BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yayınlansın mı, yayınlanmasın mı?

Yayınlansın mı, yayınlanmasın mı?

Son günlerde, her akşam TV kanallarının haber programlarında seyrettiğimiz vahşet görüntülerinden her birimiz dehşet içinde, ortadaki gerçeğin idrakıyla kafa ve ruh travmaları geçiriyoruz.



Son günlerde, her akşam TV kanallarının haber programlarında seyrettiğimiz vahşet görüntülerinden her birimiz dehşet içinde, ortadaki gerçeğin idrakıyla kafa ve ruh travmaları geçiriyoruz. Daha önce geçirdiğimiz deprem felaketi ve İstanbul’da gerçekleşeceği söylenen bir deprem ihtimaliyle zaten tam sağlıklı bir ruh hali içinde olduğumuz söylenemez. Her sabah hayat mücadelesine sürekli işkenceye maruz kalanlarda görülen korku ve dehşet duygularının çökerttiği bir moralle başlıyoruz. Bu kadarı yetmiyor, şimdi de Hizbullah terör örgütünün “işkence kasetleri yayınlansın mı, yayınlanmasın mı?” tartışmaları başlatılıyor. Neymiş efendim, demokrasilerde yöneticilerin görebildiği her şeyi yurttaşlar da görebilme hakkına sahiplermiş! Sanırsınız ki ortada şimdiye kadar hep şeffaflık söz konusu olmuş, halk her konuda anında bilgilendirilmiş de bir tek işkence kasetlerinin yayınlanmasında tereddüte düşülmüş gibi... Bir TV muhabiri elindeki mikrofonu vatandaşlara uzatıp soruyor: “Kasetler yayınlansın mı, yayınlanmasın mı?” Çoğu: “Şimdiye kadar gördüklerimizden zaten gerisini tahmin edebiliriz, yayınlanmasın!” diyor. Pek azı: “Yayınlansın” diye görüş beyan ediyor. Dikkat ettim, “Yayınlansın” diyenler, ya “Zaten kan revan görmeğe alışkınız, o da olsun!” dercesine doğal bir tavır, ya da sadistçe bir katılık ve netlik sergiliyor. Bazıları, yayınlama yetkisi ve sorumluluğunun sadece gazetecilerde olması gerektiğini savunuyor; “Şiddet, önemli bir haberin vazgeçilmez unsuruysa yayınlanmalıdır” diyor. Yani bu demektir ki, reyting uğruna her gün naylon torbalarda taşınan insan artıkları ve masaya dizilen kuru kafalar yerine tekrar tekrar işkence sahneleri göreceğiz... İnsaf! Ya hep tehlike sinyalleri veren toplum sağlığı? Ya şimdiye kadar gördükleri yüzünden her gece uykularında sıçrayan çocuklar? Ya dışarıya karşı görüntümüz? Ya turizme vuracağı balta? Bunlar niye düşünülmüyor? Psikologlar, sosyologlar niçin suskun? Gördüğüm kadarıyla kasetlerin yayınlanıp yayınlanmama tartışması sadece gazetecilik ve “sansür” çerçevesi içinde yapılıyor. Sağlık üzerinde etkileri, psikolojik ve sosyolojik yönleri gözardı ediliyor. Hasılı, 2000’li yılların başında hal-i pür melalimiz yine içler acısı! Her zaman söyledim, yine de söylüyorum, bir türlü kendimize gelip feraha erişemeyişimizde her birimizin sorumluluk payı var. Artık sorumluluklarımızın idraki içinde olalım. Malum tartışma eğer bir ankete dönüşücekse şahsi düşüncemi “YAYINLANMASIN” şeklinde özetliyorum. Ortadaki dehşetin gerisini ürpertiler içinde zaten tahayyül edebiliyoruz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT