BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Besim Tibuk, LDP iktidarında yapacaklarını Mehmet Soysal’a anlattı: ‘Az kanun, çok iş’

Besim Tibuk, LDP iktidarında yapacaklarını Mehmet Soysal’a anlattı: ‘Az kanun, çok iş’

TGRT’deki “Başbaşa” programına konuk olan LDP Genel Başkanı Besim Tibuk, iktidara geldikleri zaman, eğitimin özelleştirilmesi konusuna öncelikle ağırlık vereceklerini belirtti. Tibuk, “İktidara geldiğimizde ilk 6 ayda hızlı bir çalışma temposu sergileyeceğiz. Hızla kanunlar çıkaracağız ve özelleştirmeyi kısa sürede tamamlayacağız. Polis, ordu ve adalet dışında her şeyi özelleştireceğiz” dedi.



Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Başkanı Besim Tibuk, TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal’ın hazırlayıp sunduğu “Başbaşa” programının konuğu oldu. Tibuk, Soysal’ın sorularını şöyle cevapladı: - “Biz devleti yönetmeye talibiz, insanların kalbini ve beynini değil.” Bundan şu sonuç mu anlaşılmalı: Bundan önceki hükümetler insanın kalbini ve beynimizi yönetiyorlardı. - Bu bir felsefe. Nedir bu? Biz ülkenin mutlu, kaliteli bir hayat yaşaması için, hükümet olarak, devlet olarak belli tedbirleri alırız, düzenleme yaparız, gerisine karışmayız. Devletler insanları yönlendirmeye çalışmış. Biliyor musunuz, Türkiye’de 1925’te Türk müziği yasak edildi. O günkü hükümet Türk Müziği bizi geri götürüyor, Avrupa müziğini dinlersek ilerleriz diye. Devlet şöyle düşünüyordu: “Bu millet var ya, bunlar sürü. Ben buna yön vereyim, ne yiyeceğini ne dinleyeceğini neyi söyleyeceğini, ne yapacağına ben bakayım” diyordu. Yani ipler elimde olsun. Bunun tipik örneği Sosyalist Rusya’dır. Her şeyi kontrol ediyordu adamlar. Bizde uzun süre böyle devam etti. Hâlâ da bir kısım devam ediyor. Bizim sistemde devlet sanatçısı yoktur. Devlet Tiyatrolarını, Şehir Tiyatrolarını, o Devlet Senfoni Orkestrası var, onların hepsini kapatıyoruz. Bir memur düşünebiliyor musunuz arada bir saz çalar, bana ne kardeşim. Saz çalan adam niye memur oluyor. Bu tipik totaliter devlet anlayışıdır. Köy Enstitüleri’nde, bakmışlar bizim Ankara’dakiler, tabii milleti tam kontrol edecekler, demişler ki bu köylüyü tam kontrol edemiyoruz, köylü yoldan çıkabilir ne yapalım? Öyle Köy Enstitüleri kuralım ki orada ideolojik olarak yetiştireceğimiz çocuklar, köyleri hakimiyetleri altına alsınlar. Yani bütün bunlar devletçi politikadır. YARGI GÜÇLENECEK LPD diyor ki insanlarına, kardeşim ben senin kaliteli hayat, mutlu, sıhhatli yaşaman için sistemi kuruyorum, çatıyı yani. Çatının merkezi adalet, hukuk. Orada devlet de karışamıyor. Çünkü ben de devlet olarak halkımı incitebilirim. Onu kim önleyecek bağımsız yargı. Yargıyı da güçlendiriyorum. Hakim ve savcılara çok yüksek maaşlar, güçlü büyük binalar. Öyle ki adalet sarayına girdiğin zaman için ürperecek. Hakim, savcı dedin mi, millet titreyecek, biraz korkacak. Ama onlar da iç ve dış denetim ile kendilerini denetleyecek. En ufak bir şaibe getirmeyecekler. Polis güçlü olacak, delilleri toplayacak. İşte liberal demokrat sistemin temeli bu. Ben devlet olarak, ülkemin korunması için güçlü bir ordu tutacağım, polis tutacağım, bir de adalet. Bunlar dışında, eğitim dahil her şey özelleşecek. MÜTHİŞ İSRAF - Eğitimin özelleşmesini nasıl yapmayı planlıyorsunuz? 8 yılı aldılar, 5’inci yıldan sonra lisan öğrenme, meslek öğrenme kalktı. İlk 8 yıl aynı eğitimi veriyorsun. Devletin ağır, hantal yapısı yüzünden berbat bir eğitim veriliyor. Bugün verilen eğitimi kaldırın, belgeselleri çocuklara dinletin, çocuklar daha ileri geçerler. Müthiş para israf ediyoruz. Ve çok kötü talebe yetiştiriyoruz. Onu özel sektöre verip dinamizmine kavuşturacaksın. LPD iktidara geldiği zaman, ilk 6 ay yoğun bir çalışma yapacağız. Hızla konular çıkartıp özelleştirmeye başlayacağız. Az kanun çıkartacağız. Öyle bugünkü gibi sabahlara kadar çalışıp bir sürü gereksiz kanun yerine, kısa ve az kanun çıkartacağız. Şu, şu numaralı kanunlar iptal edilmiştir. Ona bağlı kuruluşlar kapatılmıştır. Ha insanlar ne olacak? Tazminatları ödenecek. İş bulamazlarsa maaşları evlerinde ödenecek. - İktidara geldiğinizde, hem Lazca, hem Kürtçe eğitim veren okulların rahatlıkla açılabileceğini söylüyorsunuz. Peki yıllardan beri uygulanan bu yasak neden? - Korkaklar işte. Şimdi Ankara’da yönetimde olanlar korkuyorlar. Neden korkuyorsunuz. Ya kendi insanından korkuyorlar. Olacak iş değil, şimdi ben lazım, lazca konuşuyorum. - Karadeniz’de Lazca okul sözünüz vardı. - O zaman Trabzon’da, gazeteciler bu kültürel haklar meselesinde, Kürtçe eğitimden bahsettiler. Ben de “Kürtçe eğitim verilebilir, bir şey değil. Bir Lazca okul da açılabilir” şeklinde söyledim. Onun esası şudur. Osmanlı Türk kültürü çok güçlüdür. Bir çok kültür ile kaynaşmıştır. Bunlar ülkeyi zayıflatacak değil, zenginleştirecek bir realitedir. Tabii ki bunlara gidecek talebe az olacak. Çünkü Lazca ve Kürtçe öğrenmenin hiçbir faydası yok ki. Bizde daha çok İngilizce öğreniliyor. Göreceksiniz 10-20 sene sonra, maalesef bu diller unutulacak. Herkes bir Türkçe, bir de İngilizce öğrenecek. Belki dünya için faydalı olacak. Ancak kültürel dillerin yaşayıp yaşamamasını, o insanlara bırakın. TV’LERİN ETKİSİ Televizyonları ele alalım. Yurt dışında geceleri hep kanalları izliyorum. Bizim kanallarla onlar arasında çok büyük farklar var. Bizim yayınlar çok dinamik, hareketli. Onların reklamları bile daha durağan. Ortadoğu’da, Asya’da, Tunus’ta, Cezayir’de çok ilginç bir şey oluyor. Bu TV’lerimizin dinamizmi ile Türkiye, bölgenin kültür emperyalisti oldu. Adam daha çok bizim sanatçıyı tanıyor. Bizim reklamları izliyor. Bize daha çok saygı duyuyor. Yani Türkiye’ye daha hayranlıkla bakıyor. O hayranlık saygıyı getiriyor. Özel televizyonun ülke dışında yaptığı hizmet inanılmaz boyuttadır. Bunun altını eşelediğimiz zaman Osmanlı Türk kültürünün gücü yatıyor. Osmanlı Türk kültürü, en sağlam kültürlerden birisidir ve çoğulcu bir kültürdür. - Hükümette başarılı bulduğunuz yanlar var mı? - Bir kere ben, çok samimi politika yapamaya çalışan biriyim. Ne düşünürsem onu söylerim. Koalisyonlar zor hükümetlerdir. Benim hiç sevmediğim tarzdır. Üç aşçıyı bir araya getirsen, birbirlerini bıçaklar. Bu koalisyonun zorluğuna rağmen, uyumlu çalışmasını çok olumlu buluyorum. İDAM CAYDIRICI - Öcalan konusunda hükümetin takındığı tavrı nasıl buluyorsunuz? LPD idama taraftardır. Biz iktidara gelirsek, idam cezasını uygulayacağız. Adam çok vahşi bir cinayet işlemiş. Bir evi günlerce izlemiş, sonra kadını çocukları vahşice öldürmüş. Böyle vahşileri idam etmek lazım. Ölüm korkusu ciddi bir caydırıcılıktır. Ama PKK içinde hükümetin bu tavrını soğukkanlı ve olumlu buluyorum. Bu da bir değişik bakış. İdam var ise herşeyden önce Öcalan idam edilmeli. Fakat burada, bir ikilem içerisindeyiz. Adalet duygumuz idamı istiyor. Ama diğer yönden ülkenin uzun vadeli fayda duygusu idam edilmemesini söylüyor. Hem terörün azma riski açısından hem de dış ilişkiler açısından.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT