BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çeçenler ve şanlı müdafaa

Çeçenler ve şanlı müdafaa

Geçen gün kıymetli dostum Mustafa Necati Bursalı’dan güzel bir şiir aldım. Bu şiiri sizlere günün anlam ve önemine binaen aktarmak istiyorum...



Nasıl övgüler düzsem, ah bilmem ki ben size? Yer ehli ve gök ehli, hayrandır cenginize! O ne şanlı müdafâ, o ne yıkılmaz İmân? Bir yanardağ kesilir kimde varsa az İmân! Dünyanın kör gözüne siz gösterdiniz bunu! Her ay yüzlü neferin bir Şâmil olduğunu! Göğüslerin üstünde ateş söndürmek de ne? Bilmeyen insanlar da zanneder ki efsâne! Sizi ben alnınızdan bin kere öpsem azdır, Karşınızdaki düşman İblisten yaramazdır! Doğduğu günden beri imanına diş biler, Hep onun tarafında çakallar ve hippiler! Nasıl anlatayım ki, bir sırtlan ordusu bu; Kurdu senin yoluna kaç bin defa pusu bu! Her taraf ateş seli, her nokta alev alev, Yine de murâdına eremedi kızıl dev! Onun nezdinde din yok... İsâ, Mûsâ, İshak yok; Mazlumu ezer geçer, hiçbir kimseye hak yok! Karıncadan da âciz görüyordu o seni, Kanlı pençelerine alacaktı enseni. Ama sen o ejderin azı dişini kırdın, Tıpkı bir Şâmil gibi gönül gönül haykırdın! Top, füze, lav kâr etmez, yüzbinlik ordu bitâb; Eminim zaferlere erdirecek seni RAB! Mislini görmedi gök bu kanlı çağda senin, Kılıcına su verir arslanlar dağda senin! Değil mi ki bu yürek Hak nazarında açık; Bir Hamza, bir Ali ol, sevdalarla yola çık! Sen bu cihan bağında yeleli bir arslansın, Güleç yüzlü erlerin hep dağlara yaslansın! Melekler ve Nebiler, yüce ruhlar yâr sana; Cennetlerden su taşır Câfer-i Tayyâr sana! Esir olmaz o millet böyle imanı varsa, Yine de yırtar geçer dağlar karşı çıkarsa! Bütün övgüler sana, yüzümüzü ak ettin, Şanları, şerefleri, gaziliği hak ettin! Bir noktaya düşmede belki bin çeşit mermi, Fakat imanlı sîne bu ölümden ürker mi? Sen ümmet bahçesinde solmayan bir zambaksın; Eğer ibret isterse dünyalar sana baksın! Beyaz karlar üstüne kanın destan yazıyor, Ey arslan pençeli er, bunun hikâyesi zor! Hâlâ çılgın eğlence, hâlâ keyfinde başlar, Şu cihan toprağında niyedir bu savaşlar? Dökülen güğüm güğüm Müslüman kanıdır hep, Haberiniz olsun ki, ölmemiş “Ebu Leheb!” Saldırır yedi koldan firavun artıkları, Belânın girdabında Hakkın yaratıkları! Vicdan bağlamış yosun, merhamet bilmez yürek; Sâde kendi yaşasın, âlemde gâyesi tek! Bu kör, bu vahşi ayı, aklını almaz başa, Eğer iz’anı olsa girer miydi savaşa! Sen Cennete koşarken onun yeri hâviye, İşte herşey meydanda hiç gerek yok râviye! Çelikten daha kavi, kolun, kanadın senin; Şanla şerefle geçti tarihe adın senin! Bir pay, bir isim vermek eğer gerekse sana, Benziyor yiğitliğin Ulubatlı Hasan’a! Moskofu titretiyor, azmin, sebatın senin, Bu nasıl bir iman ki, aklı almaz kimsenin! Kahramanlık denince sen çekiyorsun başı, Hak yolda koşanların melektir arkadaşı! Genç ihtiyar demeden vurur kâfir-i gaddar; İşte şimdi sen ona ettin dünyaları dar! Dehşet, hem ne dehşet ki, yırtılır beyin zarı, Savletin karşısında donup kaldı nazarı! Dağ gibi bir ordun yok, belki sayıca azsın, Fakat bu iman varken, yürü, sen yıkılmazsın! Asırlardır böyle cengi gözler görmedi daha, Selâm yiğit Çeçenim, senin yolun Allah’a!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT