BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hesap işi

Hesap işi

“Senin başka derdin yok mu?” denebilir ama bu, hakikaten ciddi bir sorun. Tabakta dağıtılmayı bekleyen ekstra köftelerden size düşecek oranı hesaplamak kadar stres verici! Derdim, bir çoğumuzun derdi; ‘yiyecek ve içecekte senkronizasyon.’ Mevcut ekmeği mevcut yemeğe, son çatal yemeği son kaşık salataya, son lokma döneri son gıdım kolaya, son ısırık lahmacunu son yudum ayrana denk getirebilmek...



“Senin başka derdin yok mu?” denebilir ama bu, hakikaten ciddi bir sorun. Tabakta dağıtılmayı bekleyen ekstra köftelerden size düşecek oranı hesaplamak kadar stres verici! Derdim, bir çoğumuzun derdi; ‘yiyecek ve içecekte senkronizasyon.’ Mevcut ekmeği mevcut yemeğe, son çatal yemeği son kaşık salataya, son lokma döneri son gıdım kolaya, son ısırık lahmacunu son yudum ayrana denk getirebilmek... Gereksiz garip hesaplamalar kategorisine girse de ince ayar, yüksek matematik, hız-çözünürlük-sindirim bilgisi ve hatta geometri gerektiriyor. İnsanı geriyor, terletiyor, bunaltıyor... Döner ekmeğe, lahmacuna attığımız ısırık sayısı ile, ayranın hüpletme sayımız arasındaki muhteşem altın oranı yakalamak hiç de kolay olmuyor. Eldeki lahmacunu ölçüp biçip, alacağın yudumları baştan iyi ayarlaman gerekiyor. Şöyle bir lokma alınır, bakılır, hımm... ayran biraz fazla kaçırıldı, lokma biraz küçük mü kaldı? İkincisinde lokma büyür ayrandan minik bi yudum alınır. Azalan ayran seviyesi huzursuz eder, arada kimi lokmalar az yahut sıfır ayranla geçiştirilir. Çok stres yapanlar için lahmacunun ilk yarısında ayranı yok saymak da bir tercihtir. Aksi takdirde, daha lahmacunun tepesindeyken ayranın dibini görür, son lokmaya bir yudum ayran denk getirebilmek icin gıdım gıdım içmek durumunda kalırsın. Yemek yerken bile hesap kitap plan proje yapıp, nasıl da sıkıyoruz kendimizi. Boşuna bir savaş, boş bir uğraş, neticede hepsi aynı yerde buluşup, aynı yerden kişiye veda edecek. Ama olayın kaynağı geçmişte. Taa çocukluğumuzda... ‘Yemekten önce bitiveren meşrubat’ çocukluğumuzun başlıca fırça sebebi değil miydi? Hatta kebapçıya giderken baba “meşrubat istenmeyecek!” diye tembihlerdi... İşte bu çocukların, buu zavallı, gariban, masum, biçare, ezik püsük çocuklarıııın erişkinlikte de lokmalar boğazlarına dizilir! Artık azarlanacak olmasalar bile, cepte yeter para olsa bile birinin de aklına “yav bir ayran daha isteyeyim” gelmez... gelse bile, bu sefer de ikinci meşrubat fazla gelir. Sinir olup, yarısından sonra “yav, içmesem de olurmuş kaç liradır simdi bu? Ziyan da olacak” şeklinde zihin muhasebesine geçilir... Son kalan sarma harcını son yaprağa denk getirmeye çırpınan anneler tarafından büyütüldük biz, o açıdan... Deli değiliz. > Ni­nem diyor ki: Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT