BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulan “Faili Meçhuller”

Unutulan “Faili Meçhuller”

Fâili meçhul cinayetlere kurban giden aydınların aileleri omuz omuza verdi, bir platform oluşturdu. Eşler, evlâtlar, kardeşler... Kaybettikleri yakınlarının acısı hâlâ içlerinde. Ama daha da acı olanı fâillerin meçhul kalması. Bunun ölümden bile daha fazla incitici, yaralayıcı bir tarafı olduğunu anlıyorum. Umarım, bu çırpınışları sonuçsuz kalmaz. Peki, televizyon haber bültenlerinde her gün saat başı gördüğümüz, gazetelerde her gün okuduğumuz isimler sizce “listenin” tamamı mı? Bu haberlerde, bu fotoğraflarda, bu görüntülerde, bu tabloda eksiklik yok mu? Son otuz-kırk yılın suikastlarını düşündüğümüzde...



Fâili meçhul cinayetlere kurban giden aydınların aileleri omuz omuza verdi, bir platform oluşturdu. Eşler, evlâtlar, kardeşler... Kaybettikleri yakınlarının acısı hâlâ içlerinde. Ama daha da acı olanı fâillerin meçhul kalması. Bunun ölümden bile daha fazla incitici, yaralayıcı bir tarafı olduğunu anlıyorum. Umarım, bu çırpınışları sonuçsuz kalmaz. Peki, televizyon haber bültenlerinde her gün saat başı gördüğümüz, gazetelerde her gün okuduğumuz isimler sizce “listenin” tamamı mı? Bu haberlerde, bu fotoğraflarda, bu görüntülerde, bu tabloda eksiklik yok mu? Son otuz-kırk yılın suikastlarını düşündüğümüzde... Gün Sazak, 1980’de öldürüldü. Gümrük ve Tekel Bakanı’ydı. İlhan Darendelioğlu, 1979’da öldürüldü. Milletvekili, gazeteci. Toprak dergisinin sahibiydi. İsmail Gerçeksöz, 1980’de öldürüldü. Orta Doğu gazetesi başyazarı, şair. Kemal Fedai Coşkuner, 1979’da öldürüldü. Gazeteci, yazar. İlk aklıma gelen, sivrilmiş isimler bunlar. Hepsi de siyasî yelpazenin “sağında.” Hepsi de karanlık cinayetlere kurban gitti. Hepsi de unutuldu. Kırk yaş altı vatandaşlar ihtimal “bunlar da kim?” diyecek. Doğrudur, hiçbir yerde adları geçmezse bunlar da kim? Bu isimlerin soyları sopları, nesilleri kesildi mi ki adlarını anan yok? Onların eşleri, evlâtları bu cinayetlerin aydınlatılması için neden seslerini çıkarmıyorlar? Medyada bu isimler o kadar unutuldu ki bu insanlar sanki Türkiye’de yaşamadılar. Öldürülmediler. Sanki böyle birileri yoktu! Bu kesif nisyan beni çok rahatsız ediyor. Bu kadar taraflı davranılmasını kabullenemiyorum. Bu isimlerin yakınlarına mikrofon uzatan bir gazeteci yok mu? Onlarla görüşüp hâlet-i ruhiyelerini kamuoyuna duyuran, adalet ve eşitliğe değer veren bir gazeteci? Var da kendileri mi konuşmak istemiyor, söz birliği etmişçesine susuyorlar? Peki, neden? Tabiî kastettiğim her yere ulaşan -Amerika’ya da ulaşan- büyük haber medyası. Belki ülke içindeki küçük çaplı yayın organlarında onlar da anılıyordur, ama belli başlı ve etkili kanallarda, gazetelerde bu isimler asla geçmiyor. Bu kadar vefasızlığı hak etmişler miydi? Fâili meçhul cinayetlere kurban giden aydınların aileleri toplandığında bu isimlerin yakınlarının da orada olması gerekirdi. Karanlıkların aydınlatılmasına çalışılıyorsa, toplumun kutuplaşmasının önüne geçilmeye çalışılıyorsa siyasî yelpazenin bütününü görmek zorundayız. Yoksa tam bir aydınlık sağlamak, toplumsal barışı ve adaleti tesis etmek mümkün olmayacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT