BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Spor Basını’nın, Denizli’nin sağlığı ile imtihanı; sıfır!..

Spor Basını’nın, Denizli’nin sağlığı ile imtihanı; sıfır!..

Büyük geçmiş olsun sevgili Hocam, büyük geçmiş olsun!.. Ne kadar büyük bir tehlike atlattığını “yaptığın açıklama olmasa” doğru dürüst öğrenemeyecektik!..



Büyük geçmiş olsun sevgili Hocam, büyük geçmiş olsun!.. Ne kadar büyük bir tehlike atlattığını “yaptığın açıklama olmasa” doğru dürüst öğrenemeyecektik!.. Şaşıyorum; Türk spor basını, dahası, “Mustafa Denizli’nin hayati sağlık meselesi, sadece spor basınıyla sınırlandırılamayacağı için”, Türk basını nasıl ve neden bu hâllere düştü?.. Gazete haberlerinden, Mustafa Denizli hocamızın sağlığındaki gelişmeleri hatırlayalım: İlk haberler; “Kalp damarlarında problem, anjiyo olacak!..” Sonra; “Hayır kalp damarları değilmiş, mide ile kalp arasındaki damarlarda problem varmış!..” Bu arada; “Sten takıldı!..” Sonra; “ameliyat oldu” ve ameliyat eden doktor açıkladı; “Problem böbrek damarlarındaki genişleme imiş!..” Ve nihayet, sen, “antrenmana çıkacak kadar sağlığına kavuştuktan sonra” çıkıp şunları söylemesen; “ne olup bittiğini” ve de “tam olarak” nasıl öğrenecektik: “Sağlık durumum ile ilgili böyle bir problem yoktu. Abimi ve babamı prostat kanserinden kaybettim. Bu konu ile ilgili kontrole gittim ama böbrek damarımda sıkıntı olduğu ortaya çıktı. Ameliyat olduğum damarımın 2.8 mikron olması gerekiyormuş. Tehlike sınırının 5 olduğunu öğrendim. Bende ise 5.8 çıktı. Bu tabi tehlikenin de üzerinde bir sonuç.” Ülkenin “en ünlü, en başarılı” iki teknik direktörünün biri, “son 15 gün içinde”, üstelik “hayati önem taşıyan” bir sağlık problemi yaşıyor, her gün ülkenin en büyük gazetelerini “didik didik okuyan” ben bile, “ne olup bittiğini” ancak ameliyattan sonra, doktorların, dahası “kendisinin” açıklamaları ile “tam olarak” öğrenebiliyorum; bu nasıl iştir?.. Mustafa Denizli Hocama bir defa daha “büyük geçmiş olsun” derken, düşünüyorum: Acaba, “bütün gazetecilik damarları genişlemiş” ve adeta “laçka olmuş” spor basınımıza nasıl bir ameliyat yapmamız gerek, kaç sten takmalıyız?.. Dahası da var; “Ülkenin en ünlü spor hocalarından biri” bile “sağlığı konusunda bu kadar vurdumduymaz davranır” ve o “lanet olası” sigarayı bırakamazsa ve de kulüpler, “hocalarını bile muntazaman sağlık kontrolünden geçirmezse”, sporcularımızın, futbolcularımızın “sık sık sakatlanmalarından ve de sakatlıklarının çok uzun sürmesinden” nasıl şikâyetçi olabiliriz?.. Kulüplerin sağlık kurullarındaki “teşhis-tedavi-ameliyat” hataları, “sporcuları iğne ile sahaya çıkarılmaları, iğne ile oyuna devam etmelerinin sağlanması” ile başlayan “Hipokrat yemini erozyonu”, ne yazık ki, “hocalarımızın sağlığını” bile tehdit eder duruma gelmiş bulunuyor; işte Mustafa Denizli örneği!.. Peki, bu “acı tablo karşısında”, biz “spor basını” olarak ne yapıyoruz?.. Mevsim başından bu yana, mesela “sadece Süper Lig’de futbolcuların sakatlıklarının kaç tanesinin, darbelerden, kaç tanesinin başka sebeplerden, iyi antrenman yapmamaktan, saha zeminlerinin kötülüğünden, özel hayata dikkat etmemekten meydana geldiğini” araştıran bir tane spor yazarımız var mı?.. “Hafif sakatlıkların ciddi hâle gelmesinde” acaba “iğne ile oynatılmanın rolü” nedir; “bu durumda kaç tane futbolcu var” diye araştıran, soran, sorgulayan ve “haber yapan” bir tane spor yazarımız neden çıkmıyor?.. Kulüplerin sağlık kurullarının “hatalı teşhis ve hatalı tedavileri sonucu”, futbol hayatları “tehlikeye giren”, hatta “biten” sporcularla ilgili bir araştırmayı neden yapmıyoruz, yapamıyoruz?.. Neden, her gün “Hagi mi iyi, Alex mi” ya da “Arda, Messi ile mukayese edilir mi, edilmez mi” polemiklerine sütun sütun yer ayırır, TV ekranlarında tartışırken, “ülke sporunun bu belki de en önemli meselesi olan” sağlık konusunda, hiç olmazsa haftada “ciddi” birkaç yazı, birkaç yorum (Sağlık konusunda hem de istikrarlı olarak bilimsel yazılar yazan Turgay Renklikurt Hocam hariç; ona şükran borçluyuz) okumuyoruz, duymuyoruz?.. Duyar gibi oluyorum; “Hadi canım bunları kim okur?..” Ve de devam; “Bizim takımın penaltısı neden verilmedi, formadan çekmeğe penaltı verilmez mi; o formanın içinde futbolcu yok mu?..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT