BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Elbeye çimene kavuştu

Elbeye çimene kavuştu

O, Elbeyi (İlbeyi) idi, Elbeye dediler, nüfus memurunun ihanet gibi gafleti sonrası...



O, Elbeyi (İlbeyi) idi, Elbeye dediler, nüfus memurunun ihanet gibi gafleti sonrası... Ama o insanlığı, mertliği, iç güzelliğini tamamlayan dış güzelliğiyle elbeyi, gönül beyi, dağların beyi, yörük beyi olduğunu herkese gösterdi. Adam gibi, bey gibi yaşadı ve çok sevdiği çimenlerin altında asıl mekanına kavuştu. Yüce Mevlam gani gani rahmet eylesin, yakınlarına sabırlar, dayanma gücü versin. 1967 doğumlu Elbeye, 1990’da başaltı birincisi oldu ve 1991’den sonra er meydanlarında baş güreşlerde fırtına gibi esmeye başladı. Baştaki ilk yılında yarı finalde Ahmet Taşçı‘ya kaybederek üçüncü oldu. Bu güreş, on yıl devam edecek bir fırtınanın başlangıcı oldu. On yıl boyunca Taşçı ve Elbeye, Kırkpınar er meydanında anlatılmaz güzellikler yaşattılar, destansı bir mücadele ortaya koydular, ikisinin yaptıkları güreşler Kırkpınar’ın unutulmazları arasında yer aldı. Hatırladığım kadarıyla Kırkpınar er meydanı Cumhuriyet döneminde böyle uzun soluklu başka bir mücadeleye, merdane rekabete şahit olmadı. Taşçı ile Elbeye on yıl boyunca bize, Aliço-Arnavutoğlu, Aliço-Koca Yusuf, Koca Yusuf-Mümin Hoca, Mümin Hoca-Adalı Halil ve Adalı Halil-Kurtdereli Mehmet rekabetinin güzelliğini yaşattılar. Elbeye, 1994 ve 1998’de Ahmet Taşçı‘yı yenerek iki defa Kırkpınar birincisi olduktan başka bir defa ikinci, bir defa üçüncü, iki defa dördüncü oldu. 2007’de son defa çayırda güreşti. 2008’de kule hakemliği yaptı. Bu onu er meydanlarından son görüşümüz oldu. 2009’da beyin ameliyatı olması sebebiyle Kırkpınar’a gelemedi. Ve en son olarak gönüllere ölüm haberi geldi. Anlatılmaz güzellikte peşrev çıkarırdı; kartal gibi kanat çırpar, süzülür, kurt gibi rakibine atılır, küheylan gibi şaha kalkar, ok gibi hedefe varır, Türk oğlunun Türkistan’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan da Rumeli’ne akışını canlandırırdı. Ölümü bilene nice mesajlarla dolu. Yüzlerce defa peşrev sırasında toprağa, çimene dokundurduğu elini başına götürmüş, “Ey pehlivan gücün, kuvvetin, ustalığınla mağrur olma, topraktan geldin, yine toprak olacaksın. Sahip olduğun nimetlerin, ömrünün her saniyesinin hesabını vereceksin” manasını yaşamış, bunu gönlüne nakşetmişti. Ölümü de bu mananın, “Ölüm; güçlü, bey, paşa, zengin, bilgin, profesör dinlemez. Hiç yenilmez, bütün baş pehlivanları yenen bir baş pehlivandır” gerçeğinin bir daha meydana çıkışına sebep oldu. Şu yeryüzü er meydanı, Gönül sevmez her meydanı, Yüreksize yorgan döşek, Koç yiğide ver meydanı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT