BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hediyem...

Hediyem...

Bugün iki hikâye özeti var size, her ikisi de sevgi ve hediye üzerine. Biri O. Henry’den “Armağan”, diğeriyse Hazret-i Süleyman zamanından:



Bugün iki hikâye özeti var size, her ikisi de sevgi ve hediye üzerine. Biri O. Henry’den “Armağan”, diğeriyse Hazret-i Süleyman zamanından: * Kadın, aylardır kuruşları toplayarak biriktirebildiği 1 dolar 87 sente bakar. Hediye günü gelmiştir ama o çaresizdir. Büyük tutkuyla birbirine bağlı olduğu bu çift, halısı bile olmayan şu evde yaşamaktadırlar. Güzel kadın saçlarını çözer. Sarı bir şelale gibi beline dökülen saçları ipek bir elbise gibi vücudunu sarar. Bu yoksul evinde iftihar ettikleri iki şey vardır zaten. Biri sevdiği adama büyükbabasından kalan altın saat, diğeri de kendisinin altın saçları... Tam o sırada, ayna karşısında durur. Karar verir! Gözyaşlarını bile silmeden dışarı koşar. Az sonra, kesilmiş saçları bir başka eldedir. Kendi eline geçen 20 dolarla da kocasının saatine platin bir zincir almıştır. Kadın, yeni halinin beğenilmesi için dualar etmektedir. Sevilen adam nihayet gelir. Dünya güzeli saçların kesildiğini görünce ne yapacağını bilemez! Çünkü o da, âşığı olduğu eşinin saçları için; uzun süredir rüyalarını süsleyen bir çift kıymetli tarağı almıştır... Ama, kendi saatini satarak! * Bir işe yaramasa bile bu hediyelerin ardındaki sevgiyi anlatan diğer hikâye ise şu: Süleyman aleyhisselam hükümdar olduğunda, zengin insanlar ve güçlü hayvanlar hediye götürme kuyruğu oluşturur. Aralarına bir de karınca karışmıştır. Yüklendiği çekirge bacağını güçlükle taşımaktadır. Bu kopuk bacağın; yeryüzündeki bütün mahlûkların hükümdarına götürüldüğünü işitenler gülüşürler. Ama karınca ne yaptığından emindir: -Herkes gücü yettiği hediyeyi götürür, der. Zaten oradaki listeye “hediyelerin neler olduğu” yazılmayacak ki. Ben, kendi ismimi “hediye getirenler, sevgisini gösterenler listesine” yazdırmaya gidiyorum!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT