BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her şey zamanında

Her şey zamanında

Her şey zamanındaydı evet... Dün yazmıştık. Bankada gördüğü, bir gün erken geldiği için emekli maaşını alamayıp eli boş ayrılan mağdur emekliye nakit yardım edemeyişinin içinde ukde kaldığını söylüyordu bir okuyucumuz.



Her şey zamanındaydı evet... Dün yazmıştık. Bankada gördüğü, bir gün erken geldiği için emekli maaşını alamayıp eli boş ayrılan mağdur emekliye nakit yardım edemeyişinin içinde ukde kaldığını söylüyordu bir okuyucumuz. Bu tür olaylarla herkes karşılaşabilir. Ama o an karar verebilmek her babayiğidin harcı değildir. Bu tespiti de Kenan Ünaldı beyefendi yapıyor ve bakalım ne diyor: “20 Ocak günü, Gebze’nin Sultan Orhan mahallesine gelen belediye ekipleri buldozeri dayayarak bir gecekonduyu, sahiplerinin çırpınışları arasında yerle bir edivermişlerdi. Televizyon ekranlarında izlediğimiz bu sahne hepimizin yüreklerini parçalamışken, sürpriz bir haberle “Ohh!” dedik. İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Enver Ören, gözyaşlı feryatlarla sokakta kalan Yılmaz ailesini, dayalı döşeli lüks bir daireye kavuşturarak, gözyaşlarını dindirmiş ve Yılmaz ailesinden “Allah Enver abiden razı olsun” diye dua almıştı. Yalnızca Yılmaz ailesi miydi şükran niyazında bulunan? Emin olun ki Yılmaz ailesinin dudaklarından dökülen “Allah Enver Ören’den râzı olsun” şükran niyazı, ben de dahil, o sahneyi izleyen milyonlarca insanın da dilinden tekrarlamıştır ve tekrarlayacaklar. Bu tür davranışlar, öyle anlık kararlardır ki, şayet verilmemiş, verilememiş iseler, insanı ilelebet sızısı dinmez içe dert ukdelere esir edebilirler... Tıpkı benim ukde mahkûmiyetim gibi! Kastamonu-Ankara arası otobüs yolculuğundayım. Kış, kıyamet... Göz açtırmayan yağışlarla yol alıyoruz. Bir ara araç durdu ve sırıl sıklam bir vatandaş içeri alındı. Az sonra da arka kapıda homurtular yükselmeye başladı. Şoförün yanına çağırdığı muavinin ifadesine göre, adamın ücret ödeyecek parası denkleşmiyormuş. Frene basan şoför emrini verdi: “At onu dışarı!” Adam, ite kaka o yağmur yaşta atıldı dışarı... Meğer insanın basireti bağlanma ne kötü şeymiş... Ben de dahil, o 25-30 kişiden hiç birimiz dönüp de: “Al arkadaş o adamın eksiği ne ise...” Diyemedik!.. Bu olay 1960’lı yıllarda yaşandı. Ama aradan kırk yıl geçmesine rağmen hâlâ o (diyememenin) içime dert olan ukdesi olanca sızısı ile kanayıp duruyor. Zira o yağmur altında o kardeşimizin otobüsten atılma hadisesinin evi başına yıkılan Yılmaz ailesinin başına gelenden hiçbir farkı yoktu! Ben eminim yoklayıverse çok kimsenin buna benzer bir ukdesi ve sızısı vardır. Demek oluyor ki Dr. Enver Ören Allah’ın sevgili kulu imiş ki ileride doğabilecek olan böylesine bir sızıdan kurtaran bir ilham kalbinde hep peydah oluyor. Hep yardım ederken görüyoruz sık sık. Hep tam zamanında... Zira hayırlı iş yapmak da bir ilâhi mükâfattır ki herkese nasip olmaz. Her hafta bir röportajı ile bizlere ilginç hayatlardan mesaj dolu örnekler sunan Ünal Bolat’ın bir konuğu da Yeşilçam’da yüzlerce filme imza atan Yönetmen Osman. F. Seden’di. Ölümünden önce yaptığı röportajda şöyle diyordu Osman Seden: “Yıllarca önce bir arkadaşım vardı. Hastalığı sebebiyle çalışmaz haldeydi. Benden yardım istemiş, ben de birkaç kez gereğini yerine getirmiştim. “Son bir defa” diyerek, yine bir gün küçük kızını yollamıştı. Ben de o anlık bir ihmal ile, “He hı tamam veririm” gibi sözlerle kızcağızı eli boş göndermiştim. Allah affetsin. O zaman yaptığım o cahilliği asla unutamam! Çocuk gözleri dolu dolu başlamıştı ağlamaya. İşte o küçük çocuğun gözlerimin içine baktığı o ümitsiz ânı hiç unutamıyorum! Aklıma geldikçe de kahroluyorum!” Unutmayın dostlar!.. Böyle bir kahroluşa düşmemeye bakın. İşte ben ve şimdi hayatta olmayan Seden, böyle bir kahroluşun örnekleri olarak sanırım sizlere çok şeyler söylüyoruz. Ve Muhterem Dr. Enver Ören de aksine bu duruma düşmemenin sürurunu yaşıyor. Artık ibret ve ders almak da hepimize düşüyor. Temennim odur ki, Cenab-ı Hak böyle bir pişmanlığın bitip tükenmez sızılı ukdesiyle kimsecikleri başbaşa bırakmasın...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT