BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tatlı hastalar

Tatlı hastalar

ARAMIZDA iki tip insan geziniyor: Ümitsizler ile umursamazlar... Her iki tip de gerçeklerin uzağında yaşayan tatlı hastalarımız. Bir kere ümitsizler de, umursamazlar da kestirip atıcı. Meseleler önünde yorulmuyor, kafa patlatmıyor, sıkıntıya gelemiyorlar.



ARAMIZDA iki tip insan geziniyor: Ümitsizler ile umursamazlar... Her iki tip de gerçeklerin uzağında yaşayan tatlı hastalarımız. Bir kere ümitsizler de, umursamazlar da kestirip atıcı. Meseleler önünde yorulmuyor, kafa patlatmıyor, sıkıntıya gelemiyorlar. * * * Ümitsizler, kendileri başta olmak üzere Ankara’ya kadar her derdi dost edinmiştir. “Ne olacak şu benim hâlim”den yola çıkarak kapı kapı dolaşırlar: “Ne olacak şu babamın hâli?” “Ne olacak bizim evin hâli?” “Ne olacak bizim şehrin hâli?” “Ne olacak bizim bölgenin hâli?” Derkeen, “Ne olacak şu memleketin hâli?”ne varıp dayanırlar. Ve bu hâl soruşlar dönüp dolaşır, yaş kemâle erip bel bükülünce de çıktığı yere geri döner: “Ne olacak benim hâlim?” * * * Umursamazlara gelince: Onlar da çerçeve dışı ömürleriyle “Dünya şu yanda, ben bu yanda” felsefesine sımsıkı sarılmış gibidir: “Okuyup adam olamadıksa ne oldu?” “Üşüyüp hastalandıksa ne oldu?” “Ecevit Başbakan olduysa ne oldu?” “Televizyon bozulduysa ne oldu?” “Maaşlara zam gelmediyse gelmedi” “AB’ye girmedik de ne oldu?” Umursamazlar çoğu defa üstüste gailesizlik rekoru da kırarlar: “Kardeşim, Demirel Cumhurbaşkanı olsa ne olur, olmasa ne olur?” “Öcalan’ı assak ne olur, asmasak ne olur?” “Lokanta mutfaklarındaki fareden bize ne?” “Deniz kirliliği imiş, girenler düşünsün.” “Ne olmuş elektrik kesintisi varsa?” “Enflasyon düşecek de ne olacak?” * * * Bazen düşünürüm... Acaba şu ümitsizlerin; minik, yalama ve tedirgin telâşları mı daha rahatlatıcı; yoksa, umursamazların her hadiseye yan çizip her gerçeğe teğet geçişleri mi? Yo yo.... İkisi de hastalık kokuyor. Ve böyle hastalar etrafımızda bolca var. * * * Diyelim ki, ümitsizlerle umursamazlar birer futbol takımı kurdu, tutup karşılaştılar. Ümitsizler yenilse, tepkileri aynen şöyle olurdu: “Eyvah, ne olacak şimdi halimiz?” Peki, yenseler? “Ne olacak şu umursamazların hâli?” Umursamazların yenip yenilmeleri o kadar önemli değildir. Çünki iki halde de aynı kapıyı tıklatırlar: “Yensek ne olur, yenmesek ne?” * * * Şunu demek isterim; ümitsizlerle umursamazlar epey kalabalık. Basın yayın hayatımızda oldukça egemenler. O sebeple bu tatlı hastalara karşı azıcık dikkat gerekiyor. Kim mi onlar?... Hiç durmadan “Şunlar berbat, şunlar kötü. Ne olacak şu milletin, memleketin hâli?” Şarkısı söyleyenler. Ya da, “Aldırma, böyle gelmiş böyle gider” mavalcıları. * * * Bu hastalar tatlı ama; işâret ve istikametleri acıdır. Ümitsizlik ile umursamazlık iki gözbağcı gibi bizleri sebepsiz oyalar ve gerekli adreslere geç bırakırlar. Onlardan kılavuz seçilmez. * * * Ümitli olalım ve gündemleri daima umursayalım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT