BAŞA DÖN

Euro 2016
Anasayfa > Haber > Şeker hastalığı KÖR EDİYOR

Şeker hastalığı KÖR EDİYOR

Şeker hastalığı; göz, kalp, böbrek, beyin, el ve ayaklarımızı hasara uğratır. Göz ise vücudumuzun her şeyidir. Onun için kıymetini bilmeli ve korumalıyız. Aksi taktirde diyabetin sonu karanlık bir dünya...



Şeker hastalığı; göz, kalp, böbrek, beyin, el ve ayaklarımızı hasara uğratır. Göz ise vücudumuzun her şeyidir. Onun için kıymetini bilmeli ve korumalıyız. Aksi taktirde diyabetin sonu karanlık bir dünya... NASIL KORUNACAĞIZ? > Okuyucularımıza ne tavsiyelerde bulunursunuz? A. Özkırış: Şeker hastalarına bir ricam var: Lütfen sağlıklı bir bedenin en önemli öğesi olan gözlerinizi hafife almayın! Ben öyle uzun uzun listeler yerine sadece 5 hususu hatırlatmakta fayda görüyorum: > Diyabetik Retinopatinin tedavisi, erken teşhisin yanında, hastanın diyabet tedavisine ve diyetine çok dikkat ve itina göstermesine bağlıdır. > İdeal kiloya ulaşılarak egzersizi ihmal etmeyin. > Kan şekerini sıkı ve düzenli kontrol edin. > Sigara mutlaka bırakılmalıdır. > Ve stres kontrol altına alınmalıdır. Kıymetli okuyucularımız, bugün sizlere şekerin en çok etkilediği organlardan gözün en sık tutulan tabakasının hastalığı olan Diyabetik Retinopatiden (retina hasarı) bahsedeceğiz. Sağlıksız ve düzensiz beslenme sonucu oluşan şeker hastalığı (diyabet); tüm vücudumuzu etkileyerek başta göz, kalp, böbrek, beyin, el ve ayaklarımızı hasara uğratır. Her 3 kişiden 1’inin muzdarip olduğu diyabet, dünyada ölüm sebepleri arasında 4. sırada yer alıyor. HER YIL KONTROLE GİDİN! Bu hafta göz konusunda Türkiye’nin yetiştirdiği sayılı bilim adamlarından olan Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Abdullah Özkırış’ı sayfamıza konuk ettik ve kendisine okuyucularımızın en çok merak ettiği soruları yönelttik... > Hocam, isterseniz sohbetimize “Diyabetik Retinopati”yi tanıyarak başlayalım... A. Özkırış: Diyabetik Retinopati: Gözün arkasında, ışığı algılayan, yakalayan ve görüntüye ilişkin bilgiyi beyne taşıyan sinir liflerini de içeren bir doku olan retinayı (ağ tabaka) besleyen küçük kan damarlarındaki değişiklikler ve hasarıdır. Körlüğe sebebiyet veren ve diyabetin tek tedavi edilebilir durumudur. Çoğunlukla iki göz etkilenir. Hastalığın başlangıcında hiç şikayet olmayabilir, bulgular zamanla ortaya çıkar. Diyabet ne kadar uzun süreli ise, hastalık ihtimali de o kadar daha fazladır. Çocukluk çağı diyabetinde, daha küçük yaşlarda başlar. Katarakt oluşumunu da tetikler. > Peki hastalarımıza ilk olarak ne tavsiye edersiniz? A. Özkırış: Evet bu çok önemli. Erken safhada yakalanan hastaların tedavileri mümkündür. Bu sebeple hastaların hiçbir şikayeti olmasa da yılda 1 defa göz hekimine retina muayeneleri gerekir. Buluğ çağı, gebelik, katarakt ameliyatı, insüline yeni geçiş gibi dönemlerde muayene aralığı sıklaştırılmalıdır. > Risk faktörleri nelerdir? A. Özkırış: Bütün şeker hastalarının risk altında olduklarını hatırlattıktan sonra şunları sıralayabilirim: > İyi kontrol edilemeyen kan şekeri seviyeleri > Yüksek kan basıncı > Kolesterol > Hamilelik, > Şişmanlık > Böbrek hastalığı GÖRÜŞ ALANIMIZ DARALIR > Kişi hasta olduğunu nasıl anlayacak? A. Özkırış: Çok doğru. Diyabetik Retinopati’nin belirtileri çok değişik şekilde ortaya çıkabilir. Bunların belli başlılarını ise şöyle sıralayabiliriz: > Diğer göz rahatsızlıklarında görülen batma, çapaklanma, ağrı gibi şikâyetler olmaz. Sadece görmede azalma olur. Bu da yavaş yavaş olur. > Görme alanında fark edilen, örümcek ağları gibi küçük uçuşan cisimcikler, ışık çakmaları > Görmeyi engelleyen, siyah yarıklar ya da kırmızı bir şerit > Görme kaybı, bulanık görme > Görme merkezinde, siyah veya boş bir nokta > Gece görmesinin zayıflaması > Parlak ışıktan gelip daha loş bir ortama uyumda güçlük > Görüş alanında oluşan karanlık gölgeler, > Görüşün perdelenmesi > Kısa süreli görme kaybı > Teşhis nasıl yapılır? A. Özkırış: Diyabetik Retinopatiye ait belirtiler varsa, sızdıran kan damarlarını tespit etmek için damardan flöresein boya verilerek Fundus Flöresein Anjiyografi (FFA) çekimi yapılmalıdır. Boya retina damarlarından geçerken art arda fotoğrafları çekilerek hasarlı bölgeler tespit edilir. Doç. Dr. Abdullah Özkırış Tedavinin başarılı olması için erken teşhis çok önemli Gelişen teknoloji sayesinde Diyabetik Retinopati’nin birçok tedavisi mevcuttur. En iyi tedavi ise korunmak ve kontrole gitmektir > Yakında Prof. unvanı alacak olan Doç. Dr. Abdullah Özkırış ile röportajımıza Diyabetik Retinopati’nin en önemli safhası olan teravi ile devam ediyoruz... A. Özkırış: Hastalığın tedavisini 3’e ayırarak planlıyoruz: 1- Güncel tedaviler (ilaç ve iğne) 2- Lazer tedavisi 3- Vitrektomi ameliyatı > Güncel tedaviler nelerdir? A. Özkırış: Güncel tadavileri şöyle sıralayabiliriz: Göz içine yapılan iğne, gözün durumu ve hasarına göre göze uzun etkili kortikosteroid ve anti-Vegf ilaçlar... Bu ilaçlar kısa sürede görme artışlarına yol açabilir ve bu tedaviler lazer ile beraber yapılabilir. > Lazer tedavisi 20. yüzyılın en önemli buluşlarındandı. Günümüzde yaygın olarak tercih edilen bu yöntem, bu hastalıktanasıl uygulanıyor? LAZERLE ŞİPŞAK İYİLEŞİN! A. Özkırış: Hastalığının son evresine kadar kişinin gözünde ödem oluşmadığı sürece ve hafif retina hasarı var ise genellikle tedaviye gerek yoktur. Ciddi hasar mevcutsa, son evre bozuklukların tedavisi için Lazer Yöntemi kullanılmaktadır. Lazer tedavisinde en az iki ve daha üstü seanslar şeklinde mevcut görmenin korunması sağlanır. Burada hastanın gözünde sonradan oluşan kan damarlarının yakılarak kapatılması amaçlanır. Kanama başlamadan önce uygulanan lazer daha yararlı olur. > Vitrektomi ameliyatı nedir? A. Özkırış: Tedavi için geç kalmış ve bazen lazere rağmen ilerleme gösteren hastalarda, mikroskop altında gözün içine 1 milimden ince özel aletlerle girilerek uygulanan bir cerrahidir. Göz içi sıvısı (vitreus) içindeki kanamaların ve çekinti yapan bantların temizlenmesi ve retinanın tekrar eski yapısına kavuşması hedeflenir. Ameliyatın en sık görülen yan etkisi, katarakt gelişimini hızlandırmasıdır. % 70 vaka ameliyattan sonra görmesinde artma kaydeder. OKUYUCULARIMIZA CEVAPLAR Hayatınızda hareketi artırın gerisi gelir... > Remziye Dallı 42 yaşında, 1.44 boyunda, 58 kiloyum. Kalçam ağrıyor, kolesterolüm ise yüksek... CEVAP: Remziye Hanım, şikayetlerin içinmutlaka 15 kilo vermelisin! Kolesterolün için de statin grubu ilaçlardan birini, her akşam tok karnına 150 mg aspirin ile gün aşırı B1, B6, B12 vitamini preparatlarından birini hekiminin tavsiyesi ile almalısın. Hareketli ol, hamur işi, tatlılardan, makarna, pilav ve patatesten tadımlık almalısın. Sabah akşam bir bardak yağsız süt, sabahları aç karnına balık yağından 1 yemek kaşığı içmende çok fayda vardır. 40 yıllık tiryakiyim ne yapmalıyım? > Cemil Koç > 56 yaşında, 40 yıllık sigara tiryakisiyim. Mide ve fıtık ameliyatı geçirdim. Fıtık yeniden nüksetti, ameliyattan korkuyorum. Beni rahatlatın! CEVAP: Cemil Abi, göbek fıtığı çoğunlukla kilolu kişilerde karın içi basıncın fazlalığından olur. Ameliyat olunsa bile kilolardan dolayı tekrarlar. Bağırsak ve midenin en büyük düşmanı sigaradır, iradeni kullanarak derhal bırak. Mide ameliyatın muhtemelen, etkili ilaçlardan dolayı şimdi terk edilen ülser ameliyatıdır. Sigara, ülserin iyileşmesini engelleyen baş aktördür. Sigara çevrene de zarar verir. Sabahları en az 1 saat hızlı tempoda yürüyüş yap, düzenli beslen! Tiroid bezini ne zaman aldırayım? > Mehmet Ali Akdiş / AMASYA > Guatr var, tiroid bezimin alınması gerekiyor mu, nodüller alınır mı? CEVAP: Mehmet Ali Bey, nodüllerin 2 cm. üzerinde olması, ilerde küçük de olsa kanser riski taşır. 1-1.5 cm çapındaki nodüller 3 ayda bir TSH kontrolleri ile takip edilmeli, her yıl bir de ultrasonografi ile izlenerek ilaç veya ameliyat kararı verilmeli. Sizdeki nodüller, hem 2 santimin üzerinde hem de 4 tane olduğu için, mutlaka anestezi ve yoğun bakım şartlarının iyi olduğu merkezlerden birinde kısa sürede ameliyat tavsiye ederim. Tek başına nodülün alınmasını tavsiye etmem. Tiroid bezinin tamamı veya yakınını aldırın, aksi halde nüks edebilir. Ürtikeriniz varsa çikolatayı bırakın! > Meryem Kuş > Oğlum 17 yaşında, ürtikeri var, cildi aldığı darbelerde kabarıyor, kola ve çikolatadan vazgeçemiyor, kesin tedavisi yok mu? CEVAP: Meryem Hanım, ürtiker vücuda giren çeşitli madde ve gıdalara karşı gelişen alerjik reaksiyonun oluşturduğu ciltten kabarık, kırmızı pembe renkte, kaşıntılı döküntülerdir. Bunların sebebi, alerjiye genetik yatkınlığı olan kişilerde yumurta, çilek, domates, kuru yemiş, çikolata, kola gibi gıdaların alımıdır. Tüm bu bilgilerin ışığında, oğlunuz kesinlikle bu 2 suni gıdadan hayat boyu uzak durmalıdır. Şikayet olduğunda tip 1 antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Hiçbir şikayeti kalmayacaktır. Devamlı ishal var çölyak olabilir mi? > G.A. >Çölyakla ilgili yazınızı çok beğendim. Nefes darlığı ilacından sonra sürekli ishal oluyorum, çölyak şüphem var, acılar içinde yaşıyorum, bana yardımcı olun! CEVAP: Kıymetli okuyucumuz, içinde bağırsak biyopsisi de olan tetkikleriniz temiz çıkmışsa, şimdilik sizde çölyak yok demektir. Eğer dışkı tetkikiniz de normalse sizde İrritabl Bağırsak Sendromu vardır. Özellikle stresin yoğun olduğu dönemlerde yoğun ishaller olabilir. Fakat bunlar hiçbir zaman gece uykudan uyandırıp tuvalete gitmeyi mecburi kılmaz. En büyük ilacın ise üzerine düşeni yap gerisini Allah’a bırak, hiçbir sıkıntın kalmayacak. Baş dönmesinin sebebi ne olabilir? > Tunahan Kalay >Eşimim sürekli başı dönüyor, bitkisel tedaviyle biraz hafifledi ama geçmedi, lütfen bir çare! CEVAP: Sayın Kalay, dahiliyeci tahlillerinin normal olduğunu söylediğine göre, baş dönmesi ve ağırlık hissinin, tansiyon veya kansızlıktan kaynaklanmadığını söyleyebiliriz. Bir de boyun grafisi çekilerek boyun omurları arasında kireçlenme olup olmadığı ile KBB uzmanının muayene ve yaptıracağı testlerle iç kulak sıvısında dengesizlik olup olmadığının araştırılması gerekir. Çıkacak sonuçlara göre verilecek ilaçlarla oldukça rahatlayacaktır. Lütfen moralinizi bozmayın! Çocuğunuz yavaş yavaş iyileşecek > Mehmet Yavuz > Çocuğum yaklaşık bir yıldır çölyaklı, diyet uygulamıyorduk, zararlarını okuttum, artık yapıyor, 14 yaşında, kilosu 31 ve de ekmeksiz yapamıyor, lütfen yardım! CEVAP: Mehmet Bey, “zararın neresinden dönülürse kârdır” misali oğlunuz, yazılarımızda saydığımız gluten ihtiva eden gıdalardan mutlaka uzak dursun. Eksikliği tespit edilecek mineral ve vitamin takviyeleri yapıldığında, inşallah tüm şikayetleri ortadan kalkacak. Kilo da alarak büyüme ve gelişmesini tamamlayacaktır. Mutlaka otoritenizi kullanın ve gereğini yapın, aksi takdirde üzülen hem siz, hem de çocuğunuz olur ama iş işten de geçmiş olur. Aman tedbir! HER DERDİNİZİ BANA YAZIN Bana sağlıkla ilgili her konuda soru iletebilirsiniz. Uzmanlık alanımın dışındaki konuları ise ilgili hekim arkadaşlarımızı da misafir ederek sizlere elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım... e-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Cad. No: 23 Yenibosna-İSTANBUL
  • POLİTİKA
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT