BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sor soruyu al cevabı

Sor soruyu al cevabı

Yönetim ve Organizasyon konusunda Yüksek Lisans Programında bir sömestir beraber olduğumuz arkadaşlara “Türkiye’deki ‘Yönetim ve Organizasyon Kültürü’nü genel olarak değerlendiriniz!” diye sorduk. İşte onlardan birinin verdiği cevap:



Yönetim ve Organizasyon konusunda Yüksek Lisans Programında bir sömestir beraber olduğumuz arkadaşlara “Türkiye’deki ‘Yönetim ve Organizasyon Kültürü’nü genel olarak değerlendiriniz!” diye sorduk. İşte onlardan birinin verdiği cevap: “Yönetim ve organizasyon kanayan bir yara. Kendine mevki verilince değişen kibrinden yanına yaklaşılamayan insanların oluşturduğu kurumlar. İşçisiyle aynı masada oturmayı bir ayıp olarak, hakaret olarak algılayacak zihniyetlerin oluşturduğu makamlar. Geçmişte nice liderler, peygamberler halkı ile aynı safta savaşmış, aynı kaptan yemek yemiş ve ülkelere kıtalara fetihler gerçekleştirmiş. Biz ise kendisine bir masa ve bir telefon verilince ne yapacağını bilmeyen ne oldum delisi olan insanlarla yöneticilerle dolu olan bu ülkemizde, bu sistemin bu gidişatın yanlış olduğunu anlayan parmakla sayılacak firma vardır. Bizdeki yönetim piramidini ters çeviremediğimiz sürece, yöneticiler çalışanlarını kendilerinin yardımcıları olduğunu göremediği sürece maalesef üretim yapamayan, keşifler yapamayan, birbirini dinlemeyen çalışanlarla dolmaya devam edeceğiz. Bir Japonya’ya baktığımızda şirketlerine bağlılıklarını her gün fazladan bir saat ücretsiz çalıştıklarını düşündüğünüzde biz Türkler mesai bitiş saatine bakmaya devam ederiz. Burada en büyük sıkıntı çalışan, yönetici, patron arası duvarların Çin setlerinin örülmesinden, birbirimize saygı duymayan, dinlemeyen, anlamaya çalışmayan kibirli insanlarla dolu firmalar. Yurt dışında gördüğüm bir yabancı müdürün çöpü sırtına alıp konteynere götürmesi bizde olan Endülüs’ten Avrupa’ya verdiğimiz kültürü ne zaman geri alabilirsek marka firmalar, tarihe geçecek liderleri tekrar kazanabiliriz. İş yerlerini (ailemiz) çalışanlarımızı (oğlumuz, kızımız, kardeşimiz) gibi görebilirsek çok kolay ileriye gidebileceğimizden hiç kuşkum yok. Çalışanın derdini bilmeyen, sıkıntısını bilmeyen yöneticilere hizmet etmek istemeyen çalışanlar sevmedikleri firmalara ne verebilirler. Tüm çağlar yaşanmış (sanayi, teknoloji, bilgi) artık çalışanların insanların değerleri adanma ve sevgi çağı başlamışken bu konuda çok geri olan ülkemizin bilinçlenmesi elzemdir. Birbirlerini sevmeyen insanlar ülkesini de, firmasını da sevemez. Bu sevgiyi oluşturmak için örnek firmaları, geçmişimizi incelememiz bu açığımızı gidermemiz gerekmektedir. Her şeyin para olduğu, milyon dolarlar kâr eden firmaların gözü yaşlı işçisi, çalışanı varsa o para neye yarar. İşçisi ömründe bir kere tatile gitmemiş, uçağa binmemişken kendisi her hafta sonu uçakla tatile giden yönetici, işveren diğer insanı nasıl anlayabilir. İşçisine akşam yemeğinde evine gitse bir çorbasını içse, ev araba almasına destek çıksa inanın bu insanlar vefa borcunu en güzel şekilde ödeyecektir. İşin kötüsü kendisi çalışırken bu şekilde eleştiren idarecilerin, kendileri bu makamlara gelince aynı hastalığa bulaşmaları da acı vericidir. Zulmeden, kibirli, despot, menfaatçi olan yöneticilerle bir firmanın ömrü uzun sürmeyecektir. Ömürlü firmalar olabilmemiz için örnekleri iyi analiz etmeli, kendimizdeki eksikleri iyi görmeliyiz. İnsanların cebine olduğu kadar kalbine de hitap eden yöneticiler olmayı başarabilirsek en iyi yerlere gelebilir, ülke olarak lider ülke olmayı da başarabiliriz. Bu uzak bir hayal değil. Sadece biraz geçmişimizi, tarihimizi, hoşgörümüzü hatırlayalım yeter.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT