BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Artık, yalnız değilim” derken...

“Artık, yalnız değilim” derken...

“Arkalarından o kadar ağladım ki... Kim bilir onu bir daha ne zaman görebilecektim? ‘Artık yalnız değilim’ derken tekrar yapayalnız kalmıştım. Onunla telefonda görüşüyorduk. Gayri hayatımda tek arkadaşım bana hediye ettiği kitaplardı...”



Kurs başladıktan üç ay sonra bir arkadaş gelmişti. Üç ay önce evlenmiş. Eşi de İhlâs Öğrenci Yurtlarında İdari bir görevdeymiş. Hareketleri, konuşma şekli, din gayreti beni o kadar etkilemişti ki... Aslında yaşıt sayılırdık. Ama onun ahlakı nerde ben nerde? Daha sonra kalpten öyle çok bağlandım ki ona, anlatamam. Çünkü tam da manevi bir arayış içindeyken Rabbim onu çıkardı karşıma. Önce Hakikat Kitabevi’nin yayınladığı kitaplardan hediye etti. Öyle bir şevk ile okuyordum ki kitapları... Çünkü genç kız olmama rağmen güzel dinimiz adına doğru dürüst bir şey bilmiyordum. Onunla dolu dolu üç aya yakın bir arkadaşlık süremiz oldu. Daha sonra eşinin İstanbul’a tayin olması sebebiyle ayrılması gerektiğini öğrendim. Tek kelimeyle yıkıldım. Çünkü o arkadaş, benim için hep bir modeldi. Onun ahlakı, dine hizmet eden mübarek insanlara olan sevgisi beni çok etkiliyordu. Bir yandan onun anlattıklarını, bir yandan verdiği güzelim dinî eserlerden okuduklarımı anlamaya ve yaşamaya çalışıyordum. Artık isyankârlığı bir yana bırakıyor aksine Rabbime, verdiği nimetler için şükrediyor, ibadetlerimi elimden geldiğince yapmaya çalışıyordum. Osman Ünlü Hocamızın sohbetlerinin tiryakisi olmuştum. Arkadaşım geçtiğimiz sene ailece İstanbul’a yerleştiler. Arkalarından o kadar ağladım ki... Kim bilir onu bir daha ne zaman görebilecektim? Tam “Artık yalnız değilim” derken tekrar yapayalnız kalmıştım. Onunla telefonda görüşüyorduk. Gayri hayatımda tek arkadaşım bana hediye ettiği kitaplardı... Sanki o kısacık arkadaşlık, benim manevi yönden kendimi tamamlamam ve yepyeni bir hayata merhaba demem içindi. Ailemin üzerimdeki baskısı arttıkça, manevi olarak kendime sabır ve teselli yolları arıyor, İslam büyüklerinin ruhaniyetinden istimdat istiyordum. Her neye meylederseniz gündüz hayalinizde gece düşünüzde dedikleri gibi ben de kendimi, öğrendiğim ve yaşamaktan zevk aldığım bu manevi ortamdaki huzur ile aşmaya, ailemin verdiği sıkıntı ve stres dolu anlarımı bu huzurun verdiği sabır ve tevekkülle gidermeye çalışıyordum. Bir gün bir rüya gördüm. Rüyamda, o kitapların yazarı olan mübarek İslam âliminin teveccühüne kavuşmuştum. Bu ne büyük bir lütuftu... Daha sonra yengem ve ablam da rüyalarında beni üzmemeleri konusunda ikaz edilmiş, uyarılmışlar. Bunu kendileri söylediği için biliyorum. İkisi de farklı zamanlarda gelip ağlaya ağlaya rüyalarını anlattılar ve benden helallik istediler. Ben de kendilerine bana tavsiye edilen güzel dinimizi anlatan bu dini eserleri tavsiye ettim. Allahın dostlarını sevmeyi, Allahın düşmanlarını Allah rızası için sevmemeyi, buna “hubb-i fillah” ve “buğd-i fillah” denildiğini dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım. Bursa’da on yılı aşkın bir zaman yaşamama rağmen geriye dönüp baktığımda manevi yönden kayda değer bir hayatım yoktu. Ama “Ben niye buradayım?” diye önceleri istemediğim Bolu’da hiç aklıma gelmeyen, aklımın ucundan geçmeyen, bin yıl düşünsem de aklıma gelmeyecek güzelliklere kavuşmuştum. Bundan sonra Rabbime duam hep bu... Allah’ım bana, bilmediklerimi öğretecek, güzel dinimizi anlatan kitapları okumuş, Müslümanlığı kabul eden, İslam âlimlerinin sevgisini kalbinde yaşayan ve yaşatan bir hayat arkadaşı nasip et... Bana iman nimetini veren ve bu yolu tanımayı nasip eden Rabbime şükrediyor ve bütün bu güzellikleri tanımama vesile olan arkadaşıma da günde beş vakit dua ediyorum. Allah herkese böyle güzel arkadaşlar nasip etsin. Rumuz: “İsim vermeyin”-Bolu > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT