, 3 yabancı lisan biliyor (İngilizce, Almanca, Vietnamca). 1992 yılında çömlekçiliği öğretmek üzere Vietnam’a gitmiş, 5 yıl orada kalmış, epey usta yetiştirmiş... Çömlekçiliği Salim Usta’dan daha iyi kim anlatabilir ki. Kınık Köylüleri 1892’de Bulgaristan’dan göç edip gelmiş. İçlerinde Çömlekçilik Ustası Şakir Usta da varmış. Şakir Usta, bu işin ham maddesi olan toprağı Kınık köyünde buluyor, mesleği burada da devam ettiriyor. Salim Usta, Şakir Usta’dan sonra üçüncü kuşak. Toprak vanstan geçirilerek taş ve diğer maddelerden ayrılır, çamur haline getirilir, atölyenin içindeki havuzda ayakla çiğnenir, helezondan geçirilir. O gün yapılacak işe göre tezgaha alınır, yapılır. 7 santimetreden 70 santimetre uzunluğa kadar ve 70 çeşit ürün yapılabiliyor. Usta modeli yapar (ibrik, saksı, vs.) kurumaya bırakılır, fırınlanır, sırlanır veya boyanır, motif, desen işlenir, satışa sunulur. Kınık köyünde yapılan çömlekler Türkiye’nin her tarafında pazarlandığı gibi, ihracat da yapılıyor. Salim Usta zaman zaman Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde ders de veriyor. Yazları Kınık Köyü’nde, Bilkent, Hacettepe, Erciyes ve Anadolu Üniversiteleri ortak olarak yaz okulu açıyor; çömlekçilik yerinde öğreniliyor... Her yıl temmuz ayının ilk haftasında çömlekçilik şenliği de yapılıyor. BİRKAÇ YERDE BU SANAT KALMIŞ! Krizden önce köyde 70 atölye varmış, şimdi 20 atölye kalmış. 70’li yıllara kadar turşu küpü, su testisi gibi ihtiyaç malzemeleri yapılırmış. Plastik bulununca, daha çok turistik eşyaya, aksesuara dönülmüş. Türkiye’de Bilecik, Avanos gibi birkaç yerde bu sanatın kaldığı söyleniyor. Tabii güzellikleriyle de dikkati çeken Bilecik’te, Kayaboğazı Kanyonu görülmeye değer... Meşhur Soydan Bozası Pazaryeri bozacısıyla meşhur. Önceleri Bursa yolu Pazaryeri’nden geçer, yolcular boza içmeden gitmezmiş. Soydan Bozası’nın şöhreti bütün Türkiye’ye yayılmış. Soydan Bozacısı, Kosova Prizen göçmeni Hacı İshak Soydan tarafından 1936’da kurulmuş. Torun Abdullah Soydan bize bu lezzeti anlatıyor. Boza; mısır, buğday su ve şekerden yapılıyor. En kaliteli malzeme seçiliyor. Ustalık da katılınca farklı bir lezzet ortaya çıkıyor. 1986 yılında marka tescili yapılmış. Abdullah Soydan, bozanın Balkanlarda yaz içeceği olduğunu söylüyor. Kışın Türkiye’ye gelip yapmışlar, burada kış içeceği olarak kalmış... Çocukların kemik gelişimi, annelerin süt vermesi, hazım ve vücut direnci gibi birçok alanda faydalı olduğu söyleniyor. Soydan Bozacısı, bu lezzeti Türkiye’nin her köşesine gönderiyor...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101566
    % 1.76
  • 5.6804
    % -0.1
  • 6.3745
    % -0.15
  • 7.0989
    % 0.44
  • 260.647
    % -0.02
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT