BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HİDDİNK’LE OLMAZ

HİDDİNK’LE OLMAZ

“Federasyon Başkanı olsaydım tercihimi yerliden yana yapardım. Bu ülkede milli takımı başarıya taşıyabilecek en az 20 teknik adam mevcut!”



TÜRKİYE ÖZEL >> Hasan SARIÇİÇEK >> FOTOĞRAFLAR: ZİYA SANDIKÇIOĞLU Ülkemize Dünya Kupası ve Konfederasyon Kupası üçüncülüğü kazandıran efsane teknik adam ŞENOL GÜNEŞ’ten TÜRKİYE’ye çok özel açıklamalar “Federasyon Başkanı olsaydım tercihimi yerliden yana yapardım. Bu ülkede milli takımı başarıya taşıyabilecek en az 20 teknik adam mevcut!” Ülkemize, Dünya Kupası ve Konfederasyon Kupası üçüncülüğü kazandıran efsane teknik adam Şenol Güneş ile A Milli Takım, Trabzonspor ve Türk futbolu hakkında A’dan Z’ye her şeyi konuştuk. İşte Güneş’in Türk medyasında ilk defa okuyacağınız sözleri: “Milli takımın başına yabancı-yerli kim gelirse hayırlı olsun der, yardımcı oluruz. O kişi, hepimizin milli takım antrenörü, çünkü milli takım hepimizindir. Ama gönlüm ister ki orada yerli hoca bir olsun. Federasyon başkanının yerinde olsam, tercihim yerliden yana olurdu. Türkiye’de o görevi yapabilecek en az 20 kişi var. Bir isim veremem, verirsem bu, vermediklerime haksızlık olur. Oraya hazır olmak lazım. Çağırmazlarsa da saygı göstermeli. Hiddink kariyeri, deneyimi olan bir antrenör. Ama katkısı ne olabilir? Belki de hiçbir şey. Daha önce F.Bahçe’ye geldi, başarısız oldu. Belki şimdi yine aynısı olacak. Aragones ve Del Bosque başarılı olamadılar, bu ülkede. Benim için önemli olan Hiddink değil, Türk futboludur. Onun da başında milli takım var. Milli takımın başarısı için elimizden geleni yapmalıyız. Şart değil orada görev almamız.” “Türk Milli Takımı için teklif almadım, alsam da düşünmezdim. Çünkü Federasyonla ayrılış şeklimi hâlâ etik bulmuyorum. Bana gelen bir teklif de yok. Yapılsa da kabul etmezdim. Benim kurumla davalarım var. Şahsi değil bu, Federasyonla, Milli takım antrenörünün ilişkilerini aydınlığa kavuşturacak davalar bu.” “TERİM’E HAKSIZLIK YAPILDI” “Türkiye’de hâlâ hatalar yapılıyor. Kulüp olsun, milli takım olsun antrenörün mukavelesinde ne yazıyorsa ona uymalı. Bu düzen olursa işler daha iyi yürür. Fatih Terim’in ayrılması da haksızlık. Bence onun ayrılması da yanlış. Bugün çok daha iyi anlaşıldı, bu. Ne sorunlar olduğunu bilmiyoruz ama haksızlık da yapmak istemem. Ben çalıştığım dönem içerisinde yok sayılmama rağmen işimi yaptım. Dünya Kupası’na gidememeyi sadece bir kişiye bağlamak yanlış, Bu bir süreçtir. Biz geçmişte Dünya Kupası’nda başarılı olduk. Ama Avrupa Şampiyonası’na katılamadık. Çok daha sonra takım Avrupa Şampiyonası’na katıldı iyi sonuç aldı. Bu defa Dünya Kupası’na gidemedi. Bu süreçte yaşanıyor. Bunu ben bir başarısızlık olarak görmüyorum. Bu bir düzendir, iniş çıkışlar olacaktır. Hayal kırıklığına uğramak doğru değil. Olumsuz bakmamak lazım Avrupa’daki başarıdan sonra Dünya Kupası elemelerinde aynı sonuç beklendi, bu sonuç olmayınca hoca ve futbolcu suçlandı, bence hoca ve futbolcuyu suçlamak yerine devam edilmeliydi. Terim’i çok iyi anlıyorum.” “KAFA DİNLEMEYE GİTTİM Milli Takım’dan ayrıldığımda o kadar üzülmüştüm ki, o dönem ülkemde çalışmak istemediğimi dahi söylemiştim. Nitekim Trabzonspor’a gelmeden önce Kore’de FC Seul takımının yöneticileri ile görüşüp anlaştım. Ancak gelişen şartlar içerisinde Trabzonspor’un özel durumu söz konusu olunca, arzu ettiler, geldim, 7 ay sonra ayrıldım. O gün için Türkiye’de çalışmam doğru olmazdı. Hem ülkemden uzaklaşıp kafamı dinlemek hem de kendimi yeniden yapılandırmak için Kore’ye gittim. İyi ki gitmişim. Kore’de zevkle genç oyuncuları, antrenörleri eğitme şansım oldu. Beni alışlarının ilk sebebi de buydu. Güneş’i batırmak isteyenler, batıramayacaklarını anlamış oldular.” “GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR” “Neden, Batı değil de Doğu’da bir ülke? Güneş doğudan doğar, batıdan batar. Güneş doğduktan sonra batıyor. Battığı zaman doğuyor. Güneşin özelliği bu. Batıya geldiğiniz zaman batarsınız. Fikirlerin genellikle doğudan doğduğunu daha sonra batıya gelerek geliştiğini düşünüyorum. Ben doğunun insanıyım. Trabzon da doğuda. Kore’ye göre, batı tercihlerim de vardı. İran ve Arap Emirlikleri gibi. Fakat, daha çok şansımız doğudan açıldı. Gün gelecek batıya açılmayı da göze alacaksınız. Ama ben, ‘Güneş battığı zaman yıldızlar çıkar, yıldızlar battığı zamanda tekrar güneş doğar’ diyorum. Önemli olan güneşin etkisi ne? Ona bakmamız lazım. Uzak Doğu, o manada mistik bir yer. Kore’ye ilk gittiğim sene Hiddink gibi, milli takımın başına geçmem istendi. O sıralar, takımın başında Hiddink’in yardımcısı vardı ve ayrılması söz konusuydu. Fakat o teklifi kabul etmedim. Çünkü yeniydim. Daha sonra milli takımın başına yerli bir teknik direktör geçti. O da şu anda görevinin başında ve çok iyi gidiyor.” TÜRKİYE’DE YAPAY GÜNDEM VAR Trabzonspor’un tecrübeli hocası Şenol Güneş, yazarımız Hasan Sarıçiçek’le enine boyuna Türk futbolunu değerlendirdi. Kore’ye kafa dinlemeye gittiğini söyleyen Şenol Hoca, en çok da Türkiye’deki yapay gündemden şikayetçi oldu. “Hayatı hep olumsuzluk üzerine kurmuşuz” diyen Güneş, “Biraz daha olumlu düşünürsek hayatı daha güzel kılarız. İnsanlarda ihtiras arttı, kanaat ve sabır duygusunu kaybettik” diye özetliyor başarısızlığın tarifini... Trabzon’a hep zordayken geldim “YOL GÖSTERENİM” “Trabzonspor’da çok oynadım, çok antrenörlük yaptım. Bolu ve Antalya’ya gittim. Başarı ölçüsü, hangi takımda olduğunuza göre değişir. Ben, Trabzonspor’da 6 şampiyonluk yaşadım, Türkiye’de kupanın her türlüsünü kazandım. Antrenörlük hayatımda, Trabzonspor’a lig şampiyonluğu dışında bütün kupaları kazandırdım. Şampiyonluğu bir hedefe oturttuk, fakat olmadı. Oyuncu yetişmesinde çok katkım oldu. Bizim o başarılı kadronun dağılmasından sonra hep arayış oldu. Ben de hep sıkıntılı dönemlerde göreve geldim. Kulübün ya borcu vardı ya kadrosunda sıkıntı. ‘Trabzonspor iyi, her şeyi iyi, gel sen de bunu tamamla’ dedikleri olmadı hiç. Şimdi de aynı. ‘Sana ihtiyacımız var gel’ dediler geldim, şikayetçi değilim. İyi bir yola girdik. Ama şampiyonluk, ekiple olur. Bugün iyi bir şey oluyorsa bunu ben yapmıyorum, sadece yol gösteriyorum. “ABRAMOVİCH İSTEMEM” “Türkiye’de antrenör sayısı 10 binin üzerinde teknik direktör olarak bin civarındayız. Bu sayı çok fazla. Ama teknik adamlık uluslar arası manada kullanılmıyor. Bizde teknik adam zaman zaman her şey, zaman zaman hiçbir şey. Git-gellere uyum sağlamak lazım. Kurumsal kimlikte yerini bulması lazım. Henüz daha bulmadı. Bu yöneticilerin bakışından kaynaklanıyor. Yöneticiler iyi niyetli olmasına rağmen kendilerini teknik adamın yerine koyuyor, onun özelliğini üzerine alıp teknik direktörü de antrenör yerine koymak istiyorlar. Bu anlayış kulüplerine kurumsal olarak zarar veriyor. Abramovich gibi başkanla birlikte çalışmak istemem. Kulüpler şirketleşmeli, şirketlerin sahipleri olmalı. Onların sahipleri olursa daha farklı olur. Ben zengin bir yönetici ile değil de, kulübünü kulüp anlayışında yöneten birine ihtiyaç duyarım. Profesyonelliğe saygı duyacak. Zengin parası çok ama her şeye karışanı değil. O zaman yanlış işler yapıyoruz. Parası var diye her teklifine evet diyen bir anlayış ile çalışmak istemem. Bu güne kadar yaptığım islerde hep bağımsız çalıştım. Düşüncemi kurum adına kullandım. Kurum da olabilir şahıs da olabilir. Çalıştığım en son şirketti zaten ama patron hiç karışmazdı. Tabii gücünüz var ise en iyi oyuncuları alırsınız, o başka. Oyuncu üretmeye kalkmaz o zaman ilk on bir yapmaya kalkarsınız. Bu yanlışları gördüğüm için Türkiye’de spordaki sendikalaşmaya sıcak bakıyorum. Metin Kurt’a bu manada destek vermeye çalışıyorum.” “DIŞA AÇILAMADIK” “Oyuncularımız çok yetenekli. Ama dışa açılımı az. Kore’den, Avrupa’dan 10’dan fazla oyuncu var. Bunun sebepleri, ekonomik olarak, burada daha iyi para kazanabiliyor olmamız olabilir. Buna hazır olmamamız olabilir. Şahsen kendimi bu yönden eksik görüyorum. Ben, Avrupa’ya açılacak bir konuyu ancak Dünya Kupası’ndan sonra kendimde buldum. Ama o zaman da tercihim için şartlarım oluşmamıştı. O dönemde de biz, Avrupa ve dünyaya açılmadık. Milli takım seviyesinde sadece Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası ve Konfederasyon Kupası’nda üçüncü olduk. Ama oynadığımız futbol ve performans ile ürettiklerimize bakarsanız, kendimizi birinci görürüz. Çünkü şartlarımıza göre, mükemmel işler yaptık. İbrahim Tatlıses’in dediği gibi, “Ülkemizde Oxford vardı da biz mi okumadık!” Biz, sıkıntıları olan bir yerden geliyoruz. Bizi hâlâ engelleyen faktörler var. Bir kere, bu ülkenin teknik adamının önünde pro-lisans engeli vardı. Biz, bunun farkında değilken başkaları o lisansı çok önceden almıştı. Yarışa geç katıldık. Ama sevindirici olan şu Türkiye, Yugoslavların, Rumenlerin geldiği bir ülke iken, bugün farklı bir yere taşındı.” ÜÇ FUTBOLCUYA BAKIŞ Fatih’e kapımız hep açık “Fatih Tekke bizden daha önce ayrıldı. Kulüp de izin verdi, satıldı. Bugün de gelmek istiyordu, olmadı, üzüldüm. O da, kendisi için tercih kullandı. Rubin Kazan’da yapamazsa, Trabzonspor’un kapısı ona her zaman açıktır. Yarın, yine gelebilir. Gelmeyebilir de. O, Trabzonsporlu Fatih’tir.” Eski Yattara’yı arıyorum “Yattara’nın sakatlığı sürüyor. Martta takıma katılacak. Hatalı ameliyat olmadı. Benim bir önceki dönemdeki Yatara, Gökdeniz, Fatih, Szymkoviak dörtlüsü çok iyiydi. Fatih gol kralı olmuştu. O, Yattara’ya ihtiyacımız olur. Ama elimizdekiler de iyi. Yattara gelirse takımda rekabet olur, ben de faydalanırım.” Umut, Gökhan’dan iyi “Umut çok çalışıyor, az gol atıyor. Şimdi gol sayısını da arttırdı. Daha da gelişecek, beceri olarak Gökhan Ünal’dan önde ama daha az üretken. Umut’u başka bir yere koymayın. O zaman Messi’ye de niye böyle yapmıyorsun demek zorunda kalırsınız. Kaçan gol için oyuncuları suçlamak yerine daha çok pozisyona sokacak motivasyonu kazandırmalıyız.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT