BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Taşınma ve bilgisayar saplantısı

Taşınma ve bilgisayar saplantısı

Çağdaş bir insan olmanın ne kadar güç olduğunu biliyor musunuz? Çıldırtıcı, yorucu ve bitirici olduğunu?.. “Nereden çıktı şimdi bu şikayet faslı?” diye hiddetlenmeyin hemen. Açıklayacağım.



Çağdaş bir insan olmanın ne kadar güç olduğunu biliyor musunuz? Çıldırtıcı, yorucu ve bitirici olduğunu?.. “Nereden çıktı şimdi bu şikayet faslı?” diye hiddetlenmeyin hemen. Açıklayacağım. Efendim, ömrünüzde tanıyıp tanıyabileceğiniz en çok ev ve işyeri değiştiren kişi benim. Geçenlerde üşenmedim, oturup hesapladım. Dokuz senede tam on iki kere ev değiştirmişim. Bundan daha öncekileri saymadım artık. Taşınmanın nasıl bir işkence olduğunu taşınanlar bilir. Bir anda ne kadar çok eşyanız ve hatıranız olduğunu fark edersiniz. İlk on dakika boyunca gözleriniz dolar ve romantik bir havaya girersiniz. Ama sonra kıvır zıvırlar çoğaldıkça siz de romantizminizi kaybetmeye başlarsınız. Neyi nereye sığdıracağınızı bilememenin verdiği sıkıntıyla gerilirsiniz. Öyle ki günün sonuna doğru saçlarınız bile diken diken bir modele kavuşur. Gerçi ben bu soruna kendime göre bir çözüm ürettim. Hatıra falan dinlemiyor, işime yaramayan eşyalardan kurtuluyorum. Ama o alışveriş saplantım yok mu, beni mahveden o! Bir yandan atıyorum bir yandan alıyorum. Zavallı bir kısır döngü işte... Başta da söylediğim gibi ben sadece ev taşımam. Sık sık iş ve işyeri de değiştiririm. Bir koli doldurma oyunu daha... İşyeri taşınmalarım daha kanlı olur. Bir sürü kırtasiye, küçük notlar vs. Allah’tan bu tip şeylerle ben uğraşmam. Benim yerime asistanlarım çıldırır. Bir de kaprisliyimdir bu arada. Başkalarına değersiz gözükebilecek bir obje benim için çok kıymetli olabilir ve eğer onun başına bir şey gelirse 6.5 üstü bir sarsıntı yaşanır. Bütün bunların çağdaş olmakla ne ilgisi olduğunu merak edenleriniz vardır şimdi. İlgisi şu... Bilgisayar dediğimiz ve hayatımızı kolaylaştıracağına kesin gözüyle bakılan aletler bu tip taşınmalardan hiç hoşlanmıyor. Her defasında huysuzlanıp sorun çıkartıyorlar. Yeni kuruldukları yerde çalışıp çalışmayacakları şansınıza kalmış bir sonuç. Bir de benim gibi hevesi çabuk geçen bir tipseniz bilgisayarınızla kavga etmeye tez başlarsınız. Gelelim sadede. Benim elbette bir bilgisayarım var. Kimbilir kaçıncı ama var işte. Bunu tutup son iş yerimden taşıdım. Daha doğrusu taşıttım. Taşınırken bir de baktım ki kocaman bir monitörü, anlamsız ebatlarda bir klavyesi ve birçok zarif görünmeyen zımbırtısı var. Hoşuma gitmedi. Hemen adres değişikliği yapıp bu bilgisayarı asistanımın evine bağlattım. Açıkçası asistanım da bayıldı bu fikre diyemem. Ama kibar kız, sesini çıkartmadı. Bu sefer ben bilgisayarsız kaldım. Bütün medeni cumhuriyetlerde yazarlar yazılarını e-mail yoluyla gönderirken ben, babadan kalma kağıt ve kalemle çalışmaya başladım. Kısaca medyaya rezil oldum! Tam o sırada aklıma Tüyap’taki bilgisayar fuarına gitmek geldi. Ne fikir ama! İçerideki amaçsız dolaşan kalabalıktan hiçbir şey anlayamadım. Aradığım markalar da ya yoktular ya da ben göremedim. Nefes almak gittikçe zorlaşınca kendimi dışarıya attım. Yani sıfıra sıfır elde var sıfır. Yalnızca Mitac diye yeni bir marka dikkatimi çekti o kadar. Şimdi elimde gazeteler kendime uygun bir bilgisayar arıyorum. Ama zarif olacak. Hatta dizüstü olacak. Bunu neye göre seçeceğiz bilmiyorum. Mesela ilanlarda Pentium III İşlemci 500 Mhz. İntel 440 Bx Chipset. 256 KB on die L2 cache vs. gibi detaylar yer alıyor. Herhalde iyi bir şeylerdir bunlar. Gelin de çözün bakalım. Sözün özü Bir iş, önemiyle doğru orantılı olarak ters gider. LEVHA Beklenmedik bir yerden gelen para beklenmedik bir harcamaya gider.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT