BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tuhaflık nerede ve kimde?

Tuhaflık nerede ve kimde?

Tuhaflıklar ülkesi olduğumuz aşikâr da, asıl tuhaflık kimde? Sistemde mi, yoksa o sistemi oluşturanlarda mı? Peki; sistemi kördüğüm yapıp, işleri içinden çıkılmaz kılan kim, ya da kimler? Ne zamandan beri bu karmaşıklığı yaşıyoruz?



Tuhaflıklar ülkesi olduğumuz aşikâr da, asıl tuhaflık kimde? Sistemde mi, yoksa o sistemi oluşturanlarda mı? Peki; sistemi kördüğüm yapıp, işleri içinden çıkılmaz kılan kim, ya da kimler? Ne zamandan beri bu karmaşıklığı yaşıyoruz? Her şeyden önce şu hususun üstünü çizmekte fayda var; sistemimizi seçip belirlerken asla samimi olmadık. Evet, adını demokrasi yani halkın kendini idaresi olarak koyduk ama; halka hiçbir zaman güvenmedik. Hatta, çoğu kez halkı düşman ‘iç tehdit’ belledik. Halkını böylesine aşağılayan, küçümseyen, horlayan ve ona dayatmaktan başka yol bilmeyen başkaca bir demokrasi ülkesi var mıdır dünyada? Bizim içimizdekiler, bunca hokkabazlıkları yapıp, milletin ensesinde boza pişirirlerken yalnız mıydılar zannediyorsunuz? Dışarıdan güç ve destek almadan bunca denaetin (alçaklığın) işlenebilmesinin imkân ve ihtimali olabilir mi? Dışarısının bunlara çanak tutması, bu sergerdeleri kendi arzuları doğrultusunda kullanabilmek içindir. Adı demokrasi yani açık rejim olan sistemi, kapalı işleteceksin?! Kapalı rejim, adı zaten üstünde: Komünizm... Bizdeki sözde açık rejim; gösterişte her şey var; hakikatte hiçbir şey yok! Bu denli bir kandırmacanın önderlerinin, âlemde başka numunesi olmasa gerektir. 1982 anayasasının mimarı olan Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı’yı hatırlıyorum. Adamcağız, adı açık ama kapalı işletilecek bir rejimin anayasasını hazırlamakla görevlendirilmişti. Adını şöyle koymuşlardı; eskisi bol geldiğinden, yenisi daha dar dikilecek. Dolayısıyla ‘güvenlik’ esaslı yapılacak. Anayasa yerine sanki emniyetin genelgesi sipariş veriliyordu. O da olmayan saçlarını ve başını yolarak, istenileni yaptı. Onlara göre; halkına dayatmanın adı, halkoyuna sunmaktır. Nitekim, öyle de oldu; yüzde 92 ile kabulünü zafer şeklinde ilan ettiler. Zavallı halk; başkaca bir alternatifi olmadan ve neye oy verdiğini bilmeden; bir an evvel askerî sargıdan kurtulabilmek (!) için, kelimenin tam anlamıyla; denize düşmüşçesine yılana sarılıyordu. Bugün bile, halkımızı koynunda yılanla yaşamaya mahkum eden bir zihniyetle karşı karşıya değil miyiz? Bu anayasanın üzerinde titreyenlere bakın ve tuhaf insanları görün!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT