BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Öz ana babası bilir bizi!”

“Öz ana babası bilir bizi!”

Doğan bey sözlerinin hanımı üzerinde yaptığı etkiyi görebilmek için dikkatle baktı onun yüzüne. Sonra tekrarladı...



Doğan bey sözlerinin hanımı üzerinde yaptığı etkiyi görebilmek için dikkatle baktı onun yüzüne. Sonra tekrarladı: - Çocuğu verecekler Perihan. Fısıldayarak söylemişti bu sözleri... Sanki gizli bir iş yapıyormuş gibiydi. Gülümsüyordu. Genç kadın hâlâ şaşkındı. Neler olup bittiğini anlamamış gibiydi: - Doğan... yani? - Evet... Neden olmasın Perihan, önemli olan onu yetiştirmek, insan yapmak. Meydana getirmek değil ki... Perihan hanım olduğu yere çöktü... Düşünüyordu. Kafasının içi allak bullak olmuştu bir anda. Bir başkasının çocuğunu sahiplenmek cazip gözükmüyor, böyle bir durumda neler hissedebileceğini tahlile çalışıyordu. Doğan bey üsteledi: - Sen hep söylemez miydin Perihan? Bireyi aile hazırlar demez miydin? - Ama Doğan... Bu çok farklı bir şey? - Neden? Neden farklı, Onu benimseyebiliriz, bağrımıza basabiliriz, büyütebiliriz. Hiç bilmez gerçeği. Öz anası, babası bilir bizi... Ona her şeyi veririz, gözümüzün bebeği gibi bakarız. Bir düşün, hemen tayinimi isterim. Bir şeyler yaparım, istersen seni gönderirim İstanbul’a onunla birlikte. Yani, ne bileyim... Kocasının heyecanını gördükçe içinden ağlamak geliyordu genç kadının. Gerçekten genç doktor çok coşkulu ve sevinçliydi. Perihan hanım ona şefkatle baktı. Bir evlat verememişti bu çok sevdiği insana. Şimdi ise bu coşkuyu yakaladığı ipleri kesmeye hakkı olmadığını düşündü. Başını salladı: - Olur Doğan, alırız o zaman. Bakar büyütürüz onu kendi canımız, kendi kanımız gibi... Bir çığlık attı doktor. Fırladığı gibi kucaklayıp havaya kaldırdı hanımını. Zaten ufak tefek bir kadın olan Perihan hanım iyice küçülmüştü sanki bu hareketin tesiriyle. Havada kalan ayaklarını çırpıyor bağırıyordu: - Deli misin, indir beni aşağıya, hay Allah, Doğan, yapma! Bu taşkınlık bittikten, sevinçleri durulduktan sonra oturdular karı koca. Perihan hanım kafasının içindeki bütün soruları sormaya başladı teker teker: - Peki bir anne evladını nasıl verebilecek ki Doğan, kadıncağızla konuşmadık daha... - Biliyorum hayatım, ben de onu söyledim. Ben haftalık sağlık turunu yarına alacağım. Ve ilk işim, ilk durağım Çukurca olacak. Seni de götürmek istiyorum. Kendin konuş o kadıncağızla. Bana kalırsa o adamın elinde başka da çaresi yok kadının. Öyle bir insan ki o Recep denen adam! Kadıncağız direnirse o doğacak bebeden çıkartır bunun acısını. Perihan hanım ağlamaya başlamıştı: - Bu ne acı bir şey Ya Rabbi... Bir anaya bu eziyet yapılır mı hiç?.. Keşke o kadıncağızı da sahiplenebilsek Doğan, alıp götürebilsek onu da... Genç doktor kaşlarını kaldırdı: - Sen buraları daha tanımıyorsun anlaşılan... Buralarda törelerin dışına çıkamazsın. Hem de kesinlikle. Canınla ödersin. Bu da bir kültür işte... Düşünceli bir biçimde tasdikledi başıyla Perihan hanım. Yavaşça yerinden kalktı sonra mutfaktan tuhaf bir koku geliyordu. Karı koca birbirlerinin yüzüne baktılar. Bir anda feryadı bastı kadın: - Eyvah! Kurabiyeler, fırında kurabiye vardı... İkisi birden yıldırım gibi atıldılar mutfağa. Fırının kapağından dumanlar çıkıyordu. Hemen fişi çekip tepsiyi çıkarttılar. O özenle yapılan kurabiyelerin hepsi simsiyah, kömür gibi olmuştu. Ağlamaklıydı Perihan hanım: - Nasıl unuttum ben bunu, sana sürpriz yapacaktım, hale bak! Doğan bey gülmemek için zor tutuyordu kendisini. Bir tanesini aldı kurabiyenin. Parmakları arasında toz gibi ufalanıverdi. Karısına döndü, onu teselli edecekti ama yapılan kurabiyeden de vazgeçmeye niyetli değil gibiydi. - Canın sağ olsun hayatım, yeniden yaparsın... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99504
    % -0.33
  • 5.6395
    % -1.83
  • 6.3845
    % -1.52
  • 7.474
    % -1.46
  • 239.536
    % -1.56
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT