BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dört duvar...

Dört duvar...

İş adamı dostum Lütfü Türkkan taa Maldivler’den göndermiş bir şairin mal beyanını... Mal beyanını şöyle bildiriyor şair Can Yücel; “Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen. Gökyüzünde bir bulut. Bitlis’te beş minare... Palandöken’de bir palan iki döken... Dünyada mekan, ahirette iman... Denizde kum... Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht... Çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı... Bir adet ağaç gölgesi... Üç kuş kanadı sesi... Bir marmara denizi...Anne babadan kalma, yarısı yaşanmış bir ömür...” Evet, denizlerin sahibi de olsan bırakıp gidiyorsun bir gün...



İş adamı dostum Lütfü Türkkan taa Maldivler’den göndermiş bir şairin mal beyanını... Mal beyanını şöyle bildiriyor şair Can Yücel; “Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen. Gökyüzünde bir bulut. Bitlis’te beş minare... Palandöken’de bir palan iki döken... Dünyada mekan, ahirette iman... Denizde kum... Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht... Çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı... Bir adet ağaç gölgesi... Üç kuş kanadı sesi... Bir marmara denizi...Anne babadan kalma, yarısı yaşanmış bir ömür...” Evet, denizlerin sahibi de olsan bırakıp gidiyorsun bir gün... * İnsan, eski bir tarih kitabını okuyunca hayatın dört duvardan ibaret bir yalan olduğunu daha iyi anlıyordu... Dünya uğruna amansız savaşları kazanarak her şeye sahip olduklarını düşünen ama bir anda ölen nice kral, vicdan muhasebesini yapamadan dünyayı terk etmişlerdi... İnsan, biraz düşündüğünde dört duvardan ibaret bir hayatta oyalandığını anlıyor... Beşik dört duvar... Ana rahmi dört duvar... Kuvözler dört duvar... Hastane odaları dört duvar... Evler dört duvar... Okullar dört duvar... İş yerleri dört duvar... Mekanlar dört duvar... İnsanların yüreği dört duvar... Zindanlar dört duvar... Saraylar, yalılar, dört duvar... Arabalar, gemiler dört duvardı... * Bu kadar dört duvar arasında yaşayan ve hayatı tüketen dünya mahkumları öldüğünde tabut dört duvar, kabir dört duvar... Dört duvar arasında başlayan hayat, dört duvar arasında bir gün bitiyordu işte... Oysa, dünya yuvarlaktı... Goethe demiş ki; “Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için dünyadakiler birbirini yiyor!” Dört duvara sahip olmak için bu kadar kötü olmaya değer miydi? sorusunu herkesin bir daha kendine sorması gerekiyordu... Dört duvar arasında olsa da hayat, ne için yaşadığını bilmek büyük meseleydi... Yoksa şairin mal beyanındaki gibi bıraktıklarımız değil, götürdüklerimiz kabirde bizleri kurtaracaktı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT