BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir ciğerin öyküsü -II-

Bir ciğerin öyküsü -II-

Bir ciğer yarasının hikâyesini yazmaya devam ediyorum... Devrim denildiğinde başka ülkelerde ne anlaşıldığı belli, bizde ise akla sadece askerî darbe geliyor... 15 gün boyunca yaşadığım hastalık serüvenini geçen yazıda dile getirmiştim... 5 Şubat Cuma sabahı Yedikule Göğüs Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Sedat Altın’a gittim... Filme baktı ve hemen yatmamı ve oradaki kütleyi almamız gerektiğini söyledi... Branşında çok uzman biri olduğunu ve olağanüstü güven verdiğini de belirtmeliyim...



Bir ciğer yarasının hikâyesini yazmaya devam ediyorum... Devrim denildiğinde başka ülkelerde ne anlaşıldığı belli, bizde ise akla sadece askerî darbe geliyor... 15 gün boyunca yaşadığım hastalık serüvenini geçen yazıda dile getirmiştim... 5 Şubat Cuma sabahı Yedikule Göğüs Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Sedat Altın’a gittim... Filme baktı ve hemen yatmamı ve oradaki kütleyi almamız gerektiğini söyledi... Branşında çok uzman biri olduğunu ve olağanüstü güven verdiğini de belirtmeliyim... Daha sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı dostum Prof. Dr. Özgün Enver’e gittim... Beni, dekan yardımcısı ve Cerrahpaşa Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Sema Umut’a gösterdi... Ve fakültede PET/BT sistemiyle kanser taraması yaptırdı... Sonuç, temiz denildi... * ‘Temiz’ diyorlardı ama tedavi süreci ile ilgili kimse rahatlatıcı bir açıklama da yapmıyordu... İş adamı dostum Erdoğan Demirören, 7 Şubat Pazar günü İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Feyza Erkan ile evinde buluşturdu bizi... Feyza Hanım raporları ve filmleri inceledi... Genzime yabancı bir cismin kaçtığını ve bunu da Florence Nightingale Hastanesinde Prof. Turhan Ece‘nin yapabileceğini söyledi. Şişli Belediye Başkanı dostum Mustafa Sarıgül de halimden haberdar olunca âdeta hastaneyi alarma geçirdi ve bizi hocayla buluşturdu... Samatya Hastanesi Başhekimliğinden beri tanıdığım hastanenin genel koordinatörü Dr. Mücahit Bey de bize eşlik etti... Prof. Turhan Hoca da film ve raporları inceledi ve aynı teşhisi koydu. Yabancı bir cisim yutmuş gibi gözüküyorsun dedi... Prof. Turhan Hoca kararı verdi, 12 Şubat’ta Çapa Tıp Fakültesi’nde operasyon yapıldı ve o yabancı cisim alınarak patolojiye gönderildi.... Sonucu yarın belli olacak... * 12 Şubat Cuma sabahı... Önce hocamızın başucunda dua ettikten sonra kendi adımın yazıldığı aile kabristanına geçerek boş kabre bakıp durdum... ‘Ölmeden ölünüz’ hadis-i şerifine uyarak öldüğümü düşündüm... Kendime de dua ettim... Eninde sonunda o kabre girecektik ama mesele yüreği temiz, başı dik ve imanı muhafaza ederek gitmekti... Ardından Eyüp Sultan’da sabah namazını kılıp ve o mübareğin huzurunda dualar ettikten sonra Çapa Tıp Fakültesi’nde Prof. Dr. Turhan Hocaya gidip teslim olduk... Çapa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahi servisi doktorları ve anestezi doktorları ve sağlık personelinin gayretlerini unutmak mümkün değil... Sabahın o erken saatinde hastaneye gelerek ve operasyonun bitimine kadar bekleyen Şişli Belediye Başkanı ve Türkiye Değişim Hareketi Lideri dostum Mustafa Sarıgül ile İstanbul Üniversitesi eski Rektörü dostum Prof. Dr. Mesut Parlak hocama da ne kadar teşekkür etsem azdır... * Tabii ki, en büyük duayı, teselliyi ve manevi desteği Enver Ağabeyden gördüğümü de ifade etmeliyim... 9 Şubat akşamı telefonda konuşurken bir ara düşündüm ki kendisinin de bir gün sonra doğum günüydü... Yine İhlas Holding Genel Müdürü Ahmet Mücahid Ören ağabeyin verdiği desteğe ayrıca teşekkür etmeliyim... Neler yaşadığımı ve zor günde hangi dostların yanımda olduğunu ve bunun önemini ise salı günkü yazımda anlatacağım...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT